23. Teknik : Bir nesneyi hissedin ve o nesne olun

by admin

Önündeki nesneyi hisset. Bu hariç tüm diğer nesnelerin yokluğunu hisset. Sonra, nesne hissetmeyi ve yokluk hissetmeyi ve yokluk hissetmeyi bir kenara bırakarak, fark et.

Önündeki nesneyi hisset. Herhangi bir nesneyi. Örneğin, bir gülü. Herhangi bir şey olur. Önündeki nesneyi hisset. İlk önce, hisset. Görmek yetmez. Hisset. Bir gül görüyorsun, ama yüreğin kıpırtısız değil, aksi halde kahkaha atmaya, dans etmeye başlayabilirdin. Onu hissetmiyorsun, yalnızca görüyorsun. Ve o görüş bile eksiksiz değil çünkü asla tamamen göremiyorsun. Geçmiş, anı, bu bir gül diyor ve sen geçiyorsun. Onu gerçekten görmedin. Zihin, bu bir gül, diyor. Onun hakkında her şeyi biliyorsun, tıpkı önceki gülleri bildiğin gibi, ama ya bu gül? Ve sen geçiyorsun. Güller hakkındaki geçmiş deneyimlerinin anısını canlandırmak için kısa bir bakış yeterli ve sen geçiyorsun. Görmek bile eksiksiz değildir.

Gülle kal. Onu gör, sonra hisset. Onu hissetmek için ne yapmalı? Onu kokla, ona dokun, bırak bu derin bir bedensel deneyim olsun. İlk önce gözlerini kapa ve bırak gül bütün yüzüne dokunsun. Onu hisset. Onu gözlerine koy, bırak gözlerin ona dokunsun, onu koklasın. Onu yüreğine koy, onunla sessiz kal; güle bir his ver. Her şeyi unut, tüm dünyayı unut. Önündeki nesneyi hisset ve tüm diğer nesnelerin yokluğunu hisset çünkü zihnin hala başka şeyleri düşünüyorsa, o zaman bu duygu derinlere işlemez. Tüm diğer gülleri unut, tüm diğer insanları, her şeyi unut. Sırf bu gül kalsın orada. Yalnızca gül, gül, gül! Başka her şeyi unut, bu gül seni tamamen sarsın. Güle boğul.

Bu zor olacaktır çünkü sen o kadar duyarlı değilsin. Kadınlar için daha kolaydır; onlar daha kolay hissedebilirler. Çok gelişmiş estetik duyuları yoksa, erkekler için biraz daha güç. Bir şair, bir ressam ya da bir müzisyen… Onlar hissedebilirler. Ama dene. Çocuklar bunu çok kolay yapabilirler.

Bu yöntemi arkadaşlarımdan birinin oğluna öğretiyordum. O, kolaylıkla hissedebiliyordu. Ona bir gül verdiğimde ve ona sana söylediklerimi söylediğimde, denileni yaptı ve bundan derinlemesine zevk aldı. Ve sonra ona sordum: ‘Nasıl hissediyorsun?’ Dedi ki: ‘Bir gül oldum… Duygu bu işte. Bir gül oldum.’ Çocuklar çok kolay yapabilir ama biz onları asla eğitmeyiz; aksi halde çok iyi meditasyoncular olabilirlerdi.

Tüm diğer nesneleri tamamen unut.

Bu hariç tüm diğer nesnelerin yokluğunu hisset.

Aşkta olan da budur. Birine aşıksan, tüm dünyayı unutursun. Dünyayı hala hatırlıyorsan, o zaman bil ki bu, aşk değil. Tüm dünyayı unutmuşsun; yalnızca aşık ya da sevgili kalıyor. İşte bu yüzden aşk bir meditasyondur diyorum. Bu tekniği bir aşk tekniği olarak da kullanabilirsin: Başka her şeyi unut.

Daha birkaç gün önce bir arkadaş eşiyle bana geldi. Kadın belirli bir şeyden şikayet ediyordu; işte bu yüzden gelmişlerdi. Arkadaşım dedi ki: ‘Bir senedir meditasyon yapıyorum ve artık derinlerindeyim. Ve ben meditasyon yaparken anladım ki meditasyonumun zirvesinde aniden, ‘Osho, Osho, Osho!’ diye haykırıyorum. Bu bana yardımcı oluyor, ama şimdi tuhaf bir şey oldu. Karımla sevişirken de cinsel zirveye ulaştığımda, ‘Osho, Osho, Osho!’ diye haykırıyorum. Bu yüzden karım çok rahatsız oluyor ve ‘Benimle mi sevişiyorsun, meditasyon mu yapıyorsun ya da ne yapıyorsun? Ve neden Osho, bu nereden çıktı?’ diyor.

Adam bana dedi ki: ‘Artık çok zor çünkü ‘Osho, Osho!’ diye bağırmadığım zaman zirveye ulaşamıyorum. Ve bağırdığım zaman karım çok rahatsız oluyor. Ağlamaya başlıyor, olay çıkarıyor. Bu yüzden, ne yapmalı? Dolayısıyla karımı da getirdim.’ Elbette, karısı şikayet etmekte haklıydı çünkü aralarında başkasının bulunmasından hoşlanmıyordu. İşte bu yüzden aşk mahremiyete ihtiyaç duyar. Mutlak mahremiyet. Mahremiyet anlamlıdır, başka her şeyi unutmak içindir.

Avrupa ve Amerika’da, artık grup seksle çalışıyorlar. Bu saçma. Bir odada sevişen pek çok çift. Bu tamamen saçmalık çünkü o zaman aşk çok derinlere gitmez. Yalnızca bir cinsel orji olur. Başkalarının varlığı bir engel halini alır; o zaman meditasyon olamaz.

Herhangi bir nesneyle, tüm dünyayı unutabilirsen derinlemesine aşık olursun; bir güle, bir taşa, herhangi bir şeye. Bu nesnenin varlığını ve başka her şeyin yokluğunu hissetmek koşuluyla. Bırak bu nesne bilincindeki tek varoluşsal şey olsun. Doğal olarak aşık olduğun bir nesneyle denersen daha kolay olur.

Bir taşı, bir kayayı önüne koyup, tüm dünyayı unutmak senin için zor olur. Zor olur ama Zen ustaları bunu yapmıştır. Onların meditasyon için taş bahçeleri vardır. Tek bir ağaç, tek bir çiçek, hiçbir şey olmayan bahçeler… Yalnızca taşlar ve kum. Ve bir taşla meditasyon yaparlar çünkü derler ki bir taşla derin aşk ilişkisi yaşarsan, o zaman hiçbir insan senin için engel oluşturamaz. Ve insanlar taşlar gibidirler. Bir taşı sevebiliyorsan, o zaman bir insanı da sevebilirsin, sorun yaşamazsın. İnsanlar taşlar gibidir. Daha da katıdırlar. Onları kırmak, onlara işlemek zordur.

Ama doğal olarak sevdiğin bir nesneyi seç ve sonra tüm dünyayı unut. Varlığın keyfini çıkar, varlığı tat, hisset, onun derinliklerine git ve bırak o da senin derinliklerine gitsin. Sonra, nesneyi bir kenara bırakarak… Ve sonra bu tekniğin en zor kısmı geliyor. Başka tüm nesneleri bıraktın ve yalnızca bu nesne kaldı. Her şeyi unuttun ve yalnızca bu kaldı.

Şimdi, nesne-hissetmeyi bir kenara bırakarak… Şimdi bu nesne için hissettiklerini bir kenara bırak.

Tüm diğer nesneler ilgili…

Nesne hissetmeyi ve yokluk hissetmeyi bir kenara bırakarak.

Artık yalnızca iki şey var; başka hiçbir şey yok. Şimdi o yokluğu da bırak. Yalnızca bu gül, bu yüz, bu kadın, bu adam, bu taş var. Bunu da bırak ve hissetmeyi de bırak. Aniden mutlak boşluğa düşeceksin ve hiçbir şey kalmayacak. Şiva ne diyor:

… fark et.

Bu boşluğu, bu hiçliği fark et. Senin doğan budur, saf varlık budur.

Hiçliğe doğrudan yaklaşmak zor olur. Çok zor ve zahmetli. Bu yüzden bir araç olarak bir nesneden geçmek kolaydır. İlk önce zihne bir nesne koy ve onu öyle bütünlemesine hisset ki başka hiçbir şeyi hatırlama. Tüm bilincin bu tek nesne ile dolsun. Sonra bunu da bırak, bunu da unut.

Bir uçuruma düşeceksin. Artık hiçbir şey, hiçbir nesne kalmayacak. Orada yalnızca senin öznelliğin kalacak. Saf, kirlenmemiş, işgal edilmemiş. Bu saf varlık, bu saf bilinç senin doğandır. Ama adım adım yap; tüm tekniği aynı anda deneme. İlk önce bir nesne-hissi yarat. Birkaç gün yalnızca bu kısmı yap, tüm tekniği yapma.

İlk önce, birkaç gün ya da birkaç hafta için, yalnızca bir kısmı yap. İlk kısmı. Bir nesne-hissi yarat; nesneyle dol. Ve tek nesne kullan, nesneleri değiştirip durma çünkü her nesne ile aynı çabayı bir daha göstermen gerekecek. Bir gül seçmişsen, o zaman her gün aynı gülü kullan. Onunla öylesine dol ki bir gün, ‘Artık gül benim.’ de. O zaman ilk kısım tamamlanmış olur. Orada yalnızca çiçek varken ve başka her şey unutulmuşken, birkaç gün bu fikrin zevkini çıkar. O kendi içinde çok güzeldir. Kendi içinde çok, çok güzel, canlı, güçlüdür.

Birkaç gün bunu hisset. Ve sonra, ona alıştığın ve aniden kolay gelmeye başladığı zaman, o zaman çaba göstermen gerekmez. O zaman çiçek aniden oraya gelir, tüm dünya unutulur ve yalnızca çiçek kalır.

Sonra ikinci kısmı dene: Gözlerini kapa ve çiçeği de unut. İlkini yapmışsan, ikinci de zor olmayacaktır. Unutma. Ama tüm tekniği tek oturuşta denersen, ikinci imkansız olur. Çünkü ilkini yapabilirsen, tüm dünyayı bir çiçekle unutabiliyorsan, çiçeği de hiçlikte unutabilirsin. Bu yüzden ikinci kısım gelecektir ama ilk önce onun için mücadele etmen gerekir. Ama zihin çok hilecidir. Zihin hep hepsini birden denemeni söyler ve o zaman başarısız olursun. O zaman zihin, ‘Bu faydalı değil’ ya da ‘ Bu benim için değil’ der. Başarılı olmak istiyorsan parça parça dene. Bırak ilk kısım tamamlansın ve sonra ikinci kısmı yap. O zaman nesne orada değildir ve yalnızca bilincin kalır, tıpkı ışık gibi, çevresinde hiçbir şey olmayan bir alev gibi.

Bir lamban var ve lambanın ışığı pek çok nesnenin üzerine düşüyor. Gözlerinin önüne getir. Odanda pek çok nesne var. Odanın karanlığına bir lamba getirirsen, tüm nesneler aydınlanır. Lamba her nesneye ışık yayar ve böylece sen onları görebilirsin. Şimdi nesneyle kal; bırak tek nesne olsun. Lamba aynı, ama şimdi ışığında yalnızca tek bir nesne var. Şimdi o nesneyi de kaldır; artık nesnesiz, ışık kaldı.

Bilincine de aynısı oluyor. Sen bir alevsin, bir ışık; tüm dünya senin nesnen. Tüm dünyayı bırakıyorsun ve yoğunlaşmak için tek bir nesne seçiyorsun. Alevin aynı kalıyor, ama artık sen pek çok nesne ile değil, tek bir nesne ile meşgulsün. Ve sonra o nesneyi de bırak. Aniden yalnızca ışık kalır. Bilinç. Herhangi bir şeye düşmüyor. Buda buna nirvana demiştir; Mahavira buna kaivalya demiştir. Mutlak yalnızlık. Upanishadlar buna brahman ya da atman deneyimi demiştir. Şiva diyor ki bu tek tekniği yaparsan, üstün olanı fark edeceksin.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment