12. Teknik : Ağırlıksız olun

by admin

Bir yatak ya da koltuktayken, zihnin ötesinde, ağırlıksız ol.

Burada oturuyorsun. Ağırlıksız olduğunu hisset, hiç ağırlık yok. O ya da bu yerde ağırlık olduğunu hissedeceksin ama ağırlıksızlığı hissetmeye devam et. Bir an gelir, ağırlıksızlığı hissedersin, hiç ağırlık yoktur. Ağırlık olmadığında, artık bir beden değilsin çünkü ağırlık bedene aittir, sana değil. Sen ağırlıksızsın.

İşte bu yüzden pek çok deney yapılıyor. Biri ölüyor. Dünyanın her yerinden pek çok bilimi adamı ölen adamı tartıyor. Küçük bir fark varsa, adam canlıyken ağırlık daha fazlaysa ve adam öldüğünde daha azsa, o zaman bilim adamları bedenden bir şeyin çıktığını söylerler, bir ruhun ya da benliğin ya da artık orada olmayan bir şeyin. Çünkü bilim için hiçbir şey ağırlıksız olamaz, hiçbir şey!

Ağırlık tüm maddelerin temelidir. Güneş ışınlarının bile ağırlığı vardır. Çok, çok küçüktür, azdır ve tartmak güçtür ama bilim adamları onları tartmıştır. On üç kilometrekarelik bir arazide yere düşen bütün güneş ışınlarını toplasan, ağırlıkları bir saç teli kadar olur. Ama güneş ışınlarının ağırlığı vardır; tartılmıştır. Bilim için hiçbir şey ağırlıksız olamaz. Ve bir şey ağırlıksız olabiliyorsa, o zaman maddesel değildir, madde olamaz. Ve bilim yirmi, yirmi beş senedir var olan her şeyin maddesel olduğuna inanagelmiştir.

Bir insan öldüğü zaman bedenininden bir şey çıkıyor, ayrılıyorsa; o bedenin ağırlığında bir farklılık olmalıdır. Ama ölü bir bedenin ağırlığında hiçbir fark olmadığı gibi, canlı olduğu zamana oranla bedenin daha da ağırlaşabildiği anlaşılmıştır. Sorun, ölü bedenin canlı olduğu halinden daha ağır gelmesinde yatar çünkü bedenden bir şeyin çıktığını düşünebilmek için bir ölünün bedeninde bir ağırlık kaybı olması gerekir. Ama öyle görünüyor ki tam tersine, bir şey içeri giriyor. Ne oldu? Ağırlık maddeseldir ama sen bir ağırlık değilsin. Sen maddesel değilsin.

Bu, ağırlıksızlık tekniğini denersen, kendini ağırlıksız olarak algılaman gerekir. Ve yalnızca algılamak da değil, bedeninin ağırlıksız olduğunu hissetmek. Hisseder, hisseder, hissedersen, bir an gelir, ağırlıksız olduğunu aniden fark edersin. Hazırsın, bu yüzden her an fark edebilirsin. Bir kez daha, ağırlıksız olduğunu hissedeceğin bir durum yaratman yeterli.

Kendini hipnozdan çıkarman gerekir. Hipnoz şudur: ‘Ben bir bedenim ve ağırlık hissetmemin sebebi bu. Hipnozdan çıkarak bir beden olmadığını fark edersen, ağırlık hissetmezsin. Ve ağırlık hissetmediğin zaman zihnin ötesindesin, der Şiva:

Bir yatak ya da koltuktayken, zihnin ötesinde, ağırlıksız ol.

O zaman o şey olabilir. Zihnin de ağırlığı vardır; herkesin zihni farklı ağırlığa sahiptir.

Bir zamanlar, zihin ne kadar ağırsa, insanın o kadar zeki olduğu savları vardı. Ve genel olarak bu doğrudur ama mutlak olarak değil çünkü bazen çok büyük adamların çok küçük zihinleri vardır ama bazen aptalların zihinleri çok ağır çeker. Ama genel olarak doğrudur çünkü daha büyük bir zihin mekanizman varsa, daha ağır çeker. Zihin de bir ağırlıktır ama bilincin ağırlıksızlıkdır. Bu bilinci hissetmek için, ağırlıksızlığı hissetmen gerekir. Bu yüzden dene: Yürürken, otururken, uyurken deneyebilirsin.

Bazı gözlemler… Ölü beden neden bazen daha ağır olur? Çünkü bilinç bedenden çıktığı an beden korumasız kalır. O anda ona pek çok şey girebilir. Senin yüzünden girmiyorlardı. Ölü bir bedene pek çok titreşim girebilir. Sana giremezler. Sen oradasın, beden canlı, pek çok şeye karşı dirençli. İşte bu yüzden bir kez hasta olduğunda, onu başka hastalıklar izler. Bir hastalık, sonra bir başkası ve bir başkası… Çünkü hasta olduğunda korumasız kalırsın, kırılgan, dirençsiz olursun. O zaman sana herhangi bir şey girebilir. Varlığın bedeni korur. Bu yüzden bazen ölü beden ağırlık kazanabilir. Varlığın bedenini terk ettiği an, bedene herhangi bir şey girebilir.

İkinci olarak, mutluyken her zaman ağırlıksız hissedersin; üzüntülüyken hep daha ağır hissedersin, sanki biri seni yere çekiyormuş gibi. Yer çekimi fazlalaşır. Üzüntülüyken, daha ağır olursun. Mutluyken daha hafif olursun. Öyle hissedersin. Neden? Çünkü mutluyken, ne zaman mutlu bir an hissetsen, bedeni tamamen unutursun. Üzüntülüyken, acı çekerken, bedeni unutamazsın, onun ağırlığını hissedersin. Seni yere çeker; yeryüzüne kök salmışsın gibi sanki. O zaman hareket edemezsin; toprakta köklerin vardır. Mutlulukta ağırlıksız olursun. Hüzünde, üzüntüde, ağırlaşırsın.

Derin meditasyonda, bedeni tamamen unuttuğun zaman, havalanabilirsin. Beden bile seninle beraber havalanabilir. Pek çok defa olmuştur. Bilim adamları Bolivya’da bir kadını gözlemliyorlardı. Meditasyon yaparken kadın yüz yirmi santim yükseliyordu ve bu, bilimsel olarak gözlenmişti; pek çok film, pek çok fotoğraf çekildi. Binlerce, binlerce gözlemci önünde kadın aniden havalandı ve yer çekimi sıfırlandı, etkisini yitirdi. Şimdiye dek neler olduğuna dair bir açıklama yapılamadı ama aynı kadın meditasyonda değilken havalanmıyor. Ve meditasyondayken rahatsız edildiği zaman, aniden yere düşüyor.

Neler oluyor? Meditasyonun derinliklerindeyken, bedeni tamamen unutursun ve özdeşleşme kırılır. Beden çok küçük bir şeydir; sen çok büyüksün, sonsuz gücün var. Seninle karşılaştırıldığında, bedenin hiçbir şeyi yok.

Sanki bir imparator kölesi ile özdeşleşmiş gibi, bu yüzden köle dilenmeye çıktığında imparator da dilenmeye çıkıyor, köle ağlarken imparator da ağlıyor. Köle, ‘Ben hiç kimse değilim,’ dediği zaman imparator da ‘Ben hiç kimse değilim,’ diyor. İmparator kendi benliğini fark ettiği zaman, onun imparator, bu adamın yalnızca bir köle olduğunu fark ettiği zaman, aniden her şey değişir.

Sen çok sonlu bir bedenle özdeşleşmiş sonsuz bir güçsün. Kendi benliğini tanıdığın zaman, ağırlıksızlık artar ve bedenin ağırlığı azalır. O zaman havalanabilirsin, beden yükselebilir.

Henüz bilimsel olarak kanıtlanamayan çok, pek çok hikaye var, ama kanıtlanacaklar. Çünkü bir kadın yüz yirmi santim yükselebiliyorsa, o zaman engel yoktur. Bir başkası üç yüz metre yükselebilir, bir başkası tamamen kozmosa çıkabilir. Teorik olarak, sorun yoktur: Yüz yirmi santim ya da yüz yirmi metre ya da yüz yirmi kilometre, fark etmez.

Rama hakkında, bedensel olarak tamamen kaybolan başkaları hakkında hikayeler vardır. Bedenleri bu dünyada ölü olarak bulunamamıştır. Muhammed tamamen kaybolmuştur; yalnızca kendisinin değil; atının da kaybolduğu söylenir. Bu hikayelerin gerçekleşmesi imkansız gibi görünmesi, onların yalnızca birer efsane oldukları anlamına gelmez.

Ağırlıksız gücü bir kez tanıyınca, yer çekimi ustası olursun. Onu kullanabilirsin; o sana bağımlıdır. Bedensel olarak tamamen kaybolabilirsin.

Ama bizim için ağırlıksızlık sorun olacaktır. Siddhasana tekniği, Buda’nın oturuş tarzı, ağırlıksız olmak için en iyi yoldur. Toprağa otur… Bir sandalyeye, başka bir şeye değil, yere. Beton ya da yapay bir yer olmaması daha iyi sonuç verir. Yere otur ki doğaya yakın olasın. Çıplak oturabilirsen daha da iyi. Buda pozisyonunda, siddhasana’da çıplak olarak yere otur… Çünkü siddhasana ağırlıksız olmak için en iyi duruştur. Neden? Çünkü bedenin o ya da bu tarafa yaslanırken daha fazla ağırlık hissedersin. O zaman bedeninde, yer çekiminden etkilenecek daha fazla alan vardır. Bir sandalyede oturuyorsan, bedeninin daha büyük bir alanı yer çekiminden etkileniyor..

Ayaktayken daha küçük bir alan etkilenir ama çok uzun süre ayakta duramazsın. Mahavira hep ayakta meditasyon yapıyordu. Her zaman çünkü o şekilde daha az alan kaplıyordu. Yere yalnızca ayakları dokunuyordu. Ayakların üzerinde, dik dururken, çok az yer çekimi seni etkiler. Ve yer çekimi ağırlıktır.

Buda pozisyonunda, kilitli olmanın da (bacakların kilitli, ellerin kilitli) yardımı olur çünkü o zaman içsel elektriğin bir devre olur. Bel kemiğin dik olsun.

Şimdi neden düz bel kemiği bu kadar vurgulanıyor, anlayabilirsin çünkü bel kemiğin düzken daha az alan kaplanır, bu yüzden yer çekimi seni daha az etkiler. Gözlerini kapa ve tamamen dengede ol, merkezinde ol. Sağa eğil ve yer çekimini hisset; öne eğil ve yer çekimini hisset; arkaya eğil ve yer çekimini hisset. Sonra yer çekiminin en az hissedildiği, en az ağırlığın hissedildiği merkezi bul ve orada kal. Sonra bedeni unut ve ağırlık olmadığını hisset. Ağırlıksızsın. Sonra bu ağırlıksızlığı hissetmeye devam et. Aniden ağırlıksız olursun; aniden beden olmadığını görürsün; aniden farklı bir bedensizlik dünyasında olursun.

Ağırlıksızlık bedensizliktir. O zaman zihni de aşabilirsin. Zihin de bedenin, maddenin bir parçasıdır. Maddenin ağırlığı vardır; seninse ağırlığın yok. Bu tekniğin temeli budur.

Herhangi bir tekniği dene, ama birkaç gün onu sürdür ki işe yarayıp yaramadığını görebilesin.

Bugünlük yeter.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment