35. Teknik : Derin bir kuyuya bakın

by admin

Derin bir kuyunun kenarında, gözlerini onun derinliklerine dik, ta ki… Muhteşemlik.

Teknikler benzerdir ama küçük bir fark vardır.

Derin bir kuyunun kenarında, gözlerini onun derinliklerine dik, tak ki… Muhteşemlik.

Derin bir kuyuya bak. Kuyu içinde yansıyacak. Düşünmeyi tamamen unut; düşünmeyi tamamen bırak. Yalnızca derinliklere bakmaya devam et. Artık zihnin bir kuyu gibi kendi derinliği olduğunu söylüyorlar. Artık Batı’da derinlik psikolojisini geliştiriyorlar. Zihnin yalnızca bir yüzey olmadığını söylüyorlar. O yalnızca bir başlangıç; derinlikler var. Pek çok derinlik, gizli derinlikler.

Düşünmeden bir kuyuya bak. Derinlik sende yansıyacak, kuyu içsel derinliklerin dışsal simgesi haline gelecek. Ve sen bakmaya devam et ta ki…Muhteşemlik, ta ki hayret dolu hissedene kadar.

Bu andan önce durma. Bak, bak, bak, gün be gün, ay be ay. Bir kuyuya git, zihinde hareket eden düşünce olmadan derinlere bak. Yalnızca meditasyon yap. Yalnızca derinlik üzerine meditasyon yap; derinliği düşün, onunla bir ol. Meditasyon yapmaya devam et; bir gün düşüncelerin orada olmayacaktır. Her an olabilir. Aniden aynı kuyunun, aynı derinliğin içinde olduğunu hissedeceksin. Ve sonra tuhaf, çok tuhaf bir duygu üzerine gelecek: Hayret dolu hissedeceksin.

Chuang Tzu ustası Lao Tzu ile bir köprünün üzerinden geçiyormuş. Lao Tzu’nun Chuang Tzu’ya şöyle dediği anlatılır: ‘Burada kal. Bu köprüden ırmağa bakmaya devam et, ta ki ırmak durana ve köprü akmaya başlayana kadar. Sonra bana gel.’ Irmak akıyormuş; köprü asla akmaz. Ama Chuang Tzu’ya bu meditasyon verilmiş. Bu köprünün üzerinde beklemek. Denir ki köprünün üzerinde bir kulübe yapmış ve orada kalmış. Aylar geçmiş. Köprünün üzerinde oturur, ırmağın duracağı ve köprünün akacağı anı bekleyerek aşağı bakarmış. Sonra ustasına gidecekmiş.

Bir gün olmuş: Irmak durmuş ve köprü akmaya başlamış. Bu nasıl olabilir? Düşünceler aniden durursa, o zaman her şey mümkündür çünkü aslında ırmağın aktığını, köprünün durduğunu söyleyen, düşüncenin sabitliğidir. Bu yalnızca görecelidir. Yalnızca göreceli!

Einstein der ki fizik der ki her şey görecelidir. Bir trenle, hızlı bir trenle yolculuk ediyorsun. Ne olur? Ağaçlar akıp geçiyor, koşuyorlar. Ve eğer tren gerçekten rahatsa ve trenin gittiğini hissetmiyorsan, pencereden baktığında ağaçlar hareket eder, tren değil.

Einstein der ki uzayda iki tren ya da iki uzay gemisi yan yana, aynı hızda ilerliyorsa, onların hareket ettiğini hissetmezsin. Bir trenin hareketini hissedersin çünkü yandaki durağan şeyleri görürsün. Hareket eden hiçbir şey yoksa… Örneğin, ağaçlar da aynı yönde, aynı hızda ilerliyorsa… Durağan hissedersin. Ya da karşı yönden bir tren geçerse, hız iki katına çıkar. Trenin daha da hızlandığını hissedersin.

Aslında daha da hızlanmamıştır. Aynı hızdaki aynı trendir ama zıt yönde giden bir tren sana iki kat hızlı hissini verir. Hız göreceli ise, o zaman ırmağın aktığını ve köprünün durduğunu söyleyen yalnızca zihnin sabitliğidir.

Devamlı meditasyon yaparak Chuang Tzu her şeyin göreceli olduğunu fark etmiş. Irmak akıyor çünkü sen köprüyü durağan kabul ediyorsun. Derinliklerinde, aslında köprü de akıyor. Bu dünyada hiçbir şey durağan değil. Atomlar hareket ediyor, elektronlar hareket ediyor; köprü içten içe sürekli hareket halindedir. Her şey akıyor; köprü de akıyor.

Chuang Tzu köprünün atomik yapısını görmüş olmalı. Artık diyorlar ki durağan görünen bu duvar durağan değil. Orada hareket var, her elektron akıyor, ama hareket o kadar hızlı ki sen göremiyorsun. İşte bu yüzden durağanmış gibi hissediyorsun.

Bu pervane daha hızlı, daha, daha hızlı hareket ederse, kanatlarını, aralarındaki boşlukları göremezsin. Bunu görmeyi başaramazsın. Yalnızca ışık hızıyla hareket ederse, yalnızca durağan bir disk görürsün. İçinde hiçbir şey hareket etmiyor olur çünkü gözler o hızlı hareketi yakalayamaz.

Bu yüzden Chuang Tzu köprünün atomik yapısını görmüş olmalı. Beklemiş, beklemiş ve sabit zihin kaybolmuş. Sonra köprünün aktığını görmüş… Ve hareket o kadar hızlıymış ki onunla karşılaştırıldığında ırmak durağan sayılırmış. Koşarak Lao Tzu’ya gelmiş ve Lao Tzu demiş ki: ‘ Tamam! Artık bana sorma. O şey sana oldu.’ Ne oldu? Zihinsizlik oldu.

Bu teknikte:

Derin bir kuyunun kenarında, gözlerini onun derinliklerine dik, ta ki… Muhteşemlik.

Hayret dolu olduğunda, gizem üzerine çöktüğünde, zihin yalnızca basit gizem olduğunda… Bir gizem ortamı olduğunda… O zaman kendini bilebilirsin.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment