97. Teknik : Uzayı mutluluk bedenin olarak düşün

by admin

Dolu uzayı kendi mutluluk bedenin olarak düşün.

Bu ikinci teknik ilki ile ilgilidir. Uzayı kendi mutluluk bedenin olarak düşün. Bir tepede, önünde sonsuz uzam varken, bunu yapabilirsin. Onun kendi mutluluk bedenin ile dolu olduğunu düşün.

Yedi beden vardır. Mutluluk bedeni son bedendir, bu yüzden içeriye ne kadar çok girersen, kendini o kadar mutlu hissedersin. Mutluluk bedenine, mutluluk katmanına yaklaşmaktasındır. O senin, dıştan içe ilk beden olan esas ruhunun hemen arkasındadır ya da içten dışa son bedendir. Benliğinin hemen arkasında esas ruh vardır, mutluluk katmanı. Ona mutluluk bedeni denir. Bir tepede oturur, sonsuz gökyüzüne bakarken, tüm o boşluğu, dolu uzayı, kendi mutluluk bedenin ile dolu olarak hisset. Mutluluk bedeninin arttığını ve tüm uzayın onunla dolduğunu hisset.

Bunu nasıl hissedeceksin? Sen mutluluğun ne olduğunu bilmiyorsun, o zaman nasıl hayal edeceksin? İlk önce tüm uzayın mutluluk değil sessizlik ile dolu olduğunu hissetmeye çalışmak daha iyi olacaktır. Sessizlikle dolu olarak hisset onu. Doğa yardımcı olur, çünkü doğada sesler bile sessizdir. Şehirlerde sessizlik bile gürültülüdür. Doğal sesler sessizdir, çünkü rahatsız etmezler. Ahenklidirler. Bu yüzden sessizliğin ses eksikliği olması gerektiğini düşünme. Hayır, ezgili bir ses sessizlik olabilir, çünkü çok ahenklidir…Seni rahatsız etmez. Tersine, sessizliğini derinleştirir. Bu yüzden doğaya gittiğin zaman, esen yel, dere, ırmak, rüzgar ya da her ne varsa, ahenklidir, bir bütün oluştururlar. Rahatsız edici değildirler. Onları dinleyebilirsin ve bu dinleyiş sessizliğini derinleştirir. Bu yüzden ilk önce tüm uzayın sessizlikle dolu olduğunu hisset; gittikçe daha fazla sessizleştiğini , gökyüzünün çevrende sustuğunu derinlemesine hisset.

Ve gökyüzünün sessizlik olduğunu hissettiğin zaman, ancak o zaman mutlulukla dolu olmayı denemelisin. Sessizlik derinleştikçe mutluluğu ilk kez göreceksin. Gerilim arttıkça, acıyı, gerginliği ilk kez görürsün; sessizlik derinleştikçe rahat, yuvanda, gevşemiş hissedersin ve ilk defa mutluluğu görürsün. Ve o bakış geldiği zaman, tüm uzayın artık o mutlulukla dolu olduğunu hayal edebilirsin. Dolu uzayı kendi mutluluk bedenin olarak düşün. Tüm gökyüzü senin mutluluk bedenin olur.

Ayrı ayrı yapabilirsin, başta birleştirmeye gerek yoktur, ama aynı gereklilikler vardır… Sonsuz uzay, sessizlik, çevrede insan olmaması. Neden çevrede insan olmaması konusunda bu kadar ısrar ediliyor? Çünkü bir insan gördüğün an eski şekillerde tepki verirsin. Tepki vermeden insan göremezsin. Hemen sana o ya da bu şey olur. O insan seni eski düzenlerine döndürür. İnsan görmezsen insan olduğunu unutursun ve insan olduğunu, toplumun bir parçası olduğunu unutmak iyidir. Ne olduğunu bilmesen bile, yalnızca var olduğunu hatırlamak iyidir. Sen kimseye, hiçbir topluma, hiçbir gruba, hiçbir dine ait değilsin. Bu ait olmama hali faydalı olur.

Bu yüzden tek başına bir yere gitmen ve bunu yapman, bunu çalışman iyi olacaktır. Yalnızken bu teknik faydalı olur, ama hissedebileceğin bir şeyle başlamayı unutma. Hissedemedikleri teknikleri yapan insanlar gördüm. Hissedemiyorsan, hiçbir deneyimin, gördüğün tek an yoksa, o zaman her şey sahte olur. Bir adam bana geldi, ‘Tanrı’nın her yerde olduğu hissi üzerinde çalışıyorum,’ dedi. Ben de ona sordum: ‘Nasıl çalışabilirsin? Ne hayal ediyorsun? Herhangi bir Tanrı tadı, Tanrı hissi aldın mı? Ancak o zaman hayal etmek kolay olur. Aksi halde yalnızca hayal ettiğini düşünüyor olursun ve hiçbir şey olmaz.’

Bunu yaptığın her teknik için hatırla… Başlangıçta aşina olduğun bir şey yapmalısın; ona tamamen aşina olmayabilirsin, ama küçük bir bakış anı gereklidir. Ancak o zaman adım adım ilerleyebilirsin. Ama sana tamamen yabancı bir şeye atlama, çünkü o zaman hissedemezsin ve hayal edemezsin. Bu yüzden, pek çok usta, özellikle de Buda ‘Tanrı’ sözcüğünden tamamen vazgeçmiştir. Buda demiş ki: ‘Onunla çalışamazsın. O en sondur ve sen sonu başlangıçta getiremezsin. Bu yüzden baştan başla.’ O demiş ki: ‘Sonu unut, son otomatik olarak gelir.’ Ve müritlerine şöyle demiş: ‘Tanrı’yı düşünme. Sevecenliği düşün. Aşkı düşün.’ Bu yüzden insanın Tanrı’nın her yerde olduğunu hissetmesini söylemez, insanın orada olan herkes için sevecenlik hissetmesi gerektiğini söyler. Ağaç için, insanlar için, hayvanlar için… Yalnızca sevecenlik hisset. Duygudaş hisset, bir sevgi yarat… Çünkü ne kadar az olsa da sevgiyi biliyorsun. Herkesin hayatında sevgiye benzer bir şey olmuştur. Aşık olmuş olmayabilirsin, ama biri seni sevmiştir, en azından annen. Onun gözlerine bakmışsındır: O seni sevmiştir.

‘Yalnızca anaç varoluş ol,’ der Buda. ‘Derin bir sevecenlik hisset. Tüm dünyanın senin sevecenliğinle dolu olduğunu hisset. O zaman başka her şey ardından gelecektir.’

Bunu temel bir yasa olarak hatırla: Daima hissedebildiğin bir şeyle başla, çünkü ancak o zaman, onun aracılığı ile bilinmeyen gelebilir.

Kaynak: Sırlar Kitabı (Yaşamın Sırrına Ulaşmak İçin 112 Meditasyon) / Osho / Omega Yayınları / Çevirmen: Niran Elçi

You may also like

Leave a Comment