104. Teknik : Tüm algılar kısıtlıdır

by admin

Ey Shakti, her özel algı kısıtlıdır, kadiri mutlakta kaybolur.

Ne görürsek görelim kısıtlıdır, ne hissedersek hissedelim kısıtlıdır, tüm algılar kısıtlıdır. Ama farkına varırsan, o zaman kısıtlı olan her şey kısıtsızın içinde kaybolur. Gökyüzüne bak. Onun sınırlı bir parçasını görürsün, gökyüzü sınırlı olduğundan değil, senin gözlerin kısıtlı olduğundan, odağın kısıtlı olduğundan. Ama eğer bu kısıtların odak yüzünden, göz yüzünden olduğunun, gökyüzünün sınırlı olmadığının farkına varırsan, o zaman sınırların sınırsızın içinde eridiğini görürsün. Yoksa varoluş sınırsızdır, her şey başka bir şeyin içinde erimektedir. Her şey sınırlarını kaybetmektedir, dalgalar her an okyanusun içinde kaybolmaktadır… Ve hiçbir şeyin sonu yoktur, başlangıcı yoktur. Her şey aynı zamanda başka her şeydir.

Kısıtlamalar bizim tarafımızdan yaratılır. Bizim yüzümüzden, çünkü biz sonsuzu göremeyiz, böleriz. Her şeyde yapmışızdır bunu. Evinin çevresine bir çit örersin ve ‘Bu arazi bana ait, çitin ötesi başkasının arazisi,’ dersin. Ama derinlerde, senin arazin ile komşunun arazisi birdir. Çit sırf senin yüzünden vardır. Arazi bölünmüş değildir, komşular ve sen bölünmüşsün… Zihnin yüzünden.

Uluslar zihin yüzünden bölünür. Bir yerde Hindistan sona erer ve Pakistan başlar, ama birkaç sene önce Pakistan’ın şimdi olduğu yer Hindistan’dı. O zamanlarda Hindistan Pakistan’ın bugünkü sınırlarına kadar devam ediyordu. Ama şimdi Pakistan bölündü, bir engel var. Ama arazi aynı.

Hindistan ve Pakistan bölündüğü zaman olan bir olay duydum. Hindistan ile Pakistan’ın tam sınırında bir tımarhane varmış, bir akıl hastanesi. Tımarhanenin nerede, Pakistan’da mı, yoksa Hindistan’da mı kalacağı konusunda politikacılar fazla endişelenmiyorlarmış, ama oranın şefi çok endişeleniyormuş. Bu yüzden tımarhanenin nerede kalacağını, Hindistan’da mı, yoksa Pakistan’da mı kalacağını sormuş. Delhi’den biri tımarhane sakinlerine, delilere sormasını ve nereye gitmek istediklerinin oylanmasını söylemiş.

Deli olmayan tek adam şefmiş ve açıklamaya çalışmış. Tüm delileri bir araya toplamış ve demiş ki: ‘Artık size kaldı, nereye isterseniz gidebilirsiniz. Hindistan’da kalmak istiyorsanız Hindistan’ı seçebilirsiniz. Pakistan’da kalmak istiyorsanız Pakistan’ı seçebilirsiniz.’ Ama deliler demiş ki: ‘Biz burada kalmak istiyoruz. Biz hiçbir yere gitmek istemiyoruz.’ Adam açıklamaya çalışmış. Demiş ki: ‘Burada kalacaksınız. Endişelenmeyin. Siz burada kalacaksınız, ama hangi tarafta kalmak istiyorsunuz?’ Deliler demiş ki: ‘İnsanlar bize deli olduğumuzu söylüyor, ama sen daha deli görünüyorsun. Burada kalacağını ve bizim de burada kalacağımızı söylüyorsun. Burada kalacaksak neden nereye gideceğimiz konusunda endişelenelim?’

Şef, olan biteni nasıl açıklayacağını bilememiş. Tek bir yol varmış. Bir duvar dikip tımarhaneyi iki eşit parçaya ayırmış. Bir taraf Hindistan olmuş, diğer taraf Pakistan. Ve bazen Pakistan tımarhanesindeki delilerin duvarın üzerinden atladığı, Hindistan tımarhanesindeki delilerin de duvarın üzerinden aştığı ve bütün bunlar konusunda kafalarının hala karışık olduğu anlatılır. ‘Biz aynı yerdeyiz, ama sen Pakistan’da kaldın, biz Hindistan’da kaldık ve kimse hiçbir yere gitmedi!’

O deliler anlayamıyor, asla anlayamayacaklar, çünkü Delhi ve ve Karaçi’de daha büyük deliler var.

Biz bölüp duruyoruz. Yaşam, varoluş bölünmüş değildir. Tüm sınırlar insan elinden çıkmıştır. Onlar için deli olmazsan faydalıdırlar ve eğer onların yapay olduğunu, insan yapımı, faydacı olduğunu, gerçek olmadığını, doğru olmadığını, yalnızca mit olduklarını biliyorsan işe yararlar, ama daha derine gitmezler.

Ey Shakti, her özel algı kısıtlıdır, kadiri mutlakta kaybolur.

Bu yüzden, ne zaman kısıtlı bir şey görsen, ötede sınırın kaybolduğunu, kısıtın kaybolduğunu daima hatırla. Her zaman öteye, öteye bak.

Bunu bir meditasyon kılabilirsin. Bir ağacın altında otur ve bak ve görüş açına ne girerse girsin, sen ötesine git, ötesine bak ve hiçbir yerde durma. Sen bu ağacın nerede eridiğini bul. Bu ağaç, bahçendeki bu küçük ağaç içinde tüm varoluşu taşıyor. Her an eriyor. Yarın güneş doğmazsa, bu ağaç ölür, çünkü bu ağacın hayatı güneşin hayatına bağlıdır. Aralarındaki mesafe çok büyüktür… Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşması on dakika alır. On dakikalık zaman çok uzundur, çünkü ışık muazzam bir hızda hareket eder. Işık saniyede yüz seksen mil gider ve ışığın güneşten bu ağaca erişmesi on dakika alır. Mesafe muazzamdır, engindir. Ama güneş yok olsa, ağaç hemen kaybolur. Onlar birlikte varlar. Ağaç her an güneşin içinde eriyor ve güneş ağacın içinde eriyor. Her an güneş ağaca giriyor, onu canlandırıyor… Bilim daha diğer şeyleri bilmiyor, ama din bir başka şeyin daha olduğunu söylüyor… Çünkü yaşamda hiçbir şey karşılığı olmadan var olamaz. Güneş ağaca yaşam veriyorsa, ağaç da güneşe yaşam veriyor olmalı, çünkü yaşamda her zaman bir karşılık vardır ve enerji eşitler. Ağaç güneşe yaşam veriyor olmalı. Onlar birdirler. O zaman ağaç kaybolmuştur, sınır kaybolmuştur.

Nereye bakarsan bak, öteyi ara ve hiçbir yerde durma. Git, git, git, ta ki zihnini kaybedene kadar, ta ki tüm kısıtlı düzenlerini kaybedene kadar. Aniden aydınlanacaksın. Tüm varoluş birdir. Hedef o birliktir. Ve aniden zihin düzenden, kısıtlardan, sınırlardan bıkar… Ve sen öteye gitme konusunda ısrar ettikçe, sen onu öteye, daha öteye çekmeye devam ettikçe, zihin kayar, aniden düşer ve sen varoluşa engin bir birlik olarak bakarsın, her şey bir diğerinde erir, her şey bir diğerine dönüşür.

Ey Shakti, her özel algı kısıtlıdır, kadiri mutlakta kaybolur.

Bunu bir meditasyon kılabilirsin. Bir saat otur ve düşün. Hiçbir yerde sınır yaratma. Sınır ne olursa olsun, sen öteyi bulmaya çalış, git ve gitmeye devam et. Kısa süre sonra zihin yorulacaktır, çünkü zihin sınırsızla baş edemez. Ancak sınırlı ile ilişki kurabilir. Sınırsızla ilişki kuramaz: Sıkılır, yorulur ve ‘Yeter, artık dur!’ der. Ama durma, gitmeye devam et. Bir an gelecek, zihin geride kalacak ve yalnızca bilinç gitmeye devam edecektir. O anda birliğin, ikiliksizliğin aydınlığını yaşayacaksın. Hedef budur. Bu bilincin en yüksek zirvesidir. Ve bu insan zihni için mümkün olan en büyük esrikliktir, en derin mutluluktur.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment