49. Teknik : Sevişirken titreyin

by admin

Duyularının yaprak gibi titrediği bir kucaklaşma halinde, bu titremeye gir.

Sevgi dolu bir kucaklaşma içindeyken, sevgili ya da aşık ile böylesine derin bir birlik içindeyken, duyuların yaprak gibi titrerken, bu titreyişe gir. Biz korkarız: Sevişirken bedeninin fazla hareket etmesine izin vermezsin çünkü bedeninin hareket etmesine izin verirsen cinsel eylem tüm bedenine yayılır. Cinsel merkeze odaklandığı zaman onu kontrol edebilirsin. Zihin, kontrolü elinde tutabilir. Cinsel eylem tüm bedenine yayıldığı zaman, onu kontrol edemezsin. Titremeye başlayabilirsin, çığlık atmaya başlayabilirsin ve beden kontrolü ele alınca bedenini kontrol edemeyebilirsin.

Biz hareketleri bastırırız. Özellikle, tüm dünyada, kadınların her tür hareketini, sallanmasını baskılarız. Onlar ölü bedenler gibi kalırlar. Sen onlara bir şey yapıyorsun; onlar sana hiçbir şey yapmıyor. Onlar yalnızca edilgen eşler. Bu neden oluyor? Neden tüm dünyada erkekler kadınları bu şekilde baskılıyor? Korku var… Çünkü bir kadın bedenine bir kez sahip çıkınca, erkek için onu tatmin etmek çok güç olur: Çünkü bir kadın zincirleme orgazm yaşayabilir; bir erkek bunu yapamaz. Bir erkek yalnızca tek bir orgazm yaşayabilir; bir kadın zincirleme orgazm yaşayabilir. Çoklu orgazm vakaları raporlanmıştır. Her kadın art arda en az üç orgazm yaşayabilir, ama bir erkek yalnızca bir kere yaşayabilir. Ve erkeğin orgazmı ile kadın yine uyarılır ve yeni orgazmlara hazır olur. O zaman bunu nasıl idare etmeli?

Kadın hemen bir başka erkeğe ihtiyaç duyar ve grup seksi tabudur. Dünyanın her yerinde tek eşli toplumlar yaratmışızdır. Kadınları baskılamanın daha iyi olduğunu hissediyor gibiyiz. Bu yüzden, gerçekten de, kadınların yüzde seksen ile doksanı orgazmın ne olduğunu asla tanıyamıyor. Çocuk doğurabiliyorlar; bu başka bir şey. Erkekleri tatmin edebiliyorlar; bu da başka bir şey. Ama kendileri asla tatmin olmuyor. Bu yüzden, dünyanın her yerinde, kadınlarda bir acı görmen; üzüntü, acı, hayal kırıklığı görmen doğaldır. Temel ihtiyaçları karşılanmıyor.

Titremek harikadır çünkü cinsel eylem halinde titrediğin zaman enerji, bedenin her yerine akmaya başlar, enerji tüm bedende titreşir. O zaman bedenin her hücresi işe karışır. Her hücre canlanır çünkü her hücre cinsel bir hücredir.

Sen doğduğunda, iki cinsel hücre birleşti ve senin benliğin yaratıldı, bedenin yaratıldı, o iki cinsel hücre bedenininde, her yerde. Çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar, ama senin temel birimin hala cinsel hücre. Tüm bedenin titrediğinde, bu yalnızca sevgilinle birleşmek olmaktan çıkıyor. Bedeninin içinde de, her hücre karşı hücre ile birleşiyor. Bu titreme bunu gösteriyor. Hayvansı görünüyor, ama insan gerçekten bir hayvandır ve bunda yanlış olan bir şey yoktur.

Cinsel eylem üzerine ikinci sutra şöyle diyor:

Duyularının yaprak gibi titrediği bir kucaklaşma halinde…

Büyük bir rüzgar esiyor ve ağaç sallanıyor. Kökleri bile sallanıyor, her yaprak sallanıyor. Büyük bir rüzgar esiyor. Cinsellik gerçekten büyük bir rüzgardır, içinde esen büyük bir enerji. Sallan! Titre! Bedenindeki her hücrenin dans etmesine izin ver. Bu, ikiniz için de geçerli olmalıdır. Sevgili de dans ediyor, her hücresi titriyor olmalıdır. Ancak o zaman ikiniz birleşebilirsiniz ve o zaman bu birleşme zihinsel olmaz. Biyoenerjilerin birleşmesi olur.

Bu titremeye gir ve titrerken uzak durma. Bir izleyici olma çünkü zihin bir izleyicidir. Uzak durma! Titre, titreyiş ol. Her şeyi unut ve titreyiş ol. Bedenin titremiyor: Bu sensin, tüm benliğin. Titreyişin kendisi ol. O zaman iki beden olmaz, iki zihin olmaz. Başlangıçta, titreyen iki enerji olur ve sonda bir çember olur… İki çember değil.

Bu çemberde ne olur? Bir, varoluşsal bir gücün parçası olursun. Toplumsal bir zihin değil, varoluşsal bir güç. Tüm kozmosun bir parçası olursun. O titreyişte sen tüm kozmosun parçası olursun. O an büyük yaratım anıdır. Katı bedenler olarak çözülürsün. Akışkan olursun. Birbirinize akarsınız. Zihin kaybolur, bölünme kaybolur. Birliğe sahip olursun.

Bu advait’tir, ikilik olmayıştır. Ve bu ikilik olmayışı hissedemiyorsan, o zaman ikilik olmayışa dayanan tüm felsefeler faydasızdır. Bu hissedilmediğinde, ikilik olmayışa dayanan tüm felsefeler yalnızca sözlerden ibarettir. Bir kez bu ikilik olmayan varoluşsal anını tanıyınca, ancak o zaman Upanishadlar’ı anlayabilirsin. Ancak o zaman gizemcileri anlayabilirsin; kozmik birlikten, bütünlükten bahsederken neyi kastettiklerini. O zaman dünyadan ayrı olmazsın, ona yabancı olmazsın. O zaman varoluş, yuvan olur. Ve bu, ‘ Var-oluşta, yuvamdayım’ duygusu ile tüm endişeler kaybolur. O zaman ıstırap olmaz, mücadele olmaz, çelişki olmaz. Lao Tzu’nun tao dediği, Shankara’nın advait dediği budur işte. Sen bunun için kendi sözcüğünü seçebilirsin. Derin bir aşk kucaklaşması aracılığı ile bunu hissetmek kolaydır. Canlı ol, titre ve titreyişin kendisi ol.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment