72. Teknik : Her daim yaşayan varoluşun varlığını hisset

by admin

Kozmosu her daim yaşayan yarı şeffaf bir varlık olarak hisset.

Bu da ışıkla ilgilidir.

Kozmosu her daim yaşayan yarı şeffaf bir varlık olarak hisset.

LSD ya da benzeri uyuşturucular almışsan, çevrendeki tüm dünyanın yarı şeffaf, canlı, rengarenk ışıklardan bir olgu haline geldiğini görmüşsündür. Bunun sebebi LSD değildir. Dünya öyledir, ama senin gözlerin donuklaşmıştır. LSD çevrende renkli bir dünya yaratmaz; dünya zaten renklidir, dünyada hiçbir sorun yoktur. O bir gökkuşağıdır. Bir renkler gizemi ve yarı şeffaf ışık esrarı… Ama senin gözlerin donuklaşmıştır. İşte bu yüzden bu renkliliği asla hissedemezsin.

LSD yalnızca gözlerini açmaktadır. Dünyayı renkli kılmamaktadır; yalnızca senin donukluğunun kimyasal bir yolla kaybolmasına yardımcı olur ve sonra tüm dünya gözlerinin önünde patlar. Bu yeni bir şeydir. Sıradan bir sandalye bile harika bir olgu olur. Yerdeki bir ayakkabı yeni renkler, yeni bir gençlik kazanır. Sıradan trafik gürültüleri müzik haline gelir. Hep yanından geçtiğin ve gördüğünü bildiğin, ama hiç bakmadığın ağaçlar yeniden doğar. Bir ağacın her lifi bir mucize gibi gelmeye başlar.

Gerçeklik işte böyledir. Gerçekliği yaratan LSD değildir. LSD yalnızca senin donukluğunu, duyarsızlığını yok etmektedir ve dünyaya insanın gerçekten bakması gerektiği gibi bakarsın. Ama LSD sana yalnızca tek bir bakış verebilir ve ona bağımlı kalırsan, önünde sonunda LSD bile donukluğunu gidermemeye başlar. O zaman daha büyük dozlara ihtiyacın olur ve sonra daha büyük dozlara da bağışıklık kazanırsın. Ve gerçekten de, sonra LSD ya da diğer uyuşturucuları bırakırsan, dünya öncekinden de donuk olur. O zaman daha da duyarsız olursun.

Birkaç gün önce beni görmeye bir kız geldi. Orgazm yaşayamadığını söyledi. Pek çok erkekle sevişmiş ama orgazm yaşayamamış. Zirve asla gelmiyormuş ve hayal kırıklığı içindeymiş. Ben de ondan bana tüm aşk ve cinsel hayatını anlatmasını istedim. tüm hikayeyi. O zaman kızın vibratör kullandığını öğrendim. Artık Batı’da bu tür şeyleri kullanıyorlar. Bir kez vibratörü erkek penisi olarak kullanınca, artık hiçbir erkek seni tatmin edemez, çünkü vibratör, her şeyden önce, vibratördür. O zaman vajinan ve klitorisin ölür, donuklaşır ve o zaman orgazm imkansızlaşır. O zaman orgazm olasılığı olmaz. Bu sefer daha güçlü bir vibratöre ihtiyaç duyarsın ve bu öyle aşırı uca gider ki, tüm cinsel mekanizman taşlaşır. Bu her duyumuza olmaktadır. Dışsal bir alet kullanırsan, donuklaşırsın.

LSD seni nihai olarak donuklaştırır, çünkü onunla artık büyümez olursun. Sen büyüyorsan, o zaman farklı bir süreçtir. O zaman daha duyarlı olursun ve sen duyarlılaştıkça dünya da farklılaşır. Artık daha önce duyarlı olmadığın için hissetmediğin pek çok şeyi hissedebilirsin.

Bu teknik senin içsel duyarlılığına dayalıdır. İlk önce duyarlılığını arttır. Kapılarını kapat, odayı karart ve küçük bir mum yak. Mumum yanında sevgi dolu bir tavırla otur. Daha ziyade, minnet dolu bir tavırla. Muma dua et: ‘Kendini bana göster.’ Banyo yap, gözlerine soğuk su çarp, sonra çok minnet dolu bir ruh hali içinde mumum önüne otur. Ona bak ve başka her şeyi unut. Yalnızca küçük muma bak. Aleve ve muma. Ona bakmaya devam et. Beş dakika sonra mumda pek çok şeyin değiştiğini hissedeceksin. Mum değişmiyor, unutma; senin gözlerin değişiyor.

Sevgi dolu bir tavır içinde, tüm dünya dışarıda kalmışken, mutlak yoğunlaşma içinde, çok duygulu bir yürekle, muma ve aleve bakmaya devam et. O zaman alevin çevresinde yeni renkler, daha önce var olduğunu hiç fark etmediğin yeni tonlar keşfedeceksin. Onlar oradadır; tüm gökkuşağı oradadır. Nerede ışık varsa, gökkuşağı da vardır, çünkü ışık tüm renklerden oluşur. İnce bir duyarlılığa ihtiyacın vardır. Bunu hisset ve bakmaya devam et. Gözyaşları akmaya başlasa bile bakmaya devam et. Bu gözyaşları gözlerinin daha da tazelenmesine yardımcı olacaktır.

Bazen alevin, mumun gizemli olduğunu hissedebilirsin. Bu yanında getirdiğin sıradan mum değildir; yeni bir ışıltı kazanmıştır, ona ince bir ilahilik gelmiştir. Bunu yapmaya devam et. Bunu başka nesnelerle de yapabilirsin.

Arkadaşlarımdan biri, beş altı kişilik bir gurubun taşlarla deney yaptığını söyledi. Onlara bu deneyin nasıl yapılacağını anlatmıştım ve sonra onlar bana anlattı. Issız bir ırmağın kıyısında taşlarla deney yapmışlar. Onları elleri, yüzleri ile hissetmeye çalışmışlar, taşlara dilleri ile dokunmuşlar, taşları koklamışlar. Olası her şekilde taşları hissetmişler. Kıyıda buldukları sıradan taşları.

Bunu bir saat denemişler, her biri ayrı taşla. Sonra arkadaşımın anlattığına göre, bir mucize olmuş. Herkes, ‘Bu taşı saklayabilir miyim? Ona aşık oldum!’ demiş. Sıradan bir taş! Onunla duygudaş bir ilişki kurarsan, ona aşık olursun. Eğer bu duyarlılığa sahip değilsen, o zaman yanındaki güzel biri olsa bile, taştan farkı yoktur senin için; aşık olamazsın.

Duyarlılığın artması gereklidir. Her duyun canlanmalıdır. O zaman bu tekniği deneyebilirsin.

Kozmosu her daim yaşayan yarı şeffaf bir varlık olarak hisset.

Işık her yerde vardır. Pek çok şekilde, biçimde, ışık her yerde olmaktadır. Bak ona! Her yerde ışık vardır, çünkü tüm olgu ışığın temeline dayalıdır. Bir yaprağa, çiçeğe ya da taşa bak, önünde sonunda ondan ışınlar çıktığını hissedeceksin. Sabırla bekle. Acele etme, çünkü sen acele ederken hiçbir şey açığa çıkmaz. Acele halindeyken donuksun. Her şeyde sessizce bekle, o zaman hep orada olan, ama senin uyanık olmadığın, farkında olmadığın yeni bir olgu keşfedeceksin.

Kozmosu her daim yaşayan yarı şeffaf bir varlık olarak hisset, o zaman, sen her daim yaşayan varlığı hissederken zihnin tamamen suskunlaşacaktır. Sen de onun bir parçası olacaksın, büyük bir senfonideki tek nota. Yük yok, gerilim yok… Damla okyanusa düşmüştür. Ama başlangıçta büyük bir hayal gücüne ihtiyaç olacaktır ve eğer başka bir duyarlılık eğitimini de hissediyorsan faydalı olur.

Pek çok şekilde deneyebilirsin. Birinin elini eline al. Gözlerini kapat ve diğerinin içindeki yaşamı hisset. Hisset ve bırak o sana gelsin. Kendi yaşamını hisset ve bırak o diğerine gitsin. Bir ağacın yanına otur ve ağacın kabuğuna dokun. Gözlerini kapat ve ağacın içinde yükselen yaşamı hisset, o zaman hemen değişirsin.

Bir deney duydum. Bir doktor, duyguların biyokimya aracılığı ile değişip değişmediğini görmek için insanlarla deney yapıyormuş. Duyguların biyokimyayı hemen değiştirdiğini raporluyor. On iki kişilik bir grupla deney yapmış. Deneyden önce idrar örnekleri almış ve örnekler sıradan, normalmiş.

Her biri farklı bir gerilime tabi tutulmuş. Birine bir korku, öfke, şiddet, zulüm filmi gösterilmiş. Yalnızca bir film… Otuz dakika boyunca bir korku filmi izlemiş. Elbette, filmle duygular değişmiş. Adam stres hissetmiş. Bir başkasına çok neşeli bir film gösterilmiş. O kendini mutlu hissetmiş. Ve bu şekilde on iki kişi ile deney yapılmış. Sonra yeniden idrar örnekleri alınmış ve analiz herkesin idrar örneğinin farklı olduğunu göstermiş. Bedenlerindeki kimyasallar değişmiş. Dehşet hisseden adam şimdi hastaymış; umut, mutluluk, coşku hisseden şimdi sağlıklıymış. İdrarı farklıymış, bedenindeki kimyasallar farklıymış.

Sen kendine ne yaptığının farkında değilsin. Bir cinayet filmi görmeye gittiğinde, ne yaptığını bilmiyorsun. Beden kimyanı değiştiriyorsun. Bir dedektiflik romanı okuyorsan, ne yaptığını bilmiyorsun. Kendini öldürüyorsun. Heyecanlanıyor, korkuyorsun, geriliyorsun. Dedektif romanından bu şekilde keyif alıyorsun. Ne kadar gerilirsen, o kadar zevk alıyorsun. Neler olacağını ne kadar merak ediyorsan o kadar heyecanlanıyorsun. Ve beden kimyanı değiştiriyorsun.

Bütün bu teknikler de beden kimyanı değiştirir. Tüm dünyanın yaşam, ışık dolduğunu hissediyorsan, beden kimyanı değiştiriyorsun. Ve bu bir zincirleme reaksiyondur. Beden kimyan değiştiğinde dünyaya bakarsın ve dünya daha canlı görünür. Ve daha canlı görünüyorsa, beden kimyan yine değişir ve sonra bu bir zincir halini alır.

Bu yöntem üç ay boyunca yapılırsa, bambaşka bir dünyada yaşamaya başlarsın, çünkü artık sen farklı olursun.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment