27. Teknik : Kendinizi yorun ve yere bırakın

by admin

Durma üzerine üçüncü teknik:

Bitkin düşene kadar dolan ve sonra, yere düşerek, bu düşüşte bütün ol.

Aynı! Bu teknik aynıdır. Bitkin düşene kadar dolan. Çember halinde koş. Sıçra, dans et, tekrar koş, ta ki bitkin düşene kadar… Ta ki artık tek bir adım daha atamayacağını hissedene kadar. Ama anlamalısın, zihnin artık tamamen yorulduğunu söyleyecek. Zihne dikkat etme. Koşmaya, dans etmeye, sıçramaya devam et. Devam et! Dikkat etme. Zihin artık yorulduğunu, artık daha fazlasını yapamayacağını söyleyecek. Tüm bedeninin yorulduğunu hissedene (düşünene değil, hissedene) kadar devam et. ‘Tek bir adım bile imkansız oldu ve hareket edersem düşeceğim,’ diye hissedene kadar devam et.

Düşeceğini ve artık hareket edemeyeceğini hissettiğinde, bedenin ağırlaştığını, yorulduğunu, tamamen bitkin düştüğünü hissettiğinde: Sonra, yere düşerek, bu düşüşte bütün ol. Sonra düş! Unutma, öylesine bitkin ol ki düşüş kendiliğinden olsun. Devam edersen düşeceksin. Nokta gelmiştir… Düşmek üzeresindir. Sonra, diyor sutra, düş ve bu düşüşte bütün ol.

Tekniğin merkezi kısmı budur: Düşerken, bütün ol. Ne demek isteniyor? Sırf zihne göre düşme… Bu bir şeydir. Planlama; oturmaya çalışma, uzanmaya çalışma. Bir bütün olarak düş, sanki tüm beden birmiş ve düşmüş gibi. Ve onu sen düşürmüyorsun çünkü sen düşürüyorsan o zaman iki parçan var: Onu düşüren parça ve düşürülen beden. O zaman bütün değilsin. O zaman parçalısın, bölünmüşsün. Bir bütün olarak düş; kendini tamamen düşür. Ve unutma, düş! Ayarlama. Ölü gibi düş. Bu düşüşte bütün ol. Bu şekilde düşebilirsen, ilk defa tüm benliğini, bütünlüğünü hissedeceksin. İlk defa merkezini hissedeceksin… Bölünmüş değil, bir, bütün.

Bu nasıl olabilir? Bedenin üç enerji tabakası vardır. Biri gündelik işler içindir, ki bu çok kolay yorulur. O yalnızca tekdüze işler içindir. İkincisi acil işler içindir, ancak o zaman kullanılır. Ve üçüncüsü kozmik enerjidir, ki bu sonsuzdur. İlki kolaylıkla tükenir. Sana koş desem, üç dört tur atarsın ve ‘Yoruldum’ dersin. Gerçekte yorgun hissetmezsin. İlk tabaka tükenmiştir. Sabah o kadar kolay tükenmez; akşam çok kolay tükenir çünkü bütün gün onu kullanırsın. Şimdi onarıma ihtiyaç duyar; derin bir uykuya ihtiyaç duyarsın. Kozmik rezervden çalışmaya yetecek kadar enerji alması gerekir. İlk tabaka budur.

Sana şu anda koş desem, ‘Uykum var, koşamam,’ dersin. Ve sonra biri gelir ve ‘Evin yanıyor!’ der. Aniden uyku yok olur. Yorgunluk kalmaz, tazelik hissedersin; koşmaya başlarsın. Aniden ne olmuştur? Yorgundun ve acil durum seni ikinci enerji tabakası ile birleştirdi; bu yüzden yine tazesin. Bu, ikinci tabakadır. Bu teknikte, ikinci tabakanın tükenmesi gerekir. İlk tabaka çabucak tükenmiştir. Devam et. Yorgun hissedeceksin, ama devam et. Ve birkaç dakika içinde yeni bir enerji dalgası gelecek ve sen yine yenilenmiş hissedeceksin ve yorgunluk kalmayacak.

Bu yüzden pek çok insan bana gelir ve derler ki: ‘Meditasyon kampındayken bunca şeyi yapabilmemiz mucizevi geliyor. Sabah, bir saat aktif olarak, kaotik olarak, tamamen delirerek meditasyon yapıyoruz. Ve sonra akşam bir saat daha yapıyoruz.’ Pek çok kişi bunun imkansız olduğunu hissettiklerini söyler, devam edemeyeceklerini, ölü gibi yorulacaklarını hissederler ve ertesi gün kollarını kaldırmaları imkansız olacaktır. Ama kimse yorulmaz. Günde üç seans böyle çaba harcarlar ve kimse yorulmaz. Neden? Çünkü onlar ikinci enerji tabakası ile bağlantı kurmuşlardır.

Ama yalnız yapıyorsan (bir tepeye git ve yalnız yap) yorulursun. İlk tabaka bittiği zaman, ‘Artık yoruldum’ diye hissedersin. Ama meditasyon yapan beş yüz kişilik büyük bir grupta, ‘Kimse yorulmadı, bu yüzden biraz daha devam etmeliyim,’ diye hissedersin. Ve herkes aynısını düşünmektedir: ‘Kimse yorulmadı, bu yüzden biraz daha devam etmeliyim. Herkes tazeyse ve yapıyorsa, ben neden yorulayım?’

O grup duygusu sana güç verir ve kısa süre sonra ikinci tabakaya ulaşırsın. Ve ikinci tabaka çok büyüktür… Acil durum tabakası. Acil durum tabakası da yorulduğunda, bittiğinde, ancak o zaman kozmik tabakayla, kaynakla, sonsuz olanla bağlantı kurarsın.

İşte bu yüzden bu kadar çabaya gerek vardır.. Öyle çok ki: ‘Artık bu beni aşar,’ diye hissedeceksin. İlk anda seni aştığını hissedeceksin, aşmaz… Yalnızca ilk tabakayı aşar. Ve ilk tabaka tükendiğinde, yorgun hissedeceksin. İkinci tabaka tükendiğinde, ‘Artık bir şey daha yaparsam öleceğim’ diye hissedeceksin. Pek çok kişi bana gelip, ne zaman derin meditasyona ulaşsalar, öyle bir anın geldiğini söylüyorlar ki korkuyorlar ve şöyle diyorlar: ‘Artık korkuyorum. Ölecekmişim gibi geliyor. Artık daha fazla gidemem. Bir korku beni pençesine alıyor, sanki ölecekmişim gibi, bir daha meditasyondan çıkamayacakmışım gibi.’

Doğru an budur… Cesarete ihtiyaç duyduğun an. Küçük bir cesaret ve üçüncü, en derin, sonsuz tabakaya ulaşırsın.

Bu teknik o kozmik enerjiye kolaylıkla düşmeni sağlar:

Bitkin düşene kadar dolan ve sonra, yere düşerek, bu düşüşte bütün ol.

Ve bütün olarak yere düştüğünde, ilk defa bütün, tek, bir olacaksın. Parça, bölünmüşlük olmayacak. Tüm bölünmüşlükleriyle zihin kaybolacak ve bölünmemiş, bölünemez benlik ilk defa ortaya çıkacak.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment