34. Teknik : Gizli bir yöntem

by admin

Bir sonraki teknik:

Nihai gizemli öğreti verilirken dinle. Gözler kıpırtısız, göz kırpmadan, bir anda tamamen özgür ol.

Nihai gizemli öğreti verilirken dinle. Bu, gizli bir yöntemdir. Ezoterik Tantra’da, usta sana öğretiyi gizlice verir, öğretiyi ya da mantrayı gizlice verir. Mürit hazır olduğunda, o zaman mantra ya da yüce sır anlatılır, ona özel olarak iletilir. Yalnızca kulağına fısıldanır. Bu teknik o fısıldama ile ilgilidir.

Nihai gizemli öğreti verilirken dinle.

Usta artık hazır olduğuna ve kendi deneyimlerinden edindiği sırrı aktarabileceğine karar verdiğinde, sana söylenemez olanı söyleyebileceği an geldiğinde, o zaman bu tekniğin kullanılması gerekir.

Gözler kıpırtısız, göz kırpmadan, bir anda tamamen özgür ol.

Usta sırrını kulağına iletirken, fısıldarken, gözlerin tamamen kıpırtısız olsun: Gözler hiç hareket etmesin. Bu, zihnin sessiz, düşüncesiz olması anlamına gelir.

Göz kırpma yok. Küçücük bir hareket bile yok çünkü bu içerideki bir huzursuzluğu gösterir. Yalnızca, içinde hiçbir hareket olmayan boş bir kulak ol. Bilinç gebe bırakılmayı bekliyor, açık, alıcı, edilgen… Kendi hesabına hiçbir eylem yok. Ve bu olduğu zaman, tamamen boş olduğun, düşünmediğin, yalnızca beklediğin an geldiğinde… Bir şeyi beklediğin değil çünkü o zaman bu, düşünce halini alır, bir şeyi bekler gibi değil, yalnızca bekler gibi; bu durağan an, bu dinamik olmayan an geldiğinde; her şey durduğunda, zaman akmayı bıraktığında ve zihin tamamen boş olduğunda… Zihinsizlik olur. Usta yalnızca zihinsizliğe iletebilir.

Ve çok uzun bir ders vermeyecektir. Yalnızca bir, iki, üç sözcük verecektir. O sessizlikte bir, iki, üç sözcük senin özüne, merkezine işleyecek ve orada bir tohum olacak. Bu edilgen farkındalıkta, bu sessizlikte:

Bir anda tamamen özgür ol.

İnsan ancak zihinden kurtularak özgür olabilir, başka özgürlük yoktur. Zihinden kurtulmak tek özgürlüktür. Zihin tutsaklıktır, köleliktir. Bu yüzden bir müridin ustanın yanında, onun kendisini çağırıp ileteceği doğru anı beklemesi gerekir. Sormamalıdır çünkü sormak arzu demektir. Beklenti içinde olmamalıdır çünkü beklenti koşullar, arzu, zihin demektir. Yalnızca beklemelidir. Ve hazır olduğunda, bekleyişi bütün olduğunda, usta her şeyi yapabilir.

Bazen usta çok sıradan şeyler yapabilir ve o şey olur. Ve normalde, Şiva yüz on iki yöntem hakkında konuşup dursa bile hiçbir şey olmaz çünkü hazırlık yapılmamıştır. Taşa tohum atabilirsin ama hiçbir şey olmaz. Hata tohumlarda değildir. Mevsimsiz tohum atabilirsin ama hiçbir şey olmaz. Hata tohumda değildir. Doğru mevsime ihtiyaç vardır, doğru ana ihtiyaç vardır, doğru toprağa ihtiyaç vardır. Ancak o zaman tohum canlanır, dönüşür.

Bu yüzden bazen önemsiz şeyler işe yarar. Örneğin, Lin Chi, ustanın verandasında otururken aydınlanmıştır. Ustanın verandasında. Usta dışarı çıkmış ve yalnızca gülmüş. Lin Chi’ye bakmış… Gözlerine… Ve kükrer gibi kahkahalar atmış. Lin Chi gülmeye başlamış, eğilmiş ve gitmiş. Ama altı senedir orada bekliyormuş. Altı senedir o veranda ikametgahı imiş.

Usta gün be gün, ay be ay gelirmiş ama ona bakmazmış bile. Ve Lin Chi orada bekliyormuş. Sonra, iki sene sonra, ilk defa ona bakmış. Sonra iki sene daha geçmiş ve ilk defa onu okşamış. Sonra Lin Chi beklemiş, beklemiş ve altı sene sonra, bir gün aniden usta dışarı çıkmış. Lin Chi’nin gözlerine bakmış ve Lin Chi şu tekniği yapmış olmalı:

Nihai gizemli öğreti verilirken dinle. Gözler kıpırtısız, göz kırpmadan, bir anda tamamen özgür ol.

Usta bakmış ve kahkahayı aracı olarak kullanmış. O, büyük bir ustaymış. Gerçekten de sözcüklere ihtiyaç yoktur, yalnızca kahkaha yeterlidir. Aniden… O kahkahayla Lin Chi’nin içinde bir şey olmuş. Eğilmiş, gülmüş ve gitmiş ve herkese artık var olmadığını, özgürleştiğini, özgür olduğunu söylemiş. Artık yokmuş: Özgürleşmenin anlamı budur. Özgürleşmezsin: Kendinden kurtulursun.

Lin Chi olan biteni anlatırdı. Altı sene boyunca beklemiş. Uzun bir bekleyişmiş, sabırlı bir bekleyişmiş. O verandada bekliyormuş ve usta her gün dışarı çıkıyormuş. Ve doğru anı bekliyormuş. Onun hazır olacağı anı, o zaman usta bir şey yapacakmış. Sırf altı sene bekleyerek, meditasyona düşersin. Ne yapabilirsin ki? Birkaç gün için eski şeyleri düşünmüş olabilir ama zihne her gün yeni bir besin vermezsen, yavaş yavaş zihin durur. Aynı şeyi tekrar tekrar ne süreyle çiğneyebilirsin?

O, geçmiş olaylar hakkında düşünmüş olmalı, yavaş yavaş çünkü yeni uyarı verilmiyordu, düşünce durdu. Okumasına izin verilmiyordu, konuşmasına izin verilmiyordu, hareket etmesine, birileri ile karşılaşmasına izin verilmiyordu. Yalnızca temel bedensel ihtiyaçlarını karşılamasına ve verandada beklemesine izin veriliyordu.

Sessizce beklemiş, gün be gün… Her gün, gece gündüz. Yaz gelip geçmiş, kış gelip geçmiş, yağmur yağmış ve geçmiş: Zamanı unutmuş olmalı. Kaç gündür orada olduğunu unutmuş olmalı. Ve sonra bir gün aniden usta belirmiş ve gözlerine derinlemesine bakmış. Lin Chi’nin gözleri aniden durağan olmuş olmalı, dinamik değil. Doğru an buymuş; altı sene bunun için harcanmış. Gözlerde hareket yokmuş çünkü tek bir hareketle ıskalayabilirmiş. Her şey sessizleşmiş olmalı. Ve sonra aniden, kükrer gibi bir kahkaha: Usta deli gibi gülmeye başlamış. O kahkaha ta derinlerde, nüvede işitilmiş olmalı; erişmiş olmalı.

Bu yüzden Lin Chi’ye ‘Sana ne oldu?’ diye sorulduğunda şöyle dedi: ‘ Ustam kahkaha attığında, aniden tüm dünyanın yalnızca bir şaka olduğunu fark ettim. Onun kahkahasındaki mesaj buydu: Tüm dünya yalnızca bir şaka, bir drama. Ve ciddiyet kayboldu. Ve tüm dünya yalnızca bir şakaysa, tutsak olan kimdi? Özgürlüğe ihtiyaç duyan kimdi?’ Böylece Lin Chi dedi ki: ‘Aslında tutsaklık yok. Ben tutsak olduğumu düşünüyordum, özgür kalmaya bu yüzden çalışıyordum ve sonra aniden usta güldü ve tutsaklık geride kaldı.’

Bazen böyle şeyler de olur; nasıl mümkün olabildiğini asla kavrayamazsın. Pek çok Zen hikayesi vardır. Bir Zen ustası gonga vurulduğunda farkına varmış. Tam gongun vurulduğunu işittiğinde, sesi işittiğinde, içinde bir şey parçalanmış. Bir Zen rahibesi iki kova su taşırken farkına varmış, aydınlanmış. Aniden bambu kırılmış ve toprak kaplar düşmüş. Ses, kapların kırılmasın ve suyun akıp gitmesi ile aydınlanmış.

Ne oldu? Pek çok çömlek kırabilirsin ama hiçbir şey olmaz. Doğru anın gelmesi gerekir. O geri dönüyormuş. Ustası demiş ki: ‘Bu gece sana sırrı vereceğim, bu yüzden git, banyo yap ve bana iki kova su getir. Ben banyo yapacağım ve sana beklemekte olduğun sırrı vereceğim.’ Kadın kendinden geçmiş olmalı. An gelmişti. Banyosunu almış, kovaları doldurmuş, onları geri taşımış.

Dolunaylı bir geceymiş ve tam ırmaktan ashram’a giden patikadan geçerken, aniden bambu kırılmış. Döndüğü zaman usta bekliyormuş, kadına bakmış ve demiş ki: ‘Artık gerek yok, oldu. Artık aktaracak hiçbir şeyim yok. Sen zaten almışsın.’

O yaşlı rahibe şöyle derdi, ‘O bambunun kırılmasıyla, içimde bir şey kırıldı. Benim içimde de bir şey kırıldı. O kovaların düşmesi, o kırık çömlekler ve bedenimin kırıldığını gördüm. Aya baktım. Her şey sessiz, dingindi ve ben sessizleştim, dinginleştim. O andan sonra, ben yokum, hiç olmadım.’ Özgürleşme, özgürlük bu anlama gelir.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

2 comments

ümit Haziran 20, 2020 - 22:27

şimdi gözlerimizi kırp mamamızmı gerekiyor: D

Reply
admin Haziran 21, 2020 - 00:41

Bu tekniğin özelinde yazmıyorum ama gözleri hiç kırpmadan belirli bir şeye odaklanma tekniği gerçekten çok enteresan. Mesela 3-5 dk veya daha uzun dayanabilirsen bunu denemelisin. Mum, gökyüzü ve özellikle ay’a odaklanarak denediğinde ve bunu bilinçli şekilde yapmaya başladığında, güzel sezgilere erişebilirsin. Bir de benim çok sevdiğim bir başka teknik de, ‘karanlığın içinde kaybol eri’ diye bir teknik var. Onu da gözleri hiç kırpmama mevzusuna bağlayınca çok enteresan deneyimler yaşıyorsun. Gece uyumak için yatağa girdiğinde, gözleri tavana dik ama tam tavana odaklanma. Tavanla senin arandaki karanlık boşluğa gözleri dik ve o şekilde kalmaya çalış. Bu mevzunun en sevdiğim kısmı, belirli bir süre dayanabilirsen, içindeki birikmiş gözyaşları akmaya başlıyor ve rahatlıyorsun. Ayrıca çok ta enteresan şeyler deneyimleyebilirsin. Şimdi gözleri kırp mamalısın güzel kardeşim, yeterince kırptın, biraz da kırpma 🙂

Reply

Leave a Comment