95. Teknik : Göğüslerine odaklan

by admin

Yaratıcılığın güzel niteliklerinin göğüslerine nüfuz ettiğini ve narin biçimler aldığını hisset.

Buna başlamadan önce birkaç önemli nokta…

Şiva Parvati ile, Devi ile, eşi ile konuşmaktadır, bu yüzden bu teknik özellikle kadınlar içindir. Anlaşılması gereken birkaç nokta vardır. Bir: Erkek bedeni ile kadın bedeni birbirine benzer, ama yine de çok, pek çok açından farklıdırlar. Ve fark daima birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Erkek bedeninde her olumlu şeyin karşılığı, kadın bedeninde olumsuz olacaktır ve kadın bedenindeki her olumlu şeyin karşılığı erkek bedeninde olumsuz olacaktır. İşte bu yüzden derin orgazmda birleştiklerinde, bir organizma olurlar. Olumlu olumsuzla birleşir, olumsuz olumluyla birleşir ve ikisi bir olur… Bir elektrik devresi. Cinselliğin çekiciliği, cazibesi bu yüzdendir. Bu cazibe insan günahkar olduğundan, ahlaksız olduğundan değildir, çağdaş dünya fazla serbest olduğundan değildir, müstehcen filmler ve edebiyat yüzünden değildir… Çok derinlere kök salmıştır, çok kozmiktir.

Cazibenin sebebi, hem erkek hem kadının yarım devre olması ve varoluşta eksik kalan her şeyin kendini tamamlama eğilimde olmasıdır. Bu mutlak yasalardan biridir… Tamamlanma eğilimi. Ne zaman bir şeyin eksik olduğunu hissetsen, onu doldurmak, tamamlamak istersin. Doğa eksiklikten, her tür eksiklikten nefret eder. Erkek eksiktir, kadın eksiktir ve ancak tek bir an için tamam olabilirler… Elektrik devreleri bir olduğunda, ikisi çözüldüğünde. İşte bu yüzden tüm dillerdeki en önemli iki sözcük aşk ve duadır. Aşkta tek bir birey ile bir olursun; duada tüm kozmosla bir olursun. Ve aşk ile dua, içsel çalışmaları söz konusu olduğunda, benzerdir.

Erkek ve kadın bedenleri benzerdir, ama pozitif ve negatif kutupları farklıdır. Bir çocuk, annesinin rahmine düştüğünde, sanırım en az altı hafta boyunca nötrdür… Ne erkek ne dişidir. Eğilimi vardır, ama beden hala ortadadır. Altı haftadan sonra beden ya erkek ya dişi olur. Dişi olursa, o zaman cinsel enerjinin kutupsallığı göğüslerin yakınında olur: Pozitif kutup… Çünkü kadının vajinası negatif kutuptur. Çocuk erkekse, cinsel merkez, penis, pozitif kutup olur ve orada da göğüsler vardır… Tüm mekanizma oradadır… Ama onlar negatiftir. Kadın bedeninde penise karşılık klitoris vardır, ama işlevsel değildir… İşlevi yoktur.

Fizyologlar, neden gerekmediği halde, çocuk besleyemeyeceği halde erkeklerin memeleri olduğunu sormaktadırlar. Ne gereği vardır? Onlar negatif kutuplardır. İşte bu yüzden erkek zihnine kadınların göğüsleri çok cazip gelir… Onlar pozitif elektriktir. Bunca şiir, edebiyat, resim, heykel, her şey, kadın göğüsleri ile ilgilidir. Gerçekten de, sanki erkek tüm kadın bedeni ile daha az, göğüsler ile daha fazla ilgilenmektedir. Ve bu yeni bir şey değildir. Mağaralardaki en eski ilkel resimler göğüsler hakkındadır, göğüsler öyle vurgulanmıştır ki tüm beden onların çevresindedir. Göğüsler temeldir.

Bu teknik kadınlar içindir, çünkü onların pozitif kutbu göğüslerdedir. Gerçekten de, vajina hemen hemen duyarsızdır. En duyarlı kısımlar göğüslerdir ve kadın bedeninin tüm yaratıcılığı göğüsler çevresinde oluşmuştur.

İşte bu yüzden Hindular, anne olmadığı sürece bir kadının tatmin olamayacağını söyler. Aynısı erkekler için geçerli değildir… Kimse bir erkeğin baba olmadığı sürece tatmin olamayacağını söylemez. Baba olmak tesadüfidir. Olabilir de, olmayabilir de. Çok temel değildir ve bir erkek baba olmadığı zaman hiçbir şey kaybetmez. Ama bir kadın bir şey kaybeder, çünkü tüm yaratıcılığı, tüm işlevi ancak anne olduğu zaman gelir. Göğüsleri benliğinin merkezi olduğunda bütün olur. Ve çağıracak bir çocuk olmadığı zaman kadın göğüslere gelemez. Bu yüzden erkekler eş edinmek için kadınlarla evlenirler ve kadınlar anne olmak için erkeklerle evlenirler. Koca edinmek için değil. Onların tek ilgilendiği, kadınlıklarını çağıracak bir çocuk edinmektir. Bu yüzden gerçekte, kocalar hep korkar, çünkü çocuk doğduğu an onlar kadının ilgi alanının çeperine giderler. Çocuk merkez olur. Bu yüzden babalar hep kıskanır, çünkü çocuk araya girer. Ve artık kadın çocukların babasından çok, çocukla ilgilenmektedir. Baba çevresel bir varoluş olmuştur… Hayatta kalmak için gerekli, ama şart değil. Artık temel ihtiyaç tatmin edilmiştir.

Batı’da artık çocukları doğrudan göğüslerden beslememe eğilimi, modası çıkmıştır. Bu çok tehlikelidir, çünkü kadının benliğinin yaratıcı merkezi olmaması anlamına gelir. Bir erkek bir kadını sevdiğinde, kadının göğüslerini sever, ama onlara anne diyemez. Ancak küçük bir çocuk onlara anne diyebilir. Ya da aşk çok derinse… Öyle derinse ki koca tıpkı bir çocuk gibi olsa… O zaman mümkündür. O zaman kadın yalnızca bir eş olduğunu tamamen unutur, aşığının annesi olur. O zaman çocuğa gerek olmaz; kadın anne olabilir ve benlik merkezi göğüslerin yakınında gerçekleşir.

Bu teknik diyor ki:

Yaratıcılığın güzel niteliklerinin göğüslerine nüfuz ettiğini ve narin biçimler aldığını hisset.

Kadın varoluşunun tüm yaratıcılığı anneliğe dayalıdır. İşte bu yüzden kadınlar herhangi türden bir yaratıcılık ile ilgilenmezler. Erkek yaratıcıdır; kadın yaratıcı değildir. Kadın resim yapmaz, büyük şiirler yaratmaz, büyük kitaplar yazmaz, büyük dinler yaratmaz… Aslında hiçbir şey yapmaz. Ama erkek yaratır durur, erkek delidir. İcat eder, yaratır, yapar, inşa eder. Tantra der ki, bunun sebebi erkeğin doğasında yaratıcılık olmamasıdır… O tatmin olmadan kalır, gergindir. Anne olmak ister, yaratıcı olmak ister, bu yüzden şiir yaratır, kitaplar yaratır, pek çok şey yaratır, pek çok şeye ‘annelik’ eder. Ama bir kadın rahattır. Gerçekten anne olabilirse tatmin olur, ilgi duymaz. Ancak bir kadın anne olmadığında, sevemediğinde, yaratıcılığının zirvesine gelemediğinde başka bir şey yapmayı düşünmeye başlar. Bu yüzden temel olarak yaratıcı olmayan kadınlar yaratıcı -ressam ve şair- olur, ama hep ikinci sınıf olurlar, birinci sınıf olamazlar. Onlar için resim, şiir ve başka şeylerin yaratıcısı olmak, erkek için çocuk yaratmak ne kadar imkansızsa o kadar imkansızdır. Erkek anne olamaz, bu biyolojik olarak imkansızdır. Ve erkek boşluğu hisseder. Boşluğu doldurmak için pek çok şey yapar durur… Ama yine de, büyük bir yaratıcı bile, gerçekten anne olan bir kadın kadar tatmin olamaz ya da ancak nadiren olur.

Buda tatmin olmuştur, çünkü kendini yaratmıştır. Yeniden doğmuş, kendini yeniden doğurmuştur, yeni bir adamdır, artık kendisinin hem babası hem annesidir. Tatmin hissedebilir.

Bir kadın kolaylıkla tatmin hisseder. Onun yaratıcılığı göğüslerin çevresindedir. İşte bu yüzden dünyanın her yerinde kadınlar göğüsleri ile çok ilgilenir… Sanki tüm varoluş oraya yoğunlaşmış gibi. Onlar hep göğüslerinin farkındadır… Saklar ya da sergilerler, ama hep ilgilidirler. Göğüsler en gizli yerleridir, hazineleridir, benlik merkezleridir; anne olmanın, yaratıcı olmanın merkezleridir.

Şiva der ki:

Yaratıcılığı güzel niteliklerinin göğüslerine nüfuz ettiğini ve narin biçimler aldığını hisset.

Göğüslere yoğunlaş, onlarla bir ol, tüm bedeni unut. Tüm bilincini göğüslere götür ve pek çok şey başına gelecektir. Bunu yapabilirsen, tamamen göğüslere yoğunlaşabilirsen, tüm beden ağırlık kaybeder ve çok tatlı, derin bir tatlılık seni sarar. Çevrende, içinde, üstünde, altında, her yerde zonklar… Derin bir tatlılık hissi.

Gerçekten de geliştirilen tüm teknikler, üç aşağı beş yukarı erkek için geliştirilmiştir, bu yüzden hep erkeklerin kolaylıkla takip edeceği merkezler verirler. Bildiğim kadarıyla, yalnızca Şiva temel olarak kadınlar için olan teknikler vermiştir. Bir erkek bunu yapamaz. Gerçekten de, bir erkek göğüslerinin yakınında yoğunlaşmaya çalışırsa, çok huzursuz olur. Dene. Beş dakika içinde terlemeye başlarsın, çok huzursuz olursun, çünkü erkek göğüsleri negatiftir, sana olumsuzluk verir. Huzursuz, rahatsız hissedersin, bedende bir şeyin yolunda gitmediğini, hastalandığını hissedersin.

Ama kadın göğüsleri olumludur. Kadınlar göğüslerin yakınına yoğunlaşırlarsa, kendilerini çok mutlu hissederler, tüm benliklerine bir tatlılık yayılır ve bedenleri ağırlık kaybeder. Kendilerini hafif hissederler, uçabilecekmiş gibi hissederler. Ve bu yoğunlaşma ile birlikte pek çok şey değişir. Daha anaç olursun. Anne olmayabilirsin, ama daha anaç olursun. Herkesle ilişkinde daha anaç olursun… Daha fazla sevecen, daha fazla sevgi dolu olursun. Ama bu, göğüslerin yakınında yoğunlaşma, çok gevşemiş bir şekilde, gerilmeden yapılmalıdır. Gergin olursan seninle göğüslerin arasında bir bölünme olur. Gevşe ve onların içinde eri ve artık var olmadığını, yalnızca göğüslerin var olduğunu hisset.

Erkek aynısını yapacak olsa, cinsel merkezi ile yapması gerekir, göğüslerle değil. Tüm kundalini Yoga’larındaki ilk çakranın önemli olmasının sebebi budur. Erkeğin penisinin köküne yoğunlaşması gerekir… Orada yaratıcılığı vardır, orada pozitiftir. Ve bunu daima hatırla: Asla olumsuz bir şeye yoğunlaşma, çünkü olumsuzun ardından olumsuz olan her şey gelir. Olumluya yoğunlaşmışken, olumlu olan her şey gelir.

Erkek ve kadının iki kutbu birleştiği zaman, negatif erkeğin üst kısmında, pozitif alt kısmındadır ve kadının negatif kısmı altta, pozitif kısmı üsttedir. Bu iki kutup birleşir ve bir çember yaratılır. O çember mutluluktur, ama sıradan değildir. Sıradan cinsel eylemlerde, çember gerçekleşmez… İşte bu yüzden cinsellik hem çekici, hem itici gelir. Çok istersin, çok ihtiyaç duyarsın, ama verildiği zaman, oradayken hayal kırıklığı hissedersin… Hiçbir şey olmamıştır. Ancak iki beden çok gevşemişken, birbirlerine korkusuzca, dirençsizce açılmışken olabilir. O zaman salıverme öyle eksiksiz olur ki elektrikler karışabilir, birleşir ve bir devre olur.

O zaman çok tuhaf bir olgu olur… Tantra bunu kaydetmiştir, ama sen duymamış olabilirsin. Bu olgu çok tuhaftır. İki aşık gerçekten birleştiğinde, devre oluşturduğunda, bir titreşme olur. Aşık bir an sevgili olur ve sevgili aşık olur ve bir sonraki an, aşık yine aşıktır ve sevgili yine sevgilidir. Erkek bir anlığına kadın olur, kadın bir anlığına erkek olur… Çünkü enerji hareket etmektedir ve bir devre olmuştur. Bu yüzden erkek bir kaç dakikalığına aktif olur ve sonra gevşer ve kadın aktif olur. Bu, artık eril enerji kadın bedenine geçti ve erkek edilgen kalırken kadın eylemde olacak demektir. Ve bu sürer durur. Normalde sen kadın ve sen erkeksin. Derin aşkta, derin orgazmda, birkaç dakikalığına erkek kadın, kadın erkek olur. Edilgenliğin değiştiği hissedilir, kesinlikle hissedilir, fark edilir.

Yaşamda bir ritim vardır; her şeyde bir ritim vardır. Nefes aldığında, nefes içine girer. Sonra, birkaç saniye için durur, hareket olmaz. Hareket, hareketsizlik, hareket. Yüreğin atarken, bir atış, boşluk, bir başka atış, boşluk olur. Atış eril demektir, boşluk dişil demektir.

Yaşam bir ritimdir. İki insan, erkek ve kadın buluştuğu zaman, bu bir devre oluşturur: İkisi içinde boşluklar olur. Sen bir kadın olursun ve aniden bir boşluk olur ve artık kadın değilsindir, erkek olmuşsundur. Erkek, kadın, erkek olursun. Bu boşluklar hissedildiği zaman, bir devre olduğunu hissedebilirsin. Bu devre, çember, Şiva’nın simgesinde temsil edilir: Shivalinga. Bu çember Devi’nin yonisi ile Şiva’nın lingası ile temsil edilir. Bu bir çemberdir. İki yüksek enerjinin buluşmasından kaynaklanan zirve olgularından biridir.

Bu teknik iyi olacaktır.

Yaratıcılığın güzel niteliklerinin göğüslerine nüfuz ettiğini ve narin biçimler aldığını hisset.

Gevşe, göğüslere git, bırak göğüslerin tüm benliğin olsun. Bırak tüm beden göğüslerin var olması için bir durum olsun, bedenin ikinci sırada gelsin, yalnızca bir fon olsun ve göğüsler vurgulansın. Ve sen onların içinde tamamen gevşe, onların içinde hareket et. O zaman yaratıcılığın yükselecektir. Dişil yaratıcılık ancak göğüsler aktif olduğunda yükselir. Onlara karış, o zaman yaratıcılığın yükseldiğini hissedeceksin.

Yaratıcılığın yükselmesi ne demektir? Çevrende pek çok görüntü var. Buda Mahavira geçmiş yaşamlarında, doğduklarında annelerinin belli görüntüleri, belli düşleri gördüğünü söylemiştir. O düşler sayesinde, Buda’nın doğacağı öngörülmüştür. Birbiri ardına on altı görüntü gelir.

Bununla deney yapıyordum. Bir kadın gerçekten göğüslerinde erirse, belli sırada belli görüntüler gelir. Kadın belli şeyler görmeye başlar. Farklı kadınlar farklı sırada görür, ama sana birkaçını anlatayım. Bir, figürler olur, insan figürleri ve kadın bir çocuk doğuracaksa, o zaman çocuk figürü belirir. Göğüslerde eksiksiz erime oluşmuşsa, o zaman kadın ne tür çocuk doğuracağını görür. Şekil belirir ve sonra daha açık görünür. Eğer kadın yakında anne olmayacaksa ya da hamile değilse, o zaman çevresinde bilinmeyen kokular, parfümler belirir. Göğüsler bu dünyadan olmayan, kimyasal olarak yaratılamayan çok narin parfümlerin kaynağı olabilir; sesler, ahenkli sesler işitilir; tüm yaratıcılık alemleri yeni, sayısız dizilimler halinde belirebilir. Büyük ressamların, şairlerin başına gelen her şey, eğer göğüslerinde eriyebilmişse, kadının başına gelebilir.

Ve bu öylesine gerçek olur ki, kadının tüm kişiliğini değiştirir… Kadın farklı olur. Ve eğer bu görüntülerle devam ederse, yavaş yavaş kaybolurlar ve bir an gelir, hiçlik, boşluk gerçekleşir… Shunyata gerçekleşir. Bu shunyata meditasyonların en yükseğidir.

Bu yüzden şunu unutma: Eğer kadınsan, üçüncü göze yoğunlaşma. Senin için göğüslerin yakınına yoğunlaşmak daha iyi olacaktır… Göğüslere, göğüslerin iki ucuna. Oraya yoğunlaş. Ve ikinci şey: Tek bir göğüse yoğunlaşma… Aynı anda ikisine birden yoğunlaş. Birine yoğunlaşırsan, bedenin hemen rahatsız olur. Tek bir göğse yoğunlaşırsan felç bile gelebilir. Bu yüzden aynı anda ikisine birden yoğunlaş, içlerinde eri ve bırak ne olacaksa olsun. Sen izlemeye devam et ve herhangi bir ritme bağlanma, çünkü ritimler çok güzel olur, semavi olur. Bağlanma. Onları izlemeye devam et ve tanık ol. Bir an gelecek, kaybolmaya başlayacaklardır… Ve shunyata, hiçlik gerçekleştiğinde, yalnızca boşluk kaldığında ve göğüsler kaybolduğunda, o zaman Bodhi ağacının altındasın demektir.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment