112. Teknik : İçindeki sonsuz uzaya gir

by admin

Desteksiz, ebedi, kıpırtısız, uzama gir.

Desteksiz, ebedi, kıpırtısız, uzama gir. Bu teknikte uzayın üç niteliği verilmektedir. Desteksiz: Uzayda destek olamaz. Ebedi: Uzay sona eremez. Kıpırtısız: Uzay sessizdir. Bu uzama gir, o senin içindedir.

Ama zihin hep destek ister. İnsanlar bana geliyor ve hep onlara, ‘Sessizce, kapalı gözlerle otur ve hiçbir şey yapma,’ dediğimde onlar, ‘Bana biraz avalamban, biraz destek ver. Destek olarak bir mantra ver, çünkü oturamıyorum,’ diyorlar. Yalnızca oturmak zordur. Onlara bir mantra verirsem sorun olmaz. Mantrayı tekrarlar dururlar. O zaman kolaydır. Destekle, asla boş olmazsın, işte bu yüzden kolaydır. Bir şey devam etmelidir, bir şey yapıyor olmalısın. Yaparken, yapan kalır. Yaparken, sen dolu olursun. Aumkar, Aum, Ram, İsa, Ave Maria, herhangi bir şeyle dolu olabilirsin… Herhangi bir şeyle dolu olabilirsin, ama dolusundur. O zaman sorun olmaz. Zihin boşluğa direnir. O hep başka bir şeyle dolu olmak ister, çünkü ancak dolarsa var olabilir. Bir şeyle dolu olmazsa kaybolur. Boşlukta zihinsizliğe erişirsin. İşte bu yüzden zihin destek ister.

İçsel uzama girmek istiyorsan destek isteme. Her tür desteği, mantrayı, tanrıyı, yazmayı, sana destek veren her şeyi bırak. Desteklendiğini hissediyorsan, bunu bırak ve içeriye git… Desteksiz. Korku verici olacaktır; korkacaksın. Tamamen kaybolabileceğin bir yere gidiyorsun. Geri dönemeyebilirsin, çünkü tüm destekler kaybolacak. Kıyı ile bağlantın kaybolacak ve bu ırmağın seni nereye götüreceğini kimse bilmiyor. Desteğin kayboldu. Sonsuz bir uçuruma düşebilirsin. Bu yüzden korku seni ele geçirir ve sen destek istersin. Sahte bir destek olsa bile ondan zevk alırsın. Sahte bir destek bile yardımcı olabilir. Çünkü zihin gerçek destek ile sahte destek arasında ayrım yapmaz… Destek olmalıdır, önemli olan budur. Yalnız değilsin, biri var ve seni destekliyor.

Bir kez bir adam geldi bana. Bir evde yaşıyordu ve orada ruhlar, hayaletler olduğunu hissediyordu. Ve çok endişeleniyordu. Endişeleri yüzünden hayaller görmeye başlamıştı. Endişeler yüzünden hastalanmış, zayıflamıştı. Karısı dedi ki: ‘Bu evde biraz daha yaşarsan ben gidiyorum.’ Çocukları bir akrabanın evine gönderildi.

Adam bana geldi ve şöyle dedi: ‘Artık çok zor oldu. Onları açıkça görüyorum. Gece yürüyorlar. Ev ruhlarla dolu. Bana yardım et.’ Ben de ona resimlerimden birini verdim ve dedim ki: ‘Bunu al. Artık o ruhlarla ben uğraşacağım. Sen sessizce uyu, hiç endişelenme. Gerçekten de, onlarla ben uğraşacağım, onların icabına bakacağım. Artık bu benim işim. Sen karışma. Artık senin ilgilenmene gerek yok.’ Adam ertesi gün geldi. Dedi ki: ‘Uyudum, çok güzeldi! Bir mucize yarattın!’

Ben destek vermek dışında hiçbir şey yapmamıştım. Destek sayesinde zihin dolar. Artık boş değildir; orada biri bulunmaktadır.

Sıradan yaşamda sen sahte desteklere dayanırsın, ama işe yararlar. Ve sen yeterince güçlenmediğin sürece onlara ihtiyaç duyacaksın. İşte bu yüzden bunun nihai teknik olduğunu söylüyorum… Desteksizlik.

Buda ölüyormuş ve Ananda ona sormuş: ‘Artık bizi terk ediyorsun, ne yapalım? Nasıl erişelim? Bundan sonra nasıl ilerleyelim? Usta gittikten sonra, biz ömürler boyunca karanlıkta gezineceğiz. Bize yol gösterecek, bize rehberlik edecek kimse olmayacak, ışık kayboluyor.’ Buda demiş ki: ‘Senin için iyi olacak. Ben yokken, sen kendi ışığın olacaksın. Yalnız hareket et, destek isteme, çünkü son engel destektir.’

Ve olmuş. Ananda aydınlanmış. Buda’nın yanında kırk sene yaşamış, en yakın müridiymiş, Buda’nın gölgesi gibiymiş, onunla hareket ediyor, onunla yaşıyormuş; onunla en uzun ilişkisi olan Ananda’ymış. Kırk sene boyunca Buda’nın sevecenliği üzerine yağmış… Kırk sene. Ama hiçbir şey olmamış. Ananda her zamanki gibi kalmış. Ve Buda’nın ölümünden sonraki gün, Ananda aydınlanmış… Ertesi gün, hemen ardından. Desteğin kendisi engelmiş. Buda artık yokken, Ananda destek bulamamış. Bu zordur. Bir buda ile yaşıyorsan, buda gittiğinde, kimse sana destek olamaz. Artık kimse tutunmaya değmez. Bir budaya tutunan biri bu dünyada başka hiçbir şeye tutunamaz. Tüm dünya ona boş gelir. Bir kez bir budayı ve onun sevgisini, sevecenliğini tanıyınca, o zaman hiçbir sevgi, hiçbir sevecenlik bununla karşılaştırılamaz. Bir kez bunun tadını alınca, başka hiçbir şey tatmaya değmez. Bu yüzden Ananda kırk seneden sonra ilk kez yalnız kalmış, tamamen yalnız. Destek bulmasının yolu yokmuş. O en yüksek desteği tanımış; daha düşük destekler işe yaramazmış. Ertesi gün aydınlanmış. İçsel uzama gitmiş, desteksiz, ebedi, kıpırtısız kalmış olmalı.

Bu yüzden unutma, destek bulmaya çalışma. Desteksiz ol. Bu tekniği deniyorsan, desteksiz ol. Krishnamurti’nin öğrettiği de budur: ‘Desteksiz ol. Bir ustaya tutunma. Bir yazmaya tutunma. Hiçbir şeye tutunma.’

Her ustanın yaptığı budur. Bir ustanın tüm çabası seni kendisine çekmek, senin ona tutunmaya başlamanı sağlamaktır. Sen ona tutunmaya başladığında, sen ona yaklaştığında, onunla yakınlaştığında, o zaman bu tutunmanın kesilmesi gerektiğini bilir. Ve artık başka bir şeye tutunamazsın… Bitmiştir. Başka birine gidemezsin… Bu imkansızdır. Sonra tutunmayı keser ve aniden desteksiz kalırsın. Başlangıçta acı vericidir. Ağlarsın, bağırırsın ve tüm benliğin kaybolmuşsun gibi hisseder. Acının en derin uçurumlarına düşersin. Ama oradan, desteksizce yükselirsin.

Desteksiz, ebedi, kıpırtısız, uzama gir.

O uzamın başı, sonu yoktur. Ve o uzam tamamen sessizdir. Hiçbir şey yoktur… Titreşen tek bir ses, tek bir dalga bile. Her şey kıpırtısızdır.

O nokta senin içindedir. Her an içine girebilirsin. Desteksiz olacak cesaretin varsa, bu an bile girebilirsin. Kapı açıktır. Davet herkesedir, bütün herkese. Ama cesarete gerek vardır; yalnız kalma cesareti, boş olma cesareti, çözülme ve erime cesareti, ölme cesareti. Ve eğer içsel uzamının içinde ölebilirsen, asla ölmeyen hayata erişirsin, amrit’e, ölümsüzlüğe erişirsin.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment