70. Teknik : Özünü belkemiği boyunca yükselen ışınlar olarak düşün

by admin

Özünü merkezden merkeze belkemiği boyunca yükselen ışınlar olarak düşün. ‘Yaşamak’ da içinde böyle yükselir.

Pek çok Yoga yöntemi buna dayalıdır. İlk önce ne olduğunu anla; sonra uygula. Belkemiği, omurga, hem bedenin, hem zihninin temelidir. Zihnin, kafan, omurganın son kısmıdır. Tüm bedenin kökü omurgadadır. Omurgan gençse, sen de gençsin. Eğer omurgan yaşlıysa, sen de yaşlısın. Omurganı genç tutabilirsen, yaşlanman güç olur. Her şey omurgana bağlıdır. Omurgan canlıysa, çok parlak bir zihnin olur. Omurgan donuk ve ölü ise, çok donuk bir zihnin olur. Yoga pek çok şekilde omurganı canlı, parlak, ışık dolu, genç ve taze tutmaya çalışır.

Omurganın iki ucu vardır: Başlangıcı cinsel merkezdir ve sonu sahasrardır, başının tepesindeki yedinci merkezdir. Omurganın başlangıcı toprağa bağlıdır ve cinsellik sendeki en dünyevi şeydir. Omurgandaki başlangıç merkezi sayesinde doğa ile, Sankhya’nın prakriti, yeryüzü, maddesel dediği şey ile iletişim halindesin. Kafadaki son merkezden ya da ikinci kutuptan, sahasrar, ilahi olanla iletişim içindesin. Bunlar varoluşunun iki kutbudur. İlki cinsellik, ikincisi sahasrardır. İngilizcede sahasrar sözcüğünü karşılayan bir sözcük bulunmamaktadır. İki kutup bunlardır. Yaşamın ya cinsel yönelimli ya da sahasrar yönelimli olacaktır. Enerjin ya aşağı, cinsel merkezden yeryüzüne akacaktır ya da sahasrardan kozmosa salıverilecektir. Sahasrardan brahmana, Mutlak Varoluş’a salıverilirsin. Cinsellikten aşağı, göreceli varoluşa akarsın. İki akış, iki olasılık bunlardır. Yukarı akmaya başlamadığın sürece acın asla sona ermeyecektir. Mutluluğa kısa bakışlar atabilirsin ama yalnızca kısa bakışlar olur bunlar. Hem de çok hayali bakışlar.

Enerji yukarı akmaya başladığında o bakışları gittikçe daha sık görürsün. Enerji bir kez sahasrara ulaşınca ve oradan salıverilince, mutlak mutluluğa kavuşacaksın. Bu nirvanadır. O zaman başka bakış olmaz; sen mutluluğun kendisi olursun. Bu yüzden Yoga ve Tantra’nın konusu enerjinin omurgadan yukarı, omurilikten yukarı nasıl akıtılacağı, onun yer çekimine karşı hareket etmesine nasıl yardım edileceğidir. Cinsellik çok kolaydır çünkü yer çekimini takip eder. Yeryüzü her şeyi aşağı, geriye çekmektedir; cinsel enerjin yeryüzü tarafından çekilir. Sen duymamış olabilirsin, ama astronotlar bunu hissetmiştir. Yeryüzünün çekiminden kurtuldukları andan itibaren fazla cinsellik hissetmezler. Beden ağırlık kaybettikçe cinsellik çözülür, kaybolur.

Yeryüzü senin yaşam enerjini aşağı çekmektedir ve bu doğaldır, çünkü yaşam enerjisi yeryüzünden gelir. Yemek yersin ve içinde yaşam enerjisi yaratırsın; o yeryüzünden gelir ve yeryüzü onu geri çekmektedir. Her şey kaynağına gider. Ve bu şekilde hareket etmeye devam ederse, yaşam enerjisi tekrar tekrar dönecektir. Sen bir çember halinde hareket edersin ve ömürler boyunca hareket etmeyi sürdürürsün. Tıpkı astronotlar gibi bir sıçrayış yapmazsan sonsuza dek bu şekilde hareket edebilirsin. Tıpkı astronotlar gibi, sıçramalı ve çemberin dışına çıkmalısın. O zaman yeryüzünün çekim düzeni bozulur. Kırılabilir!

Onun nasıl kırılacağına dair teknikler bunlardır. Enerjinin nasıl dikey olarak hareket edeceğine ve içinde yükseleceğine, yeni merkezlere ulaşacağına dair teknikler; enerjilerin nasıl içinde ortaya çıkabileceğine, her hareket ile seni yeni biri yapabileceğine dair teknikler. Enerji sahasrarından, cinselliğin karşı kutbundan salıverildiği anda, sen artık insan değilsin. Artık bu yeryüzüne ait değilsin; ilahi oldun. İşte Krishna Tanrı’dır ya da Buda Tanrı’dır derken kastettiğimiz bu. Onların bedenleri de tıpkı seninki gibidir. Onların bedenleri de hastalanır, ölürdü. Bedenlerindeki her şey seninki gibidir. Onların bedenlerinde, seninkinde olmayan tek bir şey olmaktadır: Enerji yer çekimi düzeninden kurtulmuştur.

Sen bunu göremezsin, senin gözlerine görünmez. Bazen bir ustanın yanında otururken hissedebilirsin. Aniden içinde bir enerji kabarması hissedersin ve enerjin yukarı akmaya başlar. Ancak o zaman bir şey olduğunu anlarsın. Sırf Buda ile iletişim haline geçmekle, enerjin yukarı, sahasrara akmaya başlar. Buda öyle güçlüdür ki yeryüzü bile o kadar güçlü değildir; enerjini aşağı çekemez. Bunu İsa’nın, Buda’nın, Krishna’nın yanında hissetmiş olanlar onlara Tanrı demiştir. Onların yeryüzünden daha güçlü bir enerji kaynakları vardır.

Düzen nasıl bozulabilir? Bu teknik düzeni bozmak için çok faydalıdır. İlk önce temel bir şeyi anla. Bir, eğer gözlemlemişsen, cinsel enerjinin hayal gücü ile hareket ettiğini fark etmemişsindir. Hayal gücü sayesinde cinsel merkezin işlemeye başlar. Gerçekte, hayal gücü olmadan işleyemez. İşte bu yüzden aşıksan daha iyi işler. Çünkü aşkla hayal gücü de gelir. Aşık değilsen çok güçtür. İşlev göstermez.

İşte bu yüzden eski günlerde erkek fahişe bulunmazdı, yalnızca kadın fahişe bulunurdu. Aşık olmayan bir erkek fahişe için iş çok zordur ve sırf para için nasıl aşık olabilir? Bir adama seninle ilişkiye girmesi için para verebilirsin ama seni hayal edemiyorsa işlev gösteremez. Kadınlar işlev gösterebilir, çünkü onların cinselliği edilgendir. Gerçekten de, onların işlev göstermesine hiç gerek yoktur. Onlar tamamen uzak olabilirler; hiçbir şey hissetmiyor olabilirler. Bedenleri ceset gibi olabilir. Bir fahişe ile birlikteyken, gerçek bir bedenle sevişmezsin. Yalnızca bir ceset ile sevişirsin. Ama kadınlar kolaylıkla fahişe olabilirler, çünkü onların cinselliği edilgendir.

Cinsel merkez hayal gücü sayesinde çalışır. İşte bu yüzden düşlerde bile ereksiyon olabilir, boşalabilirsin. Bunlar gerçektir. Düşler yalnızca hayaldir. Gözlemlenmiştir ki, fiziksel olarak zinde bir erkek gece boyunca en az on kez ereksiyon olmaktadır. Zihnin her hareketi ile, küçük bir cinsellik düşüncesi ile ereksiyon oluşur. Zihninin pek çok enerjisi, pek çok yeteneği vardır ve bunlardan biri iradedir. Ama cinselliği irade ile getiremezsin. Cinsellik açısından irade etkisizdir. İrade asla cinsellikle işlev göstermez; yalnızca hayal gücü işlev gösterir. Hayal et, o zaman merkez işlemeye başlar. Bu gerçeği neden vurguluyorum? Çünkü hayal gücü enerjinin hareket etmesine yardımcı oluyorsa, o zaman enerji sırf hayal gücü ile yukarı ya da aşağı gidebilir. Hayal gücü ile kanını hareket ettiremezsin; bedende başka hiçbir şeyi hayal gücü ile yapamazsın. Ama cinsel enerji hayal gücü ile hareket ettirilebilir. Onun yönünü değiştirebilirsin.

Bu sutra şöyle diyor: Özünü ışınlar olarak düşün… Kendini, benliğini ışınlar olarak düşün… Omurga boyunca merkezden merkeze… Bel kemiğinden yukarı… İçindeki ‘yaşamak’ da böyle yükselir. Yoga omurganı yedi merkeze bölmüştür. İlki cinsel merkezdir ve sonuncusu sahasrardır ve bu ikisinin arasında beş merkez vardır. Bazı sistemler onu dokuza, bazıları üçe, bazıları dörde böler. Bölmek çok anlamlı değildir, sen kendi bölmeni yapabilirsin. Beş merkezle çalışmak yeterlidir; ilki cinsel merkezdir, ikincisi göbeğin hemen altındadır, üçüncüsü yüreğin arkasındadır, dördüncüsü iki kaşının arasında, arada, alnın ortasındadır. Ve beşincisi, sahasrar, kafanın tepesindedir. Bu beşi yeterlidir.

Bu sutra diyor ki: Kendini düşün… Kendini hayal et demek istiyor… Gözlerini kapat ve kendini ışıkmışsın gibi hayal et. Bu yalnızca hayal gücü değildir. Başlangıçta öyledir, ama gerçektir de, çünkü her şey ışıktan oluşur.  Artık bilim, her şeyin elektrikten oluştuğunu söylüyor ve Tantra hep her şeyin ışık parçacıklarından oluştuğunu söylemiştir. Sen de öylesin. İşte bu yüzden Kuran Tanrı’nın ışık olduğunu söyler. Sen ışıksın! İlk önce yalnızca ışınlardan oluştuğunu hayal et; sonra hayal gücünü cinsel merkeze götür. Dikkatini oraya yoğunlaştır ve ışınların cinsel merkezinden yukarı aktığını hayal et. Sanki cinsel merkezin bir ışık kaynağı olmuş ve ışınlar yukarı doğru kabarıyor. Göbek merkezine doğru. Bölmeye gerek vardır, çünkü cinsel merkezini sahasrara bağlamak güç olacaktır. Bu yüzden küçük bölünmeler faydalı olur. Bağlayabilirsen, bölmeye gerek kalmaz. Cinsel merkezden yukarı tüm bölünmelerden kurtulursun ve enerji, yaşam gücü bir ışık gibi sahasrara gider. Ama bölünmeler daha faydalı olur, çünkü senin zihnin küçük parçaları daha kolay algılar.

Enerjinin (ışınların) ışıktan bir ırmak gibi cinsel merkezinden göbeğine aktığını hisset. Hemen içinde bir sıcaklık yükseldiğini hissedeceksin. Kısa sürede göbeğin ısınacak. Sıcaklığı hissedebilirsin; başkaları bile hissedebilir bu sıcaklığı. Hayal gücün sayesinde cinsel merkezin yükselmeye başlamıştır. Göbekteki ikinci merkezin bir ışık kaynağı olduğunu, ışınların gelip orada toplandığını hissettiğinde, yürek merkezine akmaya başla. Işık yürek merkezine ulaştığında, ışınlar gelirken, yürek atışların değişir. Nefeslerin derinleşir ve sıcaklık yüreğine gelir. Daha da yüksel.

Özünü merkezden merkeze bel kemiği boyunca yükselen ışınlar olarak düşün. ‘Yaşamak’ da içinde böyle yükselir.

Sıcaklığı hissettikçe, onunla birlikte bir ‘yaşam’ hissedeceksin, yeni bir yaşam geldiğini, içsel bir ışığın yükseldiğini hissedeceksin. Cinsel enerjinin iki kısmı vardır: Biri fiziksel, diğeri psişiktir. Bedeninde her şeyin iki kısmı vardır. Tıpkı beden ve zihin gibi, içindeki her şeyin iki kısmı vardır: Biri maddesel, diğeri tinseldir. Cinsel enerjinin iki kısmı vardır. Maddesel kısım semendir; o yukarı yükselemez, onun geçeceği yer yoktur. Bu yüzden Batı’daki pek çok fizyolog Tantra ve Yoga yöntemlerinin saçmalık olduğunu söyler ve onları tamamen reddederler. Cinsel enerji nasıl yükselebilir? Geçeceği yer yoktur ve cinsel enerji yükselemez. Haklıdırlar, ama yine de yanılmaktadırlar. Maddesel kısım olan semen yükselemez… Ama hepsi bu değildir. Gerçekten de, o cinsel enerjinin bedenidir yalnızca, cinsel enerji değildir. Cinsel enerji onun psişik kısmıdır ve psişik kısım yükselebilir. Bu psişik kısım için geçit olarak omurga kullanılır. Omurga ve onun merkezleri. Ama bunun hissedilmesi gereklidir ve senin hislerin ölmüştür.

Bir yerde belli bir psikoterapistin bir kadın hastası hakkında yazdıklarını hatırlıyorum. Adam kadına bir şey hissetmesini söylüyormuş, ama psikoterapist kadının yaptığı şeyi hissetmediğini, hissettiğini düşündüğünü hissetmiş. Bu farklı bir şeydir. Bu yüzden terapist elini kadının elinin üzerine koymuş, bastırmış ve kadına gözlerini kapatmasını, ne hissettiğini anlatmasını söylemiş. Kadın hemen, ‘Elini hissediyorum’ demiş.

Ama terapist şöyle demiş: ‘Hayır, bu hissettiğin şey değil. Bu yalnızca düşündüğün, çıkarsadığın şey. Elimi elinin üzerine koydum; elimi hissettiğini söylüyorsun. Ama hissetmiyorsun. Bu çıkarsamadır. Ne hissediyorsun?’

Kadın, ‘Parmaklarını hissediyorum’ demiş.

Terapist yine, ‘Hayır!’ demiş. ‘Bu his değil. Hiçbir şey çıkarsama. Gözlerini kapat ve elimin olduğu yere git; sonra bana ne hissettiğini söyle.’

O zaman kadın demiş ki: ‘Ah! Her şeyi kaçırıyormuşum. Baskı ve sıcaklık hissediyorum.’

El sana dokunduğunda hissettiğin bir el değildir. Baskı ve sıcaklık hissedilir. El yalnızca bir çıkarsamadır, zekadır, his değil. Sıcaklık ve baskı, his budur. Şimdi kadın hissediyormuş. Biz duyguyu tamamen kaybetmişiz. Duyguyu geliştirmen gerekecek; ancak o zaman bu tür teknikleri yapabilirsin. Aksi halde, işe yaramaz. Yalnızca zekanla çıkarsarsın, yalnızca hissettiğini düşünürsün ve hiçbir şey olmaz. İşte bu yüzden insanlar bana geliyor, ‘Bize bu tekniğin çok önemli olduğunu söyledin, ama hiçbir şey olmuyor’ diyor. Denedin, ama bir boyutu gözden kaçırıyorsun. Duygu boyutunu. Bu yüzden ilk önce onu geliştirmen gerekecek. Bunun için deneyebileceğin bazı yöntemler var.

Bir şey yapabilirsin. Evde küçük bir çocuk varsa, her gün bir saat boyunca çocuğu takip et. Buda’yı takip etmekten daha iyi ve daha tatmin edici olacaktır. Bırak çocuk dört ayak üzerinde hareket etsin ve sen de dört ayak üzerinde hareket et. Çocuğun emeklemesini takip et, ilk defa içine yeni bir yaşam enerjisi geldiğini hissedeceksin. Bir kez daha çocuk olacaksın. Çocuğa bak ve onu takip et. Her köşeye gidecek; her şeye dokunacak. Yalnızca dokunmayacak, her şeyi tadacak, her şeyi koklayacak. Sen onu takip et ve o ne yapıyorsa sen de yap.

Sen de bir zamanlar çocuktun; bunu yaptın. Çocuk hissediyor. Çıkarsamıyor, düşünmüyor. Bir koku alıyor ve onun geldiği köşeye gidiyor. Bir elma görüyor ve onu tadıyor. Tıpkı bir çocuk gibi tat. Elmayı yemesine bak, onu izle: Tamamen bu işe dalar. Tüm dünyayı unutur, dünya artık yoktur. Yalnızca elma vardır. Elma bile yoktur ve çocuk da yoktur. Yalnızca yemek vardır. Bir çocuğu bir saat boyunca takip et. O saat çok zenginleştirici olacak, bir kez daha çocuk olacaksın.

Savunma mekanizmaların geride kalacak, zırhın geride kalacak ve dünyaya bir çocuğun baktığı gibi bakmaya başlayacaksın: Duygu boyutundan. Bunu hissettiğin zaman artık düşünmezsin, hissedebilirsin, üzerinde bir çocuk gibi hareket ettiğin halının dokusunun keyfini çıkarırsın; baskısının, sıcaklığının. Hem de yalnızca masum bir çocuğu takip ederek. İnsan çocuklardan çok şey öğrenebilir; önünde sonunda gerçek masumiyetin patlayacaktır. Sen de bir zamanlar çocuktun ve çocuk olmanın ne demek olduğunu biliyorsun. Yalnızca unuttun.

Duygu merkezi işlemeye başlamalı; ancak o zaman bu tekniklerin bir faydası olur. Aksi halde enerjinin yükseldiğini düşünürsün, ama duygu olmaz. Duygu yoksa, hayal gücü güçsüzdür, boşunadır. Yalnızca duygu dolu bir hayal gücü sonuç verir. Pek çok başka şey yapabilirsin ve onları yapmak için özel bir çaba göstermeye gerek yoktur. Uykuya dalarken yatağını, yastığını hisset. Soğukluklarını. Ona dön; yastıkla oyna.

Gözlerini kapat ve klimanın sesini dinle ya da trafiğin sesini, saatin sesini, herhangi bir şeyi. Yalnızca dinle. Etiketleme, herhangi bir şey deme. Zihni kullanma. Yalnızca duyguda yaşa. Sabah, ilk uyanış anında, artık uykunun gittiğini hissettiğinde, düşünmeye başlama. Birkaç dakikalığına yine çocuk olabilirsin. Masum, taze… Düşünmeye başlama. Ne yapacağını, ne zaman ofise gideceğini, hangi trene yetişeceğini düşünme. Düşünmeye başlama. Bütün bu saçmalıklar için yeterince zamanın olacak. Bekle. Birkaç dakika için yalnızca sesleri dinle. Bir kuşun ötüşünü, rüzgarın ağaçların arasında esişini, bir çocuğun ağlamasını, sütçünün gelmesini, sütün boşaltılmasını. Olan her şeyle, hisset. Ona duyarlı ol, açık ol. Bırak senin başına gelsin, o zaman duyarlılığın büyür.

Duş alırken, suyu tüm bedeninde hisset. Sana dokunan her su damlasını hisset. Dokunuşunu, soğukluğunu, sıcaklığını hisset! Bunu bütün gün, ne zaman fırsat bulursan dene. Her yerde fırsat vardır. Her yerde! Nefes alırken nefesi hisset. İçerideki hareketini, dışarı çıkışını… Hisset! Kendi bedenini hisset. Ki onu sen hiç hissetmedin.

Biz kendi bedenlerimizden çok korkarız. Kimse kendi bedenine sevgiyle dokunmaz. Hiç kendi bedenine sevgi gösterdin mi? Tüm uygarlık kendine dokunanlardan korkar, çünkü çocukluktan itibaren dokunmak reddedilir. İnsanın kendine sevgiyle dokunması mastürbasyon gibi gelir. Ama kendi kendine sevgiyle dokunamazsan bedenin donuklaşır ve ölür. Ölmüştür. Avuçlarınla kendi gözlerine dokun. Dokunuşu hisset, gözlerin o anda taze ve canlı hissedecektir. Bedeninin her yerine dokun. Sevgilinin, arkadaşının bedenine dokun. Masaj iyidir. İki arkadaş birbirlerine masaj yapabilir, birbirlerinin bedenini hissedebilirler. Daha duyarlı olacaksın.

Duyarlılık ve duygu yarat. O zaman bu teknikler sana daha kolay gelecektir ve o zaman içinde ‘yaşama’nın yükseldiğini hissedeceksin. Bu enerjiyi hiçbir yerde bırakma. Bırak sahasrara  (taç çakra) gelsin. Bunu hatırla: Ne zaman bu deneyi yapsan, onu ortada bırakma. Tamamlamalısın. Kimsenin seni rahatsız etmemesine dikkat et. Enerjiyi ortada bir yerde bırakırsan zararlı olabilir. Salıverilmesi gerekir. Bu yüzden onu başa getir ve başın bir açıklık olmuş gibi hisset.

Hindistan’da biz sahasrarı bir lotus olarak hayal ederiz: Bin taç yapraklı bir lotus, Sahasrar, bin taç yapraklı anlamına gelir… Bin taç yapraklı bir açıklık. Bin yapraklı, açılmış bir lotus hayal et ve her taç yapraktan bu ışık enerjisinin kozmosa yayıldığını hayal et. Yine, bu bir aşk eylemidir. Artık doğayla değil, nihai olanla. Yine, bu bir orgazmdır.

İki tür orgazm vardır: Biri cinseldir, diğeri tinseldir. Cinsel olan en alçak merkezden gelir, tinsel olan en yüksek merkezden gelir. En yüksekte, en yüksekle buluşursun ve en alçakta en alçakla buluşursun. Cinsel eylemde iken bu egzersizi yapabilirsin; iki eş bunu yapabilir. Enerjiyi yukarı iletin ve o zaman cinsel eylem Tantra sadhana olur; meditasyon olur.

Ama enerjiyi bedende, bir merkezde bırakma. Biri gelebilir, bir işin olabilir ya da telefon çalabilir ve durman gerekebilir. Bu yüzden öyle bir zamanda yap ki kimse seni rahatsız etmesin ve enerjiyi herhangi bir merkezde bırakma. Aksi halde enerjiyi bıraktığın merkez bir yara halini alır ve pek çok zihinsel hastalık yaratabilirsin. Bu yüzden dikkatli ol; aksi halde yapma bunu. Bu yöntem mutlak mahremiyet gerektirir ve hiç rahatsız edilmemen gereklidir ve tamamlanmalıdır. Enerji başa gelmeli ve oradan salıverilmelidir.

Değişik deneyimler yaşayacaksın. Cinsel merkezden ışınlar çıkmaya başladığını hissettiğinde, cinsel merkezde ereksiyonlar ve hisler olacaktır. Pek çok insan korku içinde bana geliyor. Ne zaman meditasyona başlasalar, ne zaman derine gitmeye başlasalar ereksiyon olduklarını söylüyorlar. ‘ Bu da ne?’ diye merak ediyorlar. Korkuyorlar, çünkü meditasyonda cinsellik olmaması gerektiğini düşünüyorlar. Ama yaşamın nasıl işlev gösterdiğini bilmiyorsun. Bu iyi bir işarettir. Meditasyona başladığında cinsel merkezin daha duyarlı, daha canlı ve heyecanlı olacaktır ve başlangıçta heyecan tıpkı cinsel heyecan gibi olacaktır. Ama yalnızca başlangıçta. Meditasyonun derinleştikçe, enerjinin yukarı aktığını hissedeceksin. Enerji aktıkça, cinsel merkez sessizleşir, daha az heyecanlı olur.

Enerji gerçekten sahasrara geldiğinde, cinsel merkezde hiçbir duygu olmaz. Orası tamamen kıpırtısız ve sessiz olur. Tamamen serin olması, sıcaklığın başa gitmesi gereklidir. Bu fiziksel bir şeydir. Cinsel merkez heyecanlandığı zaman ısınır; sıcaklığı hissedebilirsin, fizikseldir. Enerji hareket ettiğinde cinsel merkez gittikçe serinler ve sıcaklık başa gelir.

Başının döndüğünü hissedersin. Enerji başa geldiğinde başının döndüğünü hissedersin. Bazen midenin bulandığını bile hissedebilirsin, çünkü ilk defa enerji başa gelmiştir ve başın ona alışık değildir. Alışması gereklidir. Bu yüzden korkma. Bazen hemen bayılabilirsin, ama korkma. Bu olur. Bunca enerji aniden hareket eder ve başında patlarsa, bayılabilirsin. Ama o baygınlık bir saatten uzun süremez. Bir saat içinde enerji kendiliğinden geri akar ya da salıverilir. O durumda bir saatten fazla kalamazsın. Bir saat diyorum ama aslında tam olarak kırk sekiz dakikadır. Bundan daha fazla olamaz. Milyonlarca yıldır yapılan deneylerde hiç olmamıştır, bu yüzden korkma. Bayılırsan, bu sorun değildir. Bu baygınlıktan sonra öyle tazelenmiş hissedeceksin ki sanki ilk defa uyumuş, en derin uykuyu uyumuş gibi olacaksın.

Yoga buna özel bir isim verir. Yoga Tandra: Yogik uyku. Çok derindir; en derin merkezine gidersin. Ama korkma. Başın ısınırsa, bu iyi bir işarettir. Enerjiyi salıver. Başının tıpkı bir lotus çiçeği gibi açıldığını hisset. Sanki enerji kozmosa salıveriliyormuş gibi. Enerji salıverilirken, içine bir soğukluk dolduğunu hissedeceksin. Bu sıcaklıktan sonra gelen soğukluğu hiç hissetmedin. Ama tekniği tam yap; asla eksik bırakma.

 

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment