78. Teknik : Saf dikkatliliği geliştirin

by admin

Dikkatin her nereye konarsa, tam da bu noktada, deneyim.

Dikkatin her nereye konarsa, tam da bu noktada, deneyim. Ne? Ne deneyimi?

Bu teknikte, ilk olarak dikkati geliştirmen gerekir. Bir tür dikkatle izleme tavrı geliştirmelisin, ancak o zaman bu teknik mümkün olur, böylece, daha sonra ne zaman dikkatin konsa tecrübe edersin… Kendini tecrübe edersin. Yalnızca bir çiçeğe bakarak kendini tecrübe edersin. O zaman bir çiçeğe bakmak yalnızca bir çiçeğe bakmak olmaz, aynı zamanda bakana bakmak olur… Ama ancak dikkatin sırrını biliyorsan.

Sen de bir çiçeğe bakarsın ve çiçeğe baktığını düşünürsün, ama sen çiçekler hakkında düşünmeye başlamışsındır ve çiçek ıskalanmıştır. Sen artık orada değilsin, başka bir yere gitmişsin, uzaklaşmışsın. Dikkat ile kastedilen şudur: Çiçeğe bakarken çiçeğe bakmak dışında hiçbir şey yapmazsın… Sanki zihnin durmuştur, sanki artık düşünce yoktur, yalnızca basit bir çiçek deneyimi vardır. Sen buradasın, çiçek orada ve ikisinin arasında düşünce yok.

Aniden… Eğer bu mümkünse… Aniden, çiçekten dikkatin geri döner, sana geri sıçrar. Bir çember olur. Sen çiçeğe bakarsın ve bakış geri döner; çiçek onu yansıtır, geri fırlatır. Hiç düşünce yoksa, bu olur. O zaman yalnızca çiçeğe bakıyor olmazsın, bakana da bakıyor olursun. O zaman bakan ve çiçek iki hedef olmuştur ve sen ikisine de tanık olursun.

Ama ilk önce dikkatin eğitilmesi gerekir, çünkü senin hiç dikkatin yok. Senin dikkatin titreşiyor, şundan buna gidiyor, ondan başka bir şeye gidiyor. Tek bir an bile dikkatle izleyemiyorsun. Ben burada konuşuyor olsam bile sen asla sözlerimi duymuyorsun. Bir sözcük duyuyorsun, sonra dikkatin başka yere gidiyor; sonra geri geliyor, bir sözcük daha duyuyorsun,  sonra dikkatin bambaşka bir yere gidiyor. Birkaç sözcük duyuyorsun ve boşlukları dolduruyorsun ve sonra beni işittiğini düşünüyorsun.

Ve kendinle her ne taşıyorsan, bu seni ilgilendirir, bu senin yaratımındır. Benden duyduğun birkaç sözcükten sonra boşlukları dolduruyorsun ve boşluklara doldurdukların her şeyi değiştiriyor. Ben bir sözcük söylüyorum ve sen onun hakkında düşünmeye başlıyorsun. Sessiz kalamıyorsun. İşitirken sessiz kalabilirsen, dikkatle izliyor olursun.

Dikkat demek, araya düşünceler karışmadan sessiz uyanıklık demektir. Bunu geliştir. Bunu ancak yaparak geliştirebilirsin; başka yolu yoktur. Daha fazla yap ve geliştir. Herhangi bir şey yaparken, herhangi bir yerdeyken, geliştirmeye çalış.

Arabada ya da trende yolculuk ediyorsun. Orada ne yaparsın? Dikkat geliştirmeye çalış; zaman harcama. Yarım saat boyunca trende gidiyor olacaksın: Dikkat geliştir. Yalnızca orada ol. Düşünme. Birine bak, trene bak ya da dışarı bak, ama bakış ol, hiçbir şey düşünme. Düşünmeyi bırak. Orada ol ve bak. Bakışın doğrudan, delici olacaktır ve bakışın her yerden sana yansıyacak, sen bakanın farkına varacaksındır.

Sen kendinin farkında değilsin, çünkü bir duvar var. Bir çiçeğe bakarken, ilk önce düşüncelerin bakışını değiştirir; ona kendi renklerini verirler. Sonra o bakış çiçeğe gider. Geri gelir, ama o zaman yine düşüncelerin ona farklı bir renk verir. Ve geri döndüğünde asla seni orada bulmaz. Sen başka bir yere gitmişsindir, orada değilsindir.

Her bakış geri döner; her şey yansır, yanıtlanır, ama sen almak üzere orada olmazsın. Bu yüzden orada ol ve al. Bütün gün, pek çok şey üzerinde deneyebilirsin ve yavaş yavaş dikkatle izleme tavrı geliştirirsin. Bu dikkatle şunu yap:

Dikkatin her nereye konarsa, tam da bu noktada, deneyim.

Sonra herhangi bir yere bak, ama yalnızca bak. Dikkat konmuştur… Ve sen kendini tecrübe edersin. Ama ilk şart, dikkatle izleme becerisidir. Ve bunu uygulayabilirsin. Fazladan zaman harcamaya gerek yoktur.

Her ne yapıyorsan… Yemek yerken, banyo yaparken, duşun altında dururken…

Yalnızca dikkatli ol. Ama sorun nedir? Sorun, bizim her şeyi zihinle yapmamız, durmaksızın geleceği planlamamızdır. Trende yolculuk yapıyor olabilirsin, ama zihnin başka yolculuklar ayarlıyor olabilir; programlar, planlar. Bunu bırak.

Bir Zen keşişi, Bokuju, şöyle demiş: ‘Benim bildiğim tek meditasyon şu. Yemek yerken, yerim. Yürürken, yürürüm. Ve uykum geldiğinde uyurum. Her ne oluyorsa, o olur. Ben asla karışmam.’

Tek gereken budur… Karışma. Ve her ne oluyorsa, bırak olsun; sen yalnızca orada ol. Bu sana dikkatle izleme becerisi verecektir. Ve dikkatin geliştiğinde, bu teknik elinin altında olacaktır.

Dikkatin her nereye konarsa, tam da bu noktada, deneyim.

Tecrübe edeni tecrübe edeceksin; kendine düşeceksin. Her yerden sıçrayacaksın; her yerden yansıyacaksın. Tüm varoluş ayna olacak sen her yerden yansıyacaksın. Tüm varoluş seni yansıtacak ve ancak o zaman kendini bilebileceksin, daha önce değil.

Tüm varoluş senin için ayna olmadığı sürece, varoluşun her parçası seni ortaya sermediği sürece, her ilişki açılmadığı sürece… Sen öylesine sonsuz bir olgusun… Sıradan aynalar işe yaramaz. Senin içinde öylesine engin bir varoluş var ki, tüm varoluş senin için bir ayna olmadığı sürece göremezsin. Tüm evren ayna olduğu zaman, ancak o zaman yansırsın. İçinde ilahi olan var.

Ve varoluşu ayna kılmanın tekniği şudur: Dikkat yarat, daha uyanık ol ve o zaman dikkatin nereye konarsa… Hangi nesneye konmuşsa… Aniden kendini tecrübe edersin. Bu mümkündür, ama şu anda imkansızdır, çünkü sen temel şartı yerine getirmiyorsun.

Sen bir çiçeğe bakabilirsin, ama dikkat bu değildir. Sen yalnızca çiçeğin yanında, çevresinde koşuyorsun. Çiçeği koşarken gördün; tek bir an için bile orada olmadın. O zaman tüm yaşam meditasyon dolu olur.

Dikkatin her nereye konarsa, tam da bu noktada, deneyim.

Yalnızca kendini hatırla.

Bu tekniğin faydalı olmasının derin bir sebebi vardır. Bir topu fırlatıp duvara çarpabilirsin… Top geri gelir. Bir çiçeğe ya da bir yüze baktığında, belli bir enerji fırlatılır… Bakışın enerjidir. Ve sen baktığın zaman bir enerji harcadığının, bir enerji fırlattığının farkında değilsin. Enerjinin, yaşam enerjisinin belli bir kısmı fırlatılır. İşte bu yüzden bütün gün sokağa bakarsan yorulursun: Geçen insanlara, reklamlara, kalabalığa, dükkanlara bakarsın. Her şeye bakmak seni yorar ve sonra gözlerini kapatıp gevşemek istersin. Ne olmuştur? Neden bu kadar bitkin hissedersin? Enerjini atmışsındır.

Buda ve Mahavira, ikisi de keşişlerinin çok fazla bakmaması konusunda ısrar ederdi; yere yoğunlaşmalılardı. Buda, ancak yüz yirmi santim kadar ileriye bakabileceklerini söylerdi. Hiçbir yere bakma. Yalnızca gittiğin yere bak. Yüz yirmi santim ileriye bakmak yeterlidir, çünkü yüz yirmi santim ilerlediğin zaman, yine yüz yirmi santim ileriye bakıyor olacaksın. Bundan ötesine bakma, çünkü boş yere enerjini harcamaman gerekir.

Baktığın zaman, belli miktarda enerji atıyor olursun. Bekle, sessiz ol, bırak o enerji geri gelsin. Şaşıracaksın. Enerjinin geri gelmesine izin verirsen, asla bitkin hissetmezsin. Yap. Yarın sabah dene. Sessiz ol, bir şeye bak. Sessiz ol, onun hakkında düşünme ve tek bir an için sabırla bekle… Enerji geri gelecektir; aslında, canlanacaksın.

İnsanlar bana sorup duruyor… Durmaksızın okuyorum bu yüzden insanlar bana şunu soruyorlar: ‘Neden gözlerin hala sağlam? Uzun zaman önce gözlük takmaya başlaman gerekirdi.’

Okuyabilirsin, ama sessizce, düşüncesizce okuyorsan enerji geri gelir. Asla boşa harcanmaz. Asla yorulmazsın. Tüm hayatım boyunca günde on iki saat okudum, hatta bazen günde on sekiz saat, ama hiç yorgunluk hissetmedim. Gözlerimde hiçbir şey, hiçbir yorgunluk hissetmedim. Düşünce olmadığı zaman enerji geri gelir; engel yoktur. Ve sen oradaysan onu yeniden soğurursun ve bu yeniden soğurma canlılık vericidir. Gözlerin yorulmak yerine daha gevşemiş, daha canlı, daha enerji dolu hissederler.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment