28. Teknik : Bütün enerjinizi kaybettiğinizi hayal edin

by admin

Dördüncü durma yöntemi:

Diyelim ki yavaş yavaş güçten ve bilgiden yoksun kalıyorsun. Yoksunluk anında, aş.

Gerçek bir durumda da yapabilirsin, bir durum da hayal edebilirsin. Örneğin, uzan, gevşe ve bedenin ölecekmiş gibi hisset. Gözlerini kapa; ölüyor olduğunu hissetmeye başla. Kısa süre sonra bedeninin ağırlaştığını hissedeceksin. Hayalinde canlandır: ‘Ölüyorum, ölüyorum, ölüyorum.’ Duygu gerçekse, beden ağırlaşmaya başlar; bedenin kurşun gibi gelir. Elini kıpırdatmak istersin, ama kıpırdatamazsın; öylesine ağır ve ölü olmuştur. Ölüyor, ölüyor, ölüyor, ölüyor olduğunu hissetmeye devam et ve doğru anın geldiğini hissettiğinde… Bir sıçrayış, sonra ölü olacaksın… O zaman aniden bedeni unut ve aş.

Diyelim ki yavaş yavaş güçten ve bilgiden yoksun kalıyorsun. Yoksunluk anında, aş.

Bedenin öldüğünü hissettiğinde, aşmak sözüyle anlatılmak istenen nedir? Bedene bak. Şimdiye dek ölüyor olduğunu hissediyorsun; artık beden ölü gibi ağır oldu. Bedene bak. Ölüyor olduğunu unut ve şimdi gözlemci ol. Beden ölü yatıyor ve sen ona bakıyorsun. Bir aşkınlık olacaktır. Zihinden çıkacaksın çünkü ölü bir bedenin zihne ihtiyacı yoktur. Ölü bir beden öyle çok gevşer ki zihin süreci durur. Sen oradasın, beden orada, ama zihin yok. Hatırla, zihin yaşam için gereklidir, ölüm için değil.

Aniden bir saat içinde öleceğini anlamışsan, o saat içinde ne yaparsın? Bir saat kaldı ve bir saat sonra öleceğinden eminsin… Tam bir saat sonra. Ne yaparsın? Düşüncelerin tamamen durur çünkü tüm düşünceler ya geçmiş ya gelecekle ilgilidir.

Bir ev satın almayı, bir araba satın almayı düşünüyordun ya da biri ile evlenmeyi, birini boşamayı düşünüyordun. Pek çok şey düşünüyordun ve onlar daima zihnindeydi. Şimdi, yalnızca bir saat kalmışken, evliliğin anlamı yoktur, boşanmanın anlamı yoktur. Artık tüm planları yaşayacak başkalarına bırakabilirsin. Ölüm ile birlikte planlar da durur, ölüm ile birlikte endişeler de durur çünkü her endişe yaşama dönüktür.

Yarını yaşamak zorundasın; işte bu yüzden endişe vardır. Bu yüzden dünyaya meditasyon öğreten herkes şöyle der durur: Yarını düşünme. İsa müritlerine şöyle der: ‘Yarını düşünme.’ Çünkü yarını düşünürsen meditasyona giremezsin. O zaman endişelere boğulursun. Ama biz endişelerimizi o kadar severiz ki yalnızca yarını değil, diğer yaşamı da düşünürüz. Bu yüzden yalnızca bu yaşam için plan yapmayız, diğer yaşam için, ölümün ötesi için de plan yaparız.

Bir gün bir sokaktan geçiyordum ve biri bana bir broşür verdi. Kapağına çok güzel bir ev ve çok güzel bir bahçe resmedilmişti. Harikaydı… Son derece güzel. Ve çok büyük harflerle soru yazılmıştı? ‘Böylesine güzel bir ev ve bahçe ister misin? Hem de bedelsiz, maliyetsiz… Bedava!’ Kapağını açtım. Ev bu dünyada değildi. Bir Hıristiyan broşürüydü ve şöyle yazıyordu: ‘Böylesine güzel bir ev ve bahçe istiyorsan, İsa’ya inan. O inananlar Tanrının krallığında böyle evler ve arabalar edinecekler.’

Zihin yalnızca yarını düşünmez, ölümün ötesini de düşünür, ölümden sonrası için ayarlamalar, rezervasyonlar yapar. Bu tür bir zihin dindar bir zihin olamaz. Dindar bir zihin yarını düşünemez. Bu yüzden ölümden sonrasını düşünenler daima Tanrının kendilerine adil davranıp davranmayacağından endişelenirler.

Churchill ölüyormuş ve biri ona sormuş: ‘Cennette Baba ile karşılaşmaya hazır mısın?’ Churchill demiş ki: ‘ Benim endişem bu değil. Ben hep İlahi Baba’nın benimle karşılaşmaya hazır olup olmadığı hakkında endişeleniyorum.’

Ama her durumda, insan gelecek hakkında endişelenir durur. Buda, ‘Cennet yok, ölüm sonrası yok,’ demiş. Ve demiş ki: ‘Ruh yok ve ölümün mutlak ve eksiksiz olacak; geriye hiçbir şey kalmayacak.’ İnsanlar onun ateist olduğunu düşünüyorlardı. Değildi, yalnızca yarını unutabileceğin, şu anda, burada ve şimdide kalabileceğin bir durum yaratmaya çalışıyordu. Sonra ardından meditasyon kolaylıkla gelir.

Bu yüzden, eğer ölümü düşünüyorsan (gelecek olan ölümü değil) yere düş ve ölü gibi uzan. Gevşe ve hisset: ‘Ölüyorum, ölüyorum, ölüyorum.’ Ve yalnızca düşünme, bedeninin her organında, her lifinde hisset. Bırak ölüm içeri süzülsün. Bu, güzel meditasyonlardan biridir. Bedenin ölü gibi ağır olduğunu, elini kıpırdatamadığını, başını kaldıramadığını, her şeyin öldüğünü hissettiğinde, aniden kendi bedenine bak.

Zihin orada olmayacaktır. Bakabilirsin! Sen orada olacaksın; bilinç orada olacak. Bedenine bak… Seninki gibi görünmeyecek, yalnızca bir beden olacak. Sen ile bedenin arasındaki boşluk berrak olacak… Kristal kadar berrak. Köprü olmayacak. Beden ölü gibi yatıyor ve sen bir tanık olarak orada duruyorsun, içinde değil… İçinde değil!

Unutma, bedende olduğun duygusunun sebebi zihindir. Bedende olduğun duygusu zihin yüzündendir! Zihin orada değilse, yoksa, bedenin içinde ya da dışında olduğunu söyleyemeyeceksin. Yalnızca orada olacaksın, içeride ya da dışarıda değil. ‘İçeri’ ve ‘dışarı’ zihinle bağlantılı göreceli terimlerdir. Basitçe, sen tanık olarak orada olacaksın. Bu aşkınlıktır. Bunu pek çok şekilde yapabilirsin.

Bazen gerçek durumlarda mümkün olur… Hastasın ve yaşaman için umut olmadığını, öleceğini hissediyorsun. Bu, çok faydalı bir durumdur. Onu meditasyon için kullan. Başka şekillerde de deneyebilirsin. Yavaş yavaş güçten düştüğünü varsay. Gücün emiliyor. Kısa süre sonra güçsüz düşeceksin, güçten tamamen yoksun kalacaksın. Enerjin dışarı akıyor, dışarı taşınıyor. Kısa süre sonra içeride hiçbir şey kalmayacak. Yaşam böyledir işte: Soğuruluyorsun, çevrendeki her şey seni bitiriyor. Bir gün yalnızca ölü bir hücre olarak kalacaksın; her şey emilip götürülmüş olacak. Yaşam içinden uçup gidecek yalnızca ölü beden kalacak.

Şu an bile yapabilirsin. Şunu hayal et: Uzan ve enerjinin emildiğini hisset. Birkaç gün içinde enerjinin nasıl dışarı gittiğini anlayacaksın. Ve her şeyin dışarı gittiğini hissettiğinde, içinde hiçbir şey kalmadığında,

Aş: Yoksunluk anında, aş.

Son enerji kuantumu seni terk ederken, aş. İzleyici ol; bir tanık ol. O zaman bu evren, bu beden, ikisi de, sen olmayacaksın. Sen olguya bakıyorsun.

Bu aşkınlık seni zihinden çıkaracak. Anahtar budur. Ve bunu pek çok açıdan, nasıl hoşuna giderse öyle yapabilirsin. Örneğin, koşarak dolanmaktan bahsediyorduk. Kendini bitkin düşür; koş, koş, koş. Kendi kendine durma, bırak beden düşsün. Her lif bitkin düştüğünde, sen yere düşeceksin. Yere düşerken, farkına var. Bak ve bedenin düştüğünü gör. Bazen çok mucizevi bir şey olur. Sen ayakta kalırsın ve beden düşmüştür ve ona bakarsın. Bakabilirsin, sanki beden düşmüş, ama sen hala ayaktasındır. Bedenle düşme. Çevrede dolan, koş, dans et, bedeni bitkin düşür… Ama unutma, sen uzanmayacaksın. O zaman içsel bilinç de bedenle hareket eder ve uzanır.

Sen uzanmayacaksın, beden kendi kendine düşene kadar sen devam edeceksin. O zaman beden ölü bir ağırlık gibi düşer. Hemen, bedenin düştüğünü hissedersin ve hiçbir şey yapamazsın. Gözlerini aç, uyanık ol, asıl noktayı kaçırma. Uyanık ol ve neler olduğunu gör. Sen hala ayakta olabilirsin ve beden düşmüştür. Ve bir kez bunu bilince, bir daha asla bedenden farklı olduğunu unutmazsın.

Bu ‘ayakta kalma’ esriklik sözcüğünün asıl anlamıdır. Esriklik ayakta kalma demektir. Ve bir kez bedenden dışarıda olduğunu hissedince, o an zihin yoktur çünkü zihin sana bedende olduğun duygusunu veren köprüdür. Bir an için beden dışına çıksan, o anda zihin olmaz. Bu aşkınlıktır. O zaman bedene girebilirsin, o zaman zihinde hareket edebilirsin, ama artık deneyimi unutamazsın. Bu deneyim benliğinin parçası olmuştur, daima orada olacaktır. Her gün yapmaya devam et, böylesine basit bir süreç ile pek çok şey olacaktır.

Batı hep zihinle nasıl başa çıkılacağı hakkında endişelenir ve pek çok yol bulmaya çalışır. Ama yine de hiçbir şey işe yaramaz ya da işe yarar görünmez. Her şey bir moda halini alır, sonra ölür. Artık psikanaliz ölü bir harekettir. Yeni hareketler vardır, grup psikolojisi, eylem psikolojisi ve başka pek çok şey, ama tıpkı moda gibi gelip giderler. Neden? Çünkü zihnin içinde, en fazla bazı ayarlamalar yapabilirsin. Ama bu ayarlamalar tekrar tekrar bozulur. Zihinde ayarlamalar yapmak kumdan ev yapmak gibidir ya da iskambil kartlarından ev yapmak gibi. Daima sallantıdadır ve şimdi gitmek üzere korkusu daima oradadır. Her an, artık orada olmayabilir.

Zihnin ötesine geçmek içsel olarak mutlu ve sağlıklı olmanın, bütün olmanın tek yoludur. O zaman zihnin içinde hareket edebilirsin ve zihni kullanabilirsin, ama zihin bir araç olur ve sen onunla özdeşleşmezsin. Bu yüzden ya zihinle özdeşleşmişsindir (Tantra’ya göre bu hastalıktır) ya da zihinle özdeşleşmiş değilsin. O zaman onu bir araç olarak kullanırsın ve o zaman sağlıklı ve bütün olursun.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment