33. Teknik : Sınırsız gökyüzüne bakın

by admin

Şimdi teknikler:

Yalnızca bulutların ötesindeki mavi gökyüzüne bakarak, dinginlik.

İşte bu yüzden çok şey söyledim. Çünkü teknikler çok kolay ve onları yapabilirsin ve hiçbir sonuç elde edemezsin. Sonra şöyle dersin, ‘Bunlar nasıl teknik? Onları yapabiliyoruz, çok basitler.’

Yalnızca bulutların ötesindeki mavi gökyüzüne bakarak, dinginlik.

Bulutların ötesindeki mavi gökyüzüne bakabilirsin ve hiçbir şey olmaz. Sonra şöyle dersin: ‘Bu nasıl teknik? Şiva mantıklı, sağduyulu konuşmuyormuş. Her şeyi söylüyor, aklına ne gelirse. Bu ne tür bir teknik… Yalnızca bulutların ötesindeki mavi gökyüzüne bakarak, dinginlik. İnsan dingin olur!’

Ama eğer hatırlarsan: Ölüm, anlam, öğrenme, bu teknik senin hemen içeri dönmene yardımcı olur. Bulutların ötesindeki mavi gökyüzüne bakarak… Sırf bakarak, düşünerek değil. Gökyüzü sonsuzdur; hiçbir yerde sona ermez. Ona bak. Bir nesne olmadan; işte bu yüzden gökyüzü seçilmiştir. Gökyüzü bir nesne değildir. Dilsel olarak nesnedir; varoluşsal olarak gökyüzü bir nesne değildir çünkü bir nesnenin bir başlangıcı ve sonu vardır. Bir nesnenin etrafında dolaşabilirsin; gökyüzünün etrafında dolaşamazsın. Gökyüzündesin ama onun etrafında dolaşamazsın. Bu yüzden sen gökyüzü için bir nesne olabilirsin, ama gökyüzü senin nesnen olamaz. Onun içindekine bakabilirsin, ama ona bakamazsın ve bakış sürer, sürer. Asla bitmez.

Bu yüzden mavi gökyüzüne bak ve bakmaya devam et. Nesne sonsuzdur, sınırı yoktur. Onun hakkında düşünme; güzel olduğunu söyleme. ‘Ne kadar harika!’ deme. Rengini takdir etme; düşünmeye başlama. Düşünmeye başlarsan, durmuşsundur. Artık gözlerin mavilikte, sonsuz mavilikte hareket etmeyecek. Yalnızca hareket et, yalnızca bak… Düşünme. Sözcükler yaratma; onlar engel oluşturur. ‘Mavi gökyüzü’ bile denmemeli. Söze dökme.

Yalnızca mavi gökyüzüne saf, masum bir bakış olmalı. Bu asla sona ermez. Bakar, bakar, bakar, bakarsın ve aniden, hiçbir hedef olmadığından, yalnızca bir boşluk olduğundan, aniden kendinin farkına varırsın. Neden? Çünkü bir boşluk varsa duyuların faydasız hale gelir. Duyular ancak bir nesne varsa faydalıdır.

Bir çiçeğe bakıyorsan, o zaman bir şeye bakıyorsun. Çiçek oradadır. Gökyüzü orada değildir. Gökyüzü ile neyi kastediyoruz? Orada olmayanı. Gökyüzü uzay demektir. Tüm nesneler gökyüzündedir ama gökyüzü bir nesne değildir. O yalnızca bir boşluktur, nesnelerin var olabildiği boşluk. Gökyüzünün kendisi saf boşluktur. Bu saf boşluğa bak. İşte bu yüzden sutra şöyle der: Bulutların ötesinde. Çünkü bulutlar gökyüzü değildir, onlar gökyüzünden süzülen nesnelerdir. Bulutlara bakabilirsin, ama bu işe yaramaz. Mavi gökyüzüne bak… Yıldızlara değil, aya değil, bulutlara değil, nesnesizliğe, boşluğa. Ona bak.

Ne olacak? Boşlukta, duyular tarafından kavranabilecek hiçbir nesne yoktur. Kavranabilecek, tutunulacak nesne bulunmadığından duyular boşuna olur. Ve mavi gökyüzüne düşünmeden bakıyorsan, aniden her şeyin kaybolduğunu hissedersin; hiçbir şey yoktur. O kayboluşta kendinin farkına varırsın. Bu boşluğa bakarken, sen de boşalırsın. Neden? Çünkü gözlerin ayna gibidir. Önlerinde her ne varsa yansıtılır. Ben seni görüyorum ve sen hüzünlüsün. Sonra aniden benim içime de bir hüzün girer. Hüzünlü biri odana girse, sen de hüzünlenirsin. Ne olmuştur? Hüzne bakmışsındır. Sen bir aynasın: Hüzün sende yansır.

Biri yürekten güler. Aniden senin içine de bir kahkaha dolduğunu hissedersin. Bulaşıcı olur. Ne olmuştur? Sen bir ayna gibisin, şeyleri yansıtıyorsun. Güzel bir nesneye bakıyorsun. O sende yansır. Çirkin bir nesneye bakıyorsun. O sende yansır. Her ne görürsen, içine, derinlere işler. Bilincinin bir parçası olur.

Boşluğa bakıyorsan, yansıyacak hiçbir şey yoktur. Ya da yalnızca sonsuz, mavi gökyüzü vardır. O yansırsa, sonsuz mavi gökyüzünü içinde hissedersen, dinginleşirsin, dinginlik bulursun. O oradadır. Ve eğer bu boşluğu gerçekten kavrayabilirsen (gökyüzü, mavilik, her şeyin kaybolduğu, yalnızca boşluğun kaldığı) içine de boşluk yansır. Ve boşlukta, nasıl endişelenebilirsin, nasıl gerginleşebilirsin?

Boşlukta, zihin nasıl işleyebilir? Zihin durur; kaybolur. Zihnin kayboluşunda (gergin, endişeli, anlamlı ve anlamsız düşüncelerle dolu zihin) zihnin o kayboluşunda, dinginlik.

Bir şey daha. Boşluk, eğer içeri yansırsa, arzusuzluk olur. Arzu gerilimdir. Arzularsın ve endişelenirsin. Güzel bir kadına bakarsın. Ani bir arzu yükselir. Güzel bir eve bakarsın. Ona sahip olmak istersin. Yanından geçen güzel bir arabaya bakarsın. İçinde olmak, onu sürmek istersin. İçine bir arzu dolmuştur ve arzu ile zihin endişelenir: ‘Onu nasıl elde etmeli? Onu elde etmek için ne yapmalı?’ Zihin hayal kırıklığına uğrar, umudunu yitirir ya da umut besler, ama bunların hepsi düştür. Pek çok şey olabilir.

Arzu varken, huzursuz olursun. Zihin paramparça olur ve pek çok plan, düş, tahmin başlar; deli olursun. Arzu deliliğin tohumudur.

Ama boşluk bir nesne değildir; yalnızca boşluktur. Boşluğa baktığında hiçbir arzu yükselmez; yükselemez. Boşluğa sahip olmak istemezsin, boşluğu sevmek istemezsin, ondan bir ev inşa etmek istemezsin. Boşluk! Onunla hiçbir şey yapamazsın! Zihnin tüm hareketleri durur, hiçbir arzu yükselmez ve arzunun yükselmemesi ile dinginlik. Sessiz, dingin olursun. İçinde ani bir huzur patlar. Gökyüzü gibi olursun.

Bir şey daha. Ne düşünürsen düşün, onun gibi olursun, o olursun çünkü zihin sonsuz sayıda şekil alabilir. Her ne arzuluyorsan, zihin onun şeklini alır, o olur. İşte bu yüzden servet, altın, para peşindeki birinin zihni bir hazine olur. Başka bir şey değil. Onu salla, içerideki rupileri hissedersin. Rupi sesleri, o kadar. Her neyi arzuluyorsan, o olursun. Bu yüzden neyi arzuladığının bilincinde ol çünkü o oluyorsun.

En boş şey gökyüzüdür. Yanı başındadır ve bedavadır ve gökyüzünü bulmak için bir yere de gitmen gerekmez. Himalayalar’a ya da Tibet’e. Her şeyi mahvetmişler, teknoloji her şey mahvetti ama gökyüzü hala orada; onu kullanabilirsin. Onlar yok etmeden kullan onu. Her an yok edebilirler. Bak, ona işle. Ve bakış düşüncesiz olmalıdır, bunu hatırla. O zaman içeride de aynı gökyüzünü hissedeceksin, aynı boyutu, aynı uzayı, maviliği, boşluğu. İşte bu yüzden Şiva, yalnızca bulutların ötesindeki mavi gökyüzüne bakarak, dinginlik, der.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment