Giriş

by admin

Ezoterikbilim.com Sitesine Hoşgeldiniz

Herkese merhaba diyorum, sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Ben Mehmet Dişçi.

Bu dünyada ve gerçekliğimizde; okullarımızda bize öğretilenden, medyada bize aşılanandan, devletin ve eğitim sisteminin bize aktardığından ve hatta bilimin bize söylediklerinden çok daha ötesi varolmaktadır. İnsanlığın çoğu kendisini, gerçekliğini ve evrende neler olup bittiğini bilmeden belirli bir trans/uyku halinde yaşamaktadır. İnsanlar; ‘Yaşadıkları Gerçekliğin’ değerlerin icat edildiği, yalanların doğru olarak kabul edildiği, baskının ve zorbalığın normal bir sistemmiş gibi kabul gördüğü kolektif bir rüya olarak görmektense onlara aktarıldığı gibi olduğunu düşünmektedir. Bunu şu örnekle betimleyebilirim. Sudaki balığın, kendi gerçekliğini sadece sudan ibaret olarak düşünmesi gibi havadaki insanın da kendi gerçekliğini sadece havadaki gerçekliği olarak düşünmesi olarak örneklendirebiliriz.

Kişi, belirli bir farkındalık seviyesine gelmeye başladıktan sonra doğumundan itibaren o ana gelene kadar kendisine aktarılan, dayatılan (aile, okul, eğitim, sosyal çevre, medya vs. yoluyla) yanıltıcı dünya görüşünü sorgulamaya/reddetmeye başlar. Hatta şunu da ekleyebilirim ki bazı insanların ruhsal mekanizmaları (spiritüel bağışıklık sistemleri) eninde sonunda onları doğruya yönlendirmek için kodlanmıştır. Bu insanlar, bir şeylerin yanlış olduğunu sezmeye/algılamaya ve cevapları aramaya başlarlar. Bazılarına anlamsız, uçuk kaçık görünen şeyler bu kişilerin içsel ve dışsal deneyimleri sayesinde onlara gerçekliğin başka yönlerinin de olduğunu göstermiştir. Gerçekliğin bilinmeyen yönlerinin farkındalığı ve deneyimi ise kişinin kendi uyanış yolculuğuna başlamasının temel noktasıdır. Bu yolculuğun her bir adımı sürüyü takip ederek değil, kalbini takip ederek ve karanlığı, bilgi ve farkındalıkla aydınlatarak ilerlemektedir.

Bilgi ya da daha doğru ifade etmek gerekirse ‘doğru bilgi’ ve farkındalık, kendi potansiyelimizi ortaya çıkarmanın anahtarıdır. Farkındalık bize kendi kaderimizi kendimizin değiştirebileceğini, sorumluluğu, gücü ve içinde yaşadığımız karanlığı algılamayı ve onu değiştirebilecek yegane yolu gösterir. Kendini bilme ve aydınlanma yolundaki tehlikeli tuzakları da doğru bilgi ve sindirilmiş farkındalık yoluyla göğüsleriz. Daha yüksek gerçeklikleri ne kadar çok öğrenip, onları sindirip kendi hayatımızda uygularsak bir o kadar düşük nitelikli ve bizi engelleyen şeyleri dönüştürürüz ve yüksek gerçekliklerin yasaları altında yaşamaya başlarız.

Neden EzoterikBilim?

Öncelikle zihnimizde belirli bir haritanın oluşması için insanları, bilgiyi ve gerçekliği bazı kategorilere ayıralım. İnsanlar:

1 ) Bilgisiz, deneyimsiz insanlar

2 ) Orta sınıf (ortalama zihinli) insanlar

3 ) Büyük bilim adamları, seçkin profesyoneller, filozoflar ve liderler

4 ) Mistikler, inisiyeler (Bu kısım da kendi içinde bazı kategorilere ayrılır: Öğrenciler, adaylar, başlangıç seviyesindeki inisiyeler, ustalar, uzmanlar, masterlar vs.).

Yukarıdaki ayrımı baz alarak, bilgiyi de bazı kategorilere ayırabiliriz (Daha sonra biraz daha detaylandıracağım):

1 ) Bilgisiz ve deneyimsiz insanların farkındalıklarını oluşturan bilgi seviyesi

2 ) Orta sınıf insanların yaşamlarını idame ettirebilmeleri için gerekli olan temel bilgiler

3 ) Gerçekliğe çok yaklaşmış bilgileri 3 ve 4 ün kesişimi olarak düşünecek olursak ek olarak bilimsel bilgiler, felsefeler, uzmanlıklar

4 ) Ezoterik, aşkın bilgiler

Şimdi gerçekliği bazı kategorilere ayıralım:

1 ) Göreceli gerçeklik: Yanıltıcı, düalistik dünyadaki gerçeklik ve mutlak gerçekliği baz alarak oluşan yanlışlar/yalanlar. (Doğru/yanlış, iyi/kötü, siyah/beyaz vs.)

2 ) Özel/Spesifik mutlak gerçeklik: Belirli bir sorun veya duruma göre mutlak gerçeklik ( Kanıtlanmış, doğruluğu deneyimlenmiş bazı gerçeklikler)

3 ) Nihai kozmik gerçeklik: Doğanın gizeminin gerçekliği, bilgisi.

Bilgi konusunu biraz daha detaylandırmadan önce şunu da eklemek istiyorum:

a ) Subjektif bilgi ve gerçeklik: 3 boyutlu gerçekliğimizde fiziksel, beyinsel olarak algılanan durumlar

b ) Yarı objektif bilgi ve gerçeklik : 3 boyutlu gerçekliğimiz ve fiziksel, beyinsel algılarımız yanında zihinsel olarak daha farklı boyutsal gerçekliklerin de işin içine katıldığı durumlar

c ) Objektif bilgi ve gerçeklik: Varoluşun sadece 3 boyutlu yaşamımızdan ibaret olmadığını ve insanın sadece beden ve zihinden oluşmadığı, sonsuz bir ruh’unun olduğu gerçekliğini oluşturan durumlar ve kanıtlanabilir bilimsel yasalar

d ) Ezoterik bilgi ve gerçeklik: Varoluşun Bir’liğini temel alan, Tanrı ve/veya yüksek enerjilerin, gerçekliklerin oluşturduğu durumlar. Kendi bilinç seviyemiz ve farkındalığımız hangi seviyedeyse, o seviyeden gerçekliği algılarız ve bilinmeyen kısımlar bize bilinemezmiş gibi görünür.

e ) Ezoterikbilimsel bilgi ve gerçeklik: 3 boyutlu gerçekliğimizde bize görünmeyen ama nihai olarak varolan gerçekliğin ve enerjisel durumların bilimsel olarak (evrensel yasalar dahilinde) incelenmesi, ortaya çıkarılması.

Yukarıda yaptığım ayrımlardan sitenin neden Ezoterikbilim adını aldığını ve neden ezoterizmle ilgilendiğimi anlamış olmalısınız. Şunu da söylemek isterim ki öğrenilecek, farkına varılacak ve deneyimlenecek o kadar çok şey vardır ki kendimi bu konularda henüz öğrenci olarak görüyorum ve öğrendiğim ve farkına vardığım şeyleri insanlarla paylaşmak ve onlara kendi içsel yolculuklarında yardımcı olmak benim yaşam amaçlarımdan birisidir.

Bilgiyi Nasıl Sınıflandırabiliriz?

Bilgi, üç kategoriye ayrılabilir. Birincisi, teorik bilgi. Teorik bilgi, kişinin çeşitli bilgi alanlarının uzmanları tarafından yani başkalarının ifadelerini baz alarak kabul ettiği, farkında olduğu bilgi türüdür. Bu bilgi türü belirli bir otoriter ifade temellidir ve bilginin içinde o bilgiyi yazan, söyleyen veya o bilgi dalında uzmanlık elde etmiş kişi veya kişilere olan güven yer alır. Teorik bilgide kabul edilen bu tip gerçeklikler, onu kabul eden kişiler tarafından açık ve kesin bir şekilde araştırılıp, doğrulanmamıştır çünkü kişi o bilgileri doğrulayacak yeterli bir deneyime ve donanıma sahip değildir. Bilimin hükümleri, dinlerin teolojileri, filozofların görüşleri ve dünyadaki her bir düşünürün fikirleri, teorik bilgi alanını çeşitlendirmektedir ve bu bilgiler acemi/tecrübesiz/deneyimsiz zihinler (ortalama zihin) tarafından kabul edilmeye hazır halde karşılanırlar.

İkinci olarak, içinde seçici bir niteliğe sahip olan ve varsayımda bulunulabilen ‘Ayrımcı’, ‘Ayırt Edilebilen’ bilgi türünden bahsedebiliriz. Bu bilgi türü; zeka olarak değerlendirmeyi/algılamayı, daha özel bilimsel metodların uygulanmasını, testlerin kullanılmasını, kanıtlanamayanların elenmesini, geriye kalan faktörlerin araştırılmasını ve yasa olarak algılanabilecek şekilde uyumlandırılmasını içerir. Tartışmacı, rasyonel, skolastik ve somutlaşan zihin; çocukça, imkansız ve kanıtlanamaz olanın reddedilmesi ve bunun sonucunda oluşan düşünce alanının netleşmesi neticesinde devreye girer.

Bu bilimsel ve ayırt edilebilen süreç, insanın, kendisiyle ilgili olarak pek çok gerçekliğe ulaşmasını sağlamıştır. Bilimsel yöntemin insanlığın zihniyle olan ilişkisiyle, okült meditasyon yönteminin (konsantrasyonun ilk iki aşamasında ve uzun süreli konsantrasyon veya meditasyon) bireyle olan ilişkisi benzer görevi yerine getirmiştir. Bu yöntem yoluyla doğru düşünce süreçleri ortaya çıkarılır, gerçekliğin yanlış ve gereksiz formları elenir ya da düzeltilir ve dikkatin bir düşünce tohumuna, bir bilimsel probleme, bir felsefeye ya da bir dünyevi duruma istikrarlı bir şekilde odaklanması, doğru fikirlerin düzenli bir şekilde ortaya çıkması ve doğru sonuçlara ulaşılması sonucunu getirir. Herhangi bir büyük düşünce okulunun önde gelen düşünürleri basitçe okült/gizli/ezoterik meditasyonun temsilcileridir. Bilimdeki muhteşem keşifler, doğal yasaların doğru şekilde yorumlanması; bilim, ekonomi, felsefe, psikoloji ya da herhangi bir alanda ortaya çıkan doğru sonuçların formülize edilmesi, sonsuz gerçekliklerin zihin (ve ardından beyin) tarafından kaydedilmesi ile olmuştur. Bu durum insan ırkının, objektif ve subjektif (nesnel ve öznel) yani formlar dünyası ile fikirler dünyası arasındaki boşluğu kapatmaya başladığının göstergesidir.

Tüm yukarıda yazdığımız süreçler kaçınılmaz şekilde üçüncü bilgi dalının ortaya çıkmasına neden olmuştur: Sezgisel bilgi. Sezgi gerçekte yaratılıştaki bir faktörün, bir tezahür yasasının, fikirler dünyasından çıkan ve bilinen ve görünen her şeyi oluşturan gerçekliğin enerjisel doğasının bazı parçalarının ruh tarafından bilinmesidir. Bu gerçekler her zaman mevcuttur ve bu yasalar her zaman etkindir fakat yalnızca zihin eğitilip geliştirildiğinde, odaklandığında ve açık fikirli olduğunda tanınırlar, daha sonra anlaşılırlar ve en nihayetinde zamanın ve döngünün ihtiyaç ve taleplerine uyarlanırlar. Zihnini; açık düşünme sanatına, dikkatin odaklanması konusuna ve bunun sonucunda gerçeğe karşı sonuç alabilecek şekilde eğitmiş insanlar, insanlık tarihinde her zaman bizimle birlikte olmuştur ancak çok fazla sayıda olmamışlardır. Onlar, bulundukları çağın ötesindeki insanlardır. İçinde bulunduğumuz dönem, her ne kadar görünürde büyük sıkıntıları ve karmaşaları yaşıyor olduğumuzu gösteren bir dönemmiş gibi görünsede, bilginin, farkındalığın ve bilgeliğin daha çok ortaya çıktığı ve çağının ötesindeki insanların giderek artmaya başladığı bir dönem olduğu gerçeğini asla göz ardı edemeyiz.

İnsan ırkının zihni, eğitim sürecinin içindedir ve çoğu insan yeni bir bilgi yolunun sınırlarında gezinmektedir. Tüm ileri düzey düşünürleri daha yeni öğrenme alanlarına yönlendiren ‘sezgi’, ruhu karakterize eden her şeyi bilmenin öncüsüdür. Her şey hakkındaki gerçeklik varoluşta mevcuttur ve biz bunu çoğu dini ve ezoterik literatürde şu şekilde geçen; ‘her şeyi bilen’ ya da her şeyin bilinmesi (bizim algımız açısından ‘bilinebilmesi’ dememiz daha doğru olur), yanılmazlık/şaşmazlık ve doğru bilgi olarak adlandırabiliriz. Ne zamanki bir insan bu gerçekliğin bir parçasını yakalar ve o gerçekliği, kendi ve/veya ırksal bilincinin içine emerse (sindirirse), biz bunu bir yasanın formülasyonu olarak adlandırabiliriz yani doğanın süreçlerinden birinin veya diğerinin keşfi de diyebiliriz. Şimdiye kadar bu süreç yavaş ve parça parça ilerlemiştir fakat bir vakit gelecek ve çok geçmeden ‘Işık’ içeri akacak, gerçek ortaya çıkacak ve insan ırkı kendi varoluşsal hakkını, ruhunun hakkını elde edecektir.

Bu Siteden Kimler Faydalanabilir?

Bu site içerisindeki bilgiler, teknikler/yöntemler ve önerilen kitaplar herkes için uygun değildir ve bunun aksiymiş gibi davranamam. Sadece kendi ruhsal uyanış yoluna girmiş olanlar bu sitedeki bilgilerle ilgileneceklerdir. Gerçekten ‘Her Şeyin Bir’ olduğunu anlamış ve/veya buna hazır olanlar, kendi ruhları vasıtasıyla buradaki paylaştığım bilgilerle etkileşime gireceklerdir. Fakat ne olursa olsun, ruhsal olarak yeni şeyler öğrenmek isteseniz de, uyanış yolculuğuna yeni başlamış da olsanız ya da belirli bir süredir ‘yükseliş’ sürecinin içinde bazı deneyimler içerisinde olsanız da, paylaştığım şeylerin yolculuğunuzda size önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Bu Sitenin Amacı Nedir?

Araştırmacı yazar ve ezoterik konulara hayatını adamış birisi olarak, kendi uyanış yolculuğumda ve bilinmezi kovalama çabamda ilgimi çeken, öğrendiğim şeyleri insanlarla paylaşmak ve onların uyanışlarına yardımcı olmak ruhumun, yaşam amacımın ve bu sitenin amaçlarından birisidir. Araştırdığım, okuduğum (okumuş olayım ya da henüz okumamış olayım, ilgimi çeken kitapları da paylaştım), öğrendiğim ve öğrenmeye çalıştığım ve hayatın/varoluşun ruhum vasıtasıyla bana öğrettiği ve/veya öğretmeye çalıştığı şeyleri belli başlıklar altında insanlarla paylaşmak benim yazarlık, şifa ve yaşam yolculuğumun bir parçasıdır. Bu site de tüm bunları yaptığım alanlardan birisidir.

Sitedeki İçerik Hakkında Kısa Bilgiler

Öncelikle giriş sayfasını sitedeki içeriği belirli bir seviyeye getirdikten ve kendi yaşam koşuşturmacamda acil öncelikleri olan şeyleri yaptıktan sonra yazdığımı belirtmek isterim. Bu süreç boyunca çok güzel geri bildirimler aldım ve bunun için herkese teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım.

Sitedeki içeriği belirli bir amaç ve farkındalık sırasına göre yaptım. Peki bu amaç ve farkındalık sırası nedir ve nasıl oluşmuştur?

İlk önce şunun net bir şekilde farkına varılmasının gerektiğini düşünüyorum. Kendimizi bilmiyoruz. Dünyada ve evrende neler olduğunu bilmiyoruz. Bu düşünce; kendini bilmenin ve evreni araştırmanın ilk basamağını oluşturur. Bu araştırmayı 3 e ayırabiliriz:

1 ) Mikro ölçek (kişinin kendisini araştırması)

2 ) Makro ölçek (kişinin yaşadığı dünyayı ve evreni araştırması)

3 ) Mikro ve makro ölçek arasındaki ilişkinin araştırılması

Yazıya devam etmeden önce şunu da eklemem gerekir ki yukarıda saydığım 3 alanın açıklanması sayısız branşın ve binlerce kitabın okunup sindirilmesiyle bile bir yere kadar açıklanabilecek bir büyüklüktedir. O yüzden haddimizi de bilerek, sadece kendi farkındalığımla ve ilgi alanlarımla alakalı belli başlı bazı ana başlıkları ortaya çıkarmaya çalıştığımı bilmenizi isterim. Ayrıca tüm paylaştığım şeyler A dan Z ye kendime ait değildir. Paylaştığım bilgiler hem başka kaynaklardan, hem okuduğum ve içindeki bilgilerin değerli olduğunu düşündüğüm kitaplardan hem de kendi bilgi, birikim ve farkındalığımın birleşmesinden oluşmuştur. Bu kısmı netleştirdiğimi düşünerek yazıya devam edebilirim.

Mikro ölçeğe girdiğimizde ve kendimizi araştırmaya başladığımızda, hepimizin belli bir uykuda olduğunun ve bugüne kadar bize anlatılan, aktarılan şeylerle özdeşleştiğimizin farkına varabiliriz. Bu özdeşleşmeyi kırmanın yollarından ön önemlileri; farkındalığımızı arttırmak ve kendi içimize dönmektir.

Farkındalığı arttırmak hayat boyu süren bir yolculuk olduğu için daha fazlasını söylemeye gerek yoktur. Peki kendi içimize nasıl döneriz ve kendi içimize döndüğümüzde neler bizi beklemektedir?

a ) Meditasyon

Meditasyon, kendi içimize dönmenin en muhteşem ve belki de tek yöntemidir diyebiliriz. Bu yüzden siteye ilk olarak meditasyon klasörünü koydum. Meditasyon kısmını da kendi içinde bazı alt başlıklara ayırdım. İnsan, çok boyutlu bir varlık olduğu için haliyle her bir boyut için farklı meditasyon teknikleri bulunmaktadır. Bu kısım kafanızı karıştırmasın, sadece şunu bilin ki meditasyon klasörü başlangıç seviyesinden giderek artan ileri seviye tekniklere doğru sıralanmıştır. Bu kadar teknik var, hangi birini yapacağım gibi endişelere kapılmayın. Ben de sürekli olarak ileri seviye teknikleri uygulamıyorum. Meditasyona giriş kısmındaki a) Meditasyon, b) Dikkatlilik, c) Farkındalık uygulamaları birçoğunuz için yeterli olacaktır. Eğer yazıları okuduysanız şunu da söylediğimi fark etmişsinizdir: Her zaman başlangıç seviyesinden başlayıp daha sonra ileri seviye tekniklere gidilmesi gerektiğini önerdim. Başlangıç seviyesindeki teknikler ve daha sonra nefesle ilgili teknikler yeterli olacaktır. Eğer bu konular ilginizi çekiyorsa başka tekniklere de geçiş yapabilirsiniz.

Meditasyon yapmaya ve kendi içsel alanımızı keşfetmeye başladıktan sonra dikkatimizi çekmesi gereken en önemli 2 şey şudur: Bilinçaltı (b) ve enerji farkındalığı (c).

b ) Gölge Çalışması

Meditasyon ve içsel çalışmalar yaptığımızda, doğumdan bu güne kadar içimizde çözümlenmemiş ya da farkına varamadığımız bir bilinçaltı alanımızın (ya da çöplüğümüzün) olduğunu görürüz. Bu kısım psikolojinin, psikoterapinin, çoğu şifa tekniğinin ve benzer branşların alanı olduğu için bu konularla alakalı haliyle belirli bir bilgi ve farkındalık seviyesine kadar bilgilendirme yapabileceğimi normal karşılayabilirsiniz. Bilinçaltı çöplüğümüzü kavrayabilmemiz için ilk etapta bilinçaltının ne olduğunu anlamamızın gerekli olduğunu düşündüğüm için Gölge Çalışması klasörü, bilinçaltımızla alakalı belli ana başlıkları ortaya koymak için oluşturulmuş bir klasördür.

Bu kısımda şunu da eklemek istiyorum. Bilinçaltı ve enerji farkındalığı, birbirinden tamamen bağımsız konular değildir fakat zihnimizde bazı şeyleri netleştirmek ve içsel alanımızı bazı ana başlıklara bölerek açıklamak istediğim için bilinçaltı ve enerji farkındalığını farklı klasörlere ayırıp açıklama ihtiyacı hissettim.

Bilinçaltının farkına vardığımızda ve araştırmalarımızı biraz daha ileriye götürdüğümüzde, insanın sadece fiziksel bedenden ibaret olmadığını ve birçok bedene sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu bedenleri ise enerji bedeni başlığı altında topladım. Aslında her şey enerjidir ama biz sadece kendi frekansımızın algılayabildiği şeyleri gördüğümüz için bu incelikli kısımları algılamak biraz araştırma, farkındalık ve deneyim gerektirmektedir. Tüm bunların neticesinde ise enerji alanımızın, çakra sistemi vasıtasıyla birbiriyle iletişimde ve bağlantıda olduğunu anlarız.

c ) Çakra Sistemi

Enerji farkındalığına gelip insan enerji sistemini incelemeye başladığımızda, enerji sistemimizin farklı enerji katmanlarından oluştuğunu görürüz. Enerji sistemini ve bu enerji katmanlarını, Çakra Sistemi başlığı altında açıkladım. Bu sistemler nedir ve birbirleriyle bağlantısı nelerdir sorularının cevaplarını bu klasörde göreceksiniz. Bu enerji sistemleri arasındaki frekans değişimi ise çakralar vasıtasıyla yapılır.

d ) Çakralar

Çakra konusu günümüzün popüler olmaya başlayan konularından birisidir. Çakralar, biyolojik bedenle eterik bedeni birbirine bağlayan ve belirli bir dalga boyu ve frekans üzerinde çalışan ‘fiziksel olmayan organlar’ olarak tanımlanabilir. 7 ana çakra hakkında belirli bir farkındalığa gelebilmeniz için gerekli olan bilgileri ise Çakralar başlığında bulabilirsiniz.

Şu ana kadar, yazının başında ayrımını yaptığımız mikro-makro ölçek başlıklarından mikro konusunu ele aldık. Belki ilerleyen zamanlarda ekleme yapacağım başka konular da olabilir. Şimdi makro konusunu yavaştan ele alalım. Evrenimiz sadece dünyadan ve biz insanlardan ibaret değildir. Bilim, bu konuda derinlemesine araştırmalar yapmaktadır ve evrenimiz hakkında bazı hipotez ve sonuçlar ortaya çıkarmıştır diyebiliriz. Kuantum fiziği ile evrenimiz hakkındaki görüşlerimiz de derinlemesine değişmiştir. Burada tabi ki kuantum fiziğini açıklamayacağım ama sitenin adından da anlaşılacağı üzere ‘Bilim’ konusu, spiritüellikten ayrı olarak düşünülebilecek ya da spiritüellik, bilimden ayrı düşünülebilecek bir konu değildir. Şu an bizi ilgilendiren kadarıyla şunu söyleyebilirim:

Ay Dünyanın, Dünya Güneşin, Güneş de kendinden daha büyük bir şeyin ve Samanyolu Galaksimiz ise evrenin etrafında birbirine bağlanmış birkaç zaman döngüsünden oluşan kozmik bir saat gibi dönmektedir. Belirli ana döngüler ve küçük döngüler bulunmaktadır. Bu döngülerin sonuna gelindiğinde ise başka bir döngü başlamaktadır ve bu doğal süreç, bütün galaksinin gelişerek evrilmesini ve evren içinde bir seviyeden diğer seviyeye döne döne ilerlemesini sağlamaktadır. Dünya gezegeni de kendi döngüsünü tamamlama ve bir sonraki seviyesine ‘Yükseliş’ sürecinin içindedir. Buna ‘Gezegensel yükseliş’ denir. Peki bu süreç ve bu sürecin bizimle bağlantısı nedir?

e ) Yükseliş Çalışma Rehberi

Evrendeki her şey ilerleme ve tekamül sürecindedir. Yaşam sadece bizden ibaret değildir. Evrende, evrimsel gelişmişlik olarak bizden daha altta ve bizden daha yukarıda olan sonsuz sayıda yaşam formu bulunmaktadır.

İnsan da tüm evrendeki yaşam formları gibi belirli bir ruhsal tekamül yolculuğundadır ve belirli bir ruhsal gelişmişlik seviyesine geldiğinde, daha farklı gerçeklikleri deneyimleyebilecek bir konuma geçiş yapabilecektir. Buna ‘Kişisel yükseliş’ denir.

Yukarıda tanımlarını yaptığımız gibi ‘Yükseliş’, 2 ye ayrılmaktadır. ‘Gezegensel yükseliş’ ve ‘Kişisel yükseliş’.

Biraz daha açmak gerekirse kişisel yükseliş, evrendeki her şeyin enerjisel olarak birbiriyle bağlantılı olduğu ve bizim de Dünya gezegeniyle bir enerjisel bağlantımız olduğu gerçeğini temel alarak, kendi enerjisel ve ruhsal frekansımızı yükselterek hem bireysel hem de Dünya gezegeniyle beraber ‘Yükseliş’ sürecimizi gerçekleştirebileceğimiz anlamına gelir.

Yükseliş süreciyle alakalı araştırmalar yaptığımda şunu gördüm. Antik dönemlerden bu güne kadar aktarılan birçok şeyin eninde sonunda bu yükseliş süreciyle alakalı insanları bilgilendirmek için aktarılan şeyler olduğunun farkına vardım. Kendim de bu konularla alakalı belirli bir farkındalık seviyesine geldiğim için insanları bilgilendirmek ve onlara yol göstermek benim içsel görevlerimden birisi oldu. Bu konuları araştırdığımda ise bir sürü kaynak, yayın ve paylaşıma denk geldim. Tabi ki bütün bu kaynak, yayın ve paylaşımların tamamına hakim değilim. Bu konuyla alakalı en çok hoşuma giden, en yararlı bulduğum ve en açık şekilde açıklanmış kaynağın ise ‘Yükseliş Çalışma Rehberi’ olduğunu gördükten sonra bu çalışma rehberini İngilizce’den Türkçe’ye çevirmeye karar verdim. Bu çalışma rehberinde Yükseliş, Çok Boyutlu Evren, Birlik Yasası ve İnsan Enerji Sistemi gibi bazı konuları göreceksiniz. Bu çalışma rehberinin herkese çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Uyarılarım ve Son Sözlerim

Kendi yolculuğumdaki yaptığım bazı hataları da baz alarak son sözlerimi söyleyip giriş sayfasını tamamlamak istiyorum. İlk olarak kendinizi çok iyi analiz edin ve hayatınızın hangi evresindeyseniz (şu an neredeyseniz ve hangi durumdaysanız) oradan başlayın. Temelleri sağlam olmayan bir binanın üstüne ne kadar kat çıkmaya çalışırsak, o temeller bir o kadar sağlam sarsılacaktır. Her şeyde olduğu gibi adım adım ilerlememiz ve kendi ruhumuza güvenmemiz gerekiyor.

Bir uyarım da şu olacak. Ruhsal mevzular konusunda belirli bir farkındalığı olmayan insanlar, bu konulara karşı çok saldırgan bir tutum sergileyebilirler. Bu insanlar, kendi bilgi ve farkındalık seviyelerinin nihai olduğunu düşündükleri için kendi farkındalıklarını aşan durumları ya alaya alma taraftarı olurlar ya da bir şekilde sizi ve/veya ruhsal bilgi ve bilgelikleri geriye çekmeye çalışırlar. Bu insanları ciddiye almayın ve yolunuza devam edin.

Sitede yazdığım ve paylaştığım şeylerde yer yer hatalarım olabilir. Her ne okuyor ya da araştırıyor olursanız olun kendi akıl, zihin, kalp ve ruh (sezgi) süzgecinizden geçirdikten sonra bazı şeyleri doğru ya da yanlış olarak kabul edin. Şunu da ayrıca söylemeliyim ki kitap önerilerindeki paylaştığım kitapların tamamını okumadığımdan dolayı, kitaplarda yazılan şeylerin hepsinin altına imza atmış değilim. Keza okuduğum kitaplarda da bazı yerlere katılmadığım taraflar olmuştur ama bu, o kitapları önermeyeceğim ya da bazı şeylere katılmadığım ya da net şekilde algılayamadığım için o kitapların önerilmemesi gereken kitaplar olduğu anlamına gelmemektedir.

İçsel yolculuk çok inişli ve çıkışlı bir yolculuktur ve büyük bir sabır, azim ve sebat gerektirir. Okült mevzular ve ileri seviye enerji çalışmaları ve meditasyon teknikleri, sağlam temeller oluşturulmadan hemen uygulanmaması gereken şeylerdir. İleri seviye bazı alıştırmalara girmeden önce tehlikeli sulara giriyor olduğunuzu bilmelisiniz ve sağlam bir yüzme becerisi elde etmeden suya girmemek gerektiğini bilmeniz çok önemlidir.

Son sözlerim ise şunlar olacaktır:

Evrenin ve sonsuz birliğin tüm gücü sizlerle birlikte olsun.

Ruhun sevgisi, karakterinizi şekillendiren tek güç olsun.

İçinden geçiyor olduğumuz süreçte önce içsel birliğimizi daha sonra hep beraber kardeşliğimizi/insanlığımızı yeniden hatırlayalım.

Her yaşanılan zorluğun sonunda büyük bir idrak ve farkındalık sıçraması vardır.

Barış abimizin dediği gibi: ‘Bir gün gelecek dönence, biliyorum!’