41. Teknik : Telli bir enstrüman dinleyin

by admin

Ses üzerine beşinci teknik:

Telli çalgıları dinlerken, birleşik merkezi sesini işit; böylece mutlak varlık.

Aynısı! Bir enstrümanı dinliyorsun. Bir sitar ya da herhangi bir şey. Pek çok nota var. Uyanık ol ve merkezi nüveyi dinle, tüm notaların etrafında aktığı omurgayı, tüm notaları bir arada tutan en derin akımı… Tıpkı senin omurgan gibi merkezi olanı. Tüm bedeni omurga tutar. Müziği dinlerken uyanık ol, müziğin içine işle ve onun omurgasını bul… Akıp giden, her şeyi bir arada tutan merkezi şeyi. Notalar gelir ve gider, kaybolur, ama merkezi nüve akmaya devam eder. Onun farkına var.

Temel olarak, orijinal olarak, müzik meditasyon için kullanılıyordu; özellikle Hint müziği bir meditasyon yöntemi olarak geliştirilmiştir. Yapan için derin meditasyondur ve seyirci için de derin meditasyondur. Bir dansçı ya da bir müzisyen, bir teknisyen olabilir. İçinde hiç meditasyon olmaz, o bir teknisyendir. Büyük bir teknisyen olabilir, ama o zaman orada ruh yoktur, yalnızca beden vardır. Ruh ancak müzisyen derin bir meditasyoncu olduğunda gelir.

Ve müzik yalnızca dışsal olandır. Sitarını çalarken, insan yalnızca sitarı çalmaz, aynı zamanda içerideki uyanıklığını da çalar. Sitar dışarıda çalmaya devam eder ve insanın yoğun farkındalığı içeride hareket eder. Müzik dışarıda akar gider ama insan uyanıktır, müziğin en derin nüvesinin daima farkındadır. Ve bu samadhi verir. Bu esriklik olur. Bu en yüksek zirve olur.

Müzisyen gerçekten müzisyen olduğunda, enstrümanını kıracağı söylenir. Çünkü artık faydası yoktur. Enstrümanına hala ihtiyaç duyuyorsa, o henüz gerçek bir müzisyen değildir. Yalnızca öğrenmektedir. Müzikle oynayabiliyorsan, meditasyonla oynayabiliyorsan, önünde sonunda içsel müzik daha önemli olur ve dışsal olan daha az önemli olur: Nihai olarak bir rahatsızlık haline gelir. Bilincin içeride hareket ediyorsa ve içsel müziği bulabiliyorsa, o zaman dışsal müzik bir rahatsızlık olur. Sitarı fırlatıp atarsın, enstrümanı uzağına atarsın çünkü artık içsel enstrümanı bulmuşsundur. Ama dışsal olan olmadan bulunamaz o; dışsal olanla daha kolay uyanık hale gelebilirsin. Bir kez uyanık olunca, dışsal olanı bırak ve içe git. Ve dinleyici için de aynısı geçerlidir!

Ama sen müzik dinlerken ne yapıyorsun? Meditasyon yapmıyorsun. Tam tersine, sen müziği alkol kullanır gibi dinliyorsun. Sen onu gevşemek için, kendini unutmak için kullanıyorsun. Talihsizlik, acı budur. Farkındalık için geliştirilen teknikler uyku için kullanılıyor. Ve insan bu şekilde kendi kendine kötülük yapar durur.

Sana, seni uyanık kılacak bir şey verilmişse, sen onu kendini daha uykulu kılmak için kullanırsın. İşte bu yüzden bin yıllardır öğretiler gizli tutulur. Çünkü uykulu bir insana teknik vermenin faydasız olduğuna inanılırdı. İnsan onları uyku için kullanacaktır; aksini yapamaz. Bu yüzden teknikler yalnızca, uykularını silkeleyip atmaya hazır, uykululuk halini parçalayıp atmaya hazır belli müritlere verilirdi.

Ouspensky bir kitabını, ‘uykumu bölen kişi’ diyerek George Gurdjieff’e ithaf etmiş. Bu tür insanlar gerçekten de rahatsız edicilerdir. Gurdjieff, Buda, İsa gibi insanlar rahatsız edicilerdir. İşte bu yüzden onlardan intikam alırız. Uykumuzu her kim bölerse, onu çarmıha gereriz. O bize iyi bakmamaktadır. Güzel düşler görüyor olabiliriz ve o gelip uykumuzu böler. Onu öldürmek isteriz. Düşlerimiz o kadar güzeldi.

Düş güzel olabilir ve ben güzel olmayabilirim, ama bir şey kesin: Bu bir düş ve boşuna, faydasız! Ve eğer güzelse, o zaman daha da tehlikeli çünkü seni daha fazla içine çekebilir, bir uyuşturucuya dönüşebilir.

Biz müziği, dansı uyuşturucu olarak kullanıyoruz. Ve eğer müziği ve dansı uyuşturucu olarak kullanmak istiyorsan, o zaman onlar yalnızca uykun açısından değil, cinselliğin açısından da uyuşturucu olacaklardır. Bu yüzden şu noktayı hatırla: Cinsellik ve uyku birlikte gider. İnsan ne kadar uykulu olursa, o kadar cinsel olur; ne kadar uyanık olursa, o kadar az cinsel olur. Cinselliğin kökleri temel olarak uykudadır. Uyanıkken daha sevgi dolu olursun, cinselliğin tüm enerjisi aşka dönüşür.

Bu sutra diyor ki:

Telli çalgıları dinlerken, birleşik merkezi sesini işit

-eksiksiz merkezi sesini-

…Böylece mutlak varlık.

Ve o zaman ne bilinmesi gerekiyorsa ya da bilmeye değer ne varsa bilirsin. Her yerde ve her zaman var olursun. Müzikle, birleşik merkezi nüveyi bularak, uyanırsın ve bu uyanış ile her yerde olursun.

Şu anda, sen bir yerlerdesin. Ego dediğimiz bir yerde. Uyanabilirsen, bu nokta kaybolur. O zaman herhangi bir yerde olmazsın, her yerde olursun. Sanki her şey olmuşsun gibi. Okyanus olursun, sonsuz olursun.

Sonluluk zihindedir.

Sonsuzluk meditasyonla gelir.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment