54. Teknik : Tatmin olduğunuzu hissedin

by admin

İkinci kendini hatırlama tekniği:

Nerede tatmin bulunursa, hangi eylemde olursa olsun, bunu gerçekleştir.

Susuzluk hissedersin ve su içersin. İnce bir tatmine erişilir. Suyu unut, susuzluğu unut. Hissettiğin ince tatminle kal. Onunla dol; yalnızca tatmini hisset.

Ama insan zihni fesattır. O yalnızca tatminsizlikleri, hoşnutsuzlukları hisseder. Asla tatmin hissetmez; asla hoşnut olmaz. Tatmin olmamışsan, bunu hissedersin ve onunla dolarsın. Susamışsan, bunu hissedersin: Susuzlukla dolarsın; susuzluğu boğazında hissedersin. Büyürse tüm bedeninde hissedersin ve bir an gelir, artık sen susuz değilsindir, susuzluğun kendisi olduğunu hissedersin. Bir çöldeysen ve su bulma umudu yoksa, senin susuz olduğunu hissetmezsin; susuzluk olduğunu hissedersin.

Tatminsizlikler hissedilir, acılar hissedilir, ıstıraplar hissedilir. Ne zaman acı çeksen, sen ıstırap olursun. İşte bu yüzden hayat tamamen cehennem haline gelir.

Sen asla olumlu hissetmemişsindir; sen hep olumsuz hissetmişsindir. Yaşam bizim kıldığımız kadar büyük bir acı değildir; acı bizim kendi yorumumuzdur. Bir Buda burada ve şu anda, bu yaşamın içinde mutludur. Bir Krishna dans etmekte, flütünü çalmaktadır. Bu yaşamda, burada ve şu anda, bizim acı çektiğimiz yerde Krishna dans etmektedir. Yaşam ne acı, ne de mutluluktur. Mutluluk ve acı bizim yorumlarımız, bizim tavırlarımız, bizim yaklaşımlarımızdır, ona nasıl baktığımızdır. O, senin zihnindir, onu nasıl karşıladığındır.

Hatırla ve kendi hayatını analiz et. Hiç mutlu anları, hoşnutlukları, tatminleri, sevinçleri hesaba katıyor musun? Hiç katmamışsındır, ama acını, çektiklerini, sefaletini hep hesaba katarsın ve biriktirir durursun. Sen birikmiş bir cehennemsin ve bu senin kendi seçimin. Kimse seni bu cehennemde yaşamaya zorlamıyor; bu senin kendi seçimin. Zihin olumsuz olanı alıyor, biriktiriyor ve kendisi olumsuz oluyor. Ve sonra bu, kendi kendini devam ettiren bir acı oluyor. Zihninin içinde ne kadar olumsuzluk taşıyorsan, o kadar olumsuz oluyorsun, o kadar olumsuzluk birikiyor. Benzer benzeri çeker ve ömürlerdir bu böyle olmuştur. Olumsuz yaklaşımın yüzünden her şeyi ıskalıyorsun.

Bu teknik sana olumlu bir yaklaşım verir, sıradan zihnin ve süreçlerinin tamamen tersine çevrilmesini sağlar. Nerede tatmin bulunursa, hangi eylemde olursa olsun, bunu gerçekleştir, hisset, onunla bir ol. Gelip geçen bir aşama olarak kabullenme. Tatmin daha büyük, kısaca olumlu varoluşun görülmesi haline gelebilir.

Her şey yalnızca penceredir. Acı ile özdeşleşirsen, bir pencereden bakıyor olursun ve acı, ıstırap penceresi yalnızca cehenneme açılır. Tatminkar bir anla, mutlu bir anla, esrik bir anla bir olursan, bir başka pencere açarsın. Varoluş aynıdır, ama pencerelerin farklıdır.

Her nerede tatmin bulunursa, hangi eylem olursa olsun, onu gerçekleştir… Nerede olursa olsun! Koşul yok: Nerede olursa olsun! Bir dostu görüyorsun ve mutlu hissediyorsun; sevgilinle ya da aşığınla buluşuyorsun ve mutlu oluyorsun: Bunu gerçekleştir. O anda mutluluk ol ve mutluluğunu bir kapı kıl. O zaman zihni değiştirir ve mutluluk biriktirmeye başlarsın. Zihnin olumluya döner ve aynı dünya farklı görünür.

Bokuju adındaki bir Zen keşişinin şöyle dediği anlatılır, ‘Dünya aynı, ama hiçbir şey aynı değil çünkü zihin değişiyor. Her şey aynı kalıyor, ama hiçbir şey aynı değil çünkü ben aynı değilim.’

Sen dünyayı değiştirmeye çalışıyorsun ve ne yaparsan yap dünya aynı kalacaktır çünkü sen aynı kalacaksın. Daha büyük bir ev alabilirsin, daha büyük bir araba alabilirsin, daha güzel bir kadın, daha yakışıklı bir erkekle birlikte olabilirsin, ama hiçbir şey değişmez. Daha büyük ev daha büyük olmayacaktır. Güzel kadın ya da yakışıklı erkek daha güzel ya da yakışıklı olmayacaktır. Daha büyük araba yine küçük kalacaktır çünkü sen aynısın. Zihnin, yaklaşımın, görme yolların aynıdır. Sen kendini değiştirmeden bir şeyleri değiştirip duruyorsun. Bu yüzden yalnızca acı içindeki bir insan kulübeyi terk edip saraya taşınır, ama acı içindeki insan aynı kalır. O kulübede acı içindeydi; artık sarayda acı içinde olacak. Bu acı saraylara layık olabilir, ama o yine de acı içinde olacak.

Sen acıyı yanında taşıyorsun ve nereye gidersen git kendinden ayrılamazsın. Bu yüzden dışsal değişiklikler temel olarak değişim değildirler; yalnızca görünüşte değişimdirler. Sen yalnızca değişim olduğunu hissedersin, ama değişim yoktur. Tek bir değişim, tek bir devrim, tek bir mutasyon vardır ve o da zihninin olumsuzdan olumluya değişmesidir. Dışarıya bakışın acıya odaklanmışsa, cehennemde yaşarsın; dışa bakışın mutluluğa odaklanmışsa, o cehennem cennete dönüşür. Dene! Bu senin yaşam kaliteni, hayatının niteliğini değiştirir.

Ama sen nitelikle değil nicelikle ilgileniyorsun. Sen nasıl daha zengin olunacağı ile ilgileniyorsun. Nitelikle değil, nicelikle. İki evin, iki araban, daha kabarık bir banka hesabın, pek çok şeyin olabilir. Nitelik değişir: Daha, daha fazla olur, ama senin niteliğin aynı kalır ve zenginlik nesnelerle ilgili değildir. Zenginlik zihninin niteliği, yaşamının niteliği ile ilgilidir. Nitelik söz konusu olduğu zaman fakir bir adam bile zengin olabilir ve zengin bir adam fakir olabilir. Durum hemen her zaman böyledir çünkü nesnelerle ve nicelikle ilgilenen biri kendi içinde farklı bir boyut olduğundan tamamen habersizdir: Nitelik boyutu… Ve o boyut ancak zihnin olumluyken değişir.

Yarın sabahtan itibaren, bütün gün şunu hatırla: Ne zaman güzel, tatminkar, mutlu bir şey hissetsen; yirmi dört saatlik bir gün içinde böyle pek çok an vardır, ama sen cehenneme öyle bağlısın, onunla öyle ilgilisin ki bunu ıskalıyorsun. Güneş doğuyor, çiçekler açıyor, kuşlar ötüyor, rüzgar ağaçların arasında esiyor. Oluyor! Küçük bir çocuk masum gözlerle sana bakıyor ve içine ince bir mutluluk duygusu doluyor; ya da biri sana gülümsüyor ve sen mutluluğu hissediyorsun.

Çevrene bak ve mutluluğu bulmaya çalış; onunla dol. O anda her şeyi unut. Onunla dol, onu tat ve onun tüm benliğine dolmasına izin ver. Onunla bir ol. Kokusu seni takip edecektir. Bütün gün içinde yankılanmaya devam edecektir ve yankı, yankılanan duygu senin daha olumlu olmana izin verecektir.

Bu, biriken bir şeydir. Sabah başlarsan, akşam yıldızlara, aya, geceye, karanlığa daha açık olacaksın. Yirmi dört saat boyunca, sırf ne olduğunu hissetmek için, deneysel olarak yap. Bir kez olumlunun seni farklı bir dünyaya götürdüğünü çünkü senin farklılaştığını hissedince, bunu bir daha bırakamayacaksın. Tüm vurgu olumsuzdan olumluya değişecek. O zaman dünyaya yeni, farklı bir şekilde bakacaksın.

Aklıma bir hikaye geldi. Buda’nın müritlerinden biri ustasına veda ediyormuş. Müridin adı Purnakashyapa imiş. Buda’ya sormuş: ‘Nereye gideyim? Mesajını nerede vaaz edeyim?’

Buda demiş ki: ‘Nerede yapacağını sen seçebilirsin.’

Mürit demiş ki: ‘Bihar’ın uzak köşesine gideceğim.’ Orası Sukha olarak biliniyormuş. ‘Sukha bölgesine gideceğim.’

Buda demiş ki: ‘Seçimini değiştirmen daha iyi olur çünkü o bölgenin insanları çok zalim, vahşi ve fesattır ve kimse oraya gidip şiddetsizlik, sevgi, sevecenlik öğretmeye cesaret edemedi. Bu yüzden lütfen seçimini değiştir.’

Ama Purnakashyapa demiş ki: ‘Kimse gitmediği için oraya gitmeme izin ver, biri oraya gitmeli.’

Buda demiş ki: ‘O zaman gitmene izin vermeden önce üç soru soracağım. O bölgenin insanları sana hakaret ederse, seni küçük düşürürse, ne hissedersin?’

Purnakashyapa demiş ki: ‘Bana yalnızca hakaret ederlerse çok iyi hissederim. O zaman beni dövmüyorlardır. Onlar iyi insanlar demektir; beni dövebilirlerdi de.’

Buda demiş ki: ‘O zaman ikinci soru: Seni dövmeye başlarlarsa, nasıl hissedersin?’

Purnakashyapa demiş ki: ‘Çok iyi insanlar olduklarını hissederim. Beni öldürebilirlerdi, ama onlar yalnızca dövüyor.’

Sonra Buda demiş ki: ‘Şimdi üçüncü soru: Seni gerçekten öldürürlerse, o zaman ölüm anında nasıl hissedersin?’

Purnakashyapa demiş ki: ‘Sana ve onlara teşekkür ederim. Beni öldürürlerse, beni pek çok hatanın mümkün olduğu yaşamdan kurtarmış olurlar. Beni özgür bırakmış olurlar, bu yüzden müteşekkir hissederim.’

Böylece Buda demiş ki: ‘Artık istediğin yere gidebilirsin. Tüm dünya senin için cennet. Artık sorun yok. Dünya bir cennet, bu yüzden dilediğin yere gidebilirsin.’

Bu zihinle, dünyada yanlış giden hiçbir şey olmaz. Senin zihninle, hiçbir şey doğru gidemez. Olumsuz zihinle, her şey yanlıştır. Yanlış olduğundan değil, yanlıştır çünkü olumsuz zihin yalnızca yanlışları görebilir.

Nerede tatmin bulunursa, hangi eylemde olursa olsun, bunu gerçekleştir.

Bu çok hassas bir süreçtir, ama aynı zamanda çok tatlıdır ve bu süreçte ne kadar ilerlersen süreç o kadar tatlılaşır. Sen yeni bir tat ve güzel koku ile dolarsın. Yalnızca güzeli ara: Çirkini unut. Sonra bir an gelir, çirkin de güzelleşir. Sen yalnızca mutlu ana bak ve bir an gelir, mutsuzluk diyebileceğin hiçbir şey kalmaz. O zaman mutsuz an kalmaz. Sen mutlu olanla ilgilen, önünde sonunda acı kalmaz. Olumlu zihin her şeyi güzelleştirir.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment