Taç Çakra

by admin

Taç çakrası, alın (3.göz) çakrasının yukarısında yer alan yedinci çakramızdır. Bu çakra; ilahi ve yüksek farkındalık seviyeleriyle (yüksek benlik, yaradan hissiyatı, ‘bir’lik, aşkınlık, tüm yaratılışla olan birlik ve bağlantı hissiyatı, aydınlanma) olan bağlantımızı kuran enerji merkezidir ve endokrin sisteminde ‘epifiz’ bezi başta olmak üzere ‘hipofiz’ beziyle ve hipotalamusla bağlantılıdır. Taç çakrayla ilişkilendirilen renkler ise mor ve beyaz dır. Mor rengi spiritüelliği ve sezgiselliği; beyaz ise saflığı, affediciliği ve yenilenmeyi/dönüşümü simgeler.

Taç çakrasının Sanskritçe ismi ‘Sahasrara’dır ve ‘bin taçyaprağı’, ‘sonsuzluk’ anlamına gelmektedir.

A) Giriş

Taç çakrasının sembolü

Taç çakrasının sembolü, mor ve beyazdan oluşan bin yapraklı lotus çiçeği ve çakra sembolünün ortasında bulunan ‘OM’ sembolüyle tasvir edilir. Lotus çiçeği genellikle saflık, arınma ve güzelliği temsil eder ve OM sembolü ise Nihai (olan her şeyi) olanı simgeler.

Bin yapraklı lotus çiçeği, bilincimiz ve kundalini enerjisi taç çakraya ulaştığındaki nihai boşluk deneyimini simgeler. Lotus çiçeğinin açılması, kundalini enerjisi taç çakraya yükseldiğinde yaşanan inanılmaz deneyimi tasvir eder. Taç çakranın açılması deneyimi, gerçekten de başımızın tepesinde lotus çiçeğinin açılması gibi algılanır ve hissedilir ve genellikle bu deneyimden sonra evrenden gelen saf ve çok güçlü enerjiler, başımızın tepesinden enerji bedenimize doğru akmaya başlar.

Alın çakrasında yazdığım gibi ilk 5 çakra ile diğer 2 çakranın algılanması arasında farklar vardır. Alın (3. göz) yazımda; zihin ötesi durumlardan, psişik yeteneklerden ve enerjisel durumlardan bahsetmiştim. Aslında taç çakra için yazılabilecek her şey, sembollerden öteye gitmeyecektir. Bu çakrayı, maddesel şeylerle ve kelimelerle açıklamak neredeyse imkansızdır çünkü taç çakra, yüksek boyutlara giden nihai geçiş kapısıdır ve tüm maddesel varoluşun dönüşümünü temsil eder.

Taç çakranın yeri ve çakrayla ilişkilendirilen organlar

Taç çakra, başımızın tepesinde ve kafatasının biraz yukarısında yer alır ve beyin, sinir sistemi, duygular, hipofiz/epifiz bezi ve hipolatamusla bağlantılıdır. Şunu da eklemek gerekir ki taç çakra, tüm diğer çakralarla bağlantılıdır.

Taç çakrasının ana karakteristik özellikleri

Taç çakra, bireysel sınırlarımızın (kişisel, maddesel, duygusal, enerjisel, uzay-zamansal) dönüştürülmesi/aşılması ile ilgilidir. Düalite bilincinden, ‘bir’lik bilincine geçebilmek için görünürde zıt olarak görünen şeylerin aslında aynı madalyonun farklı yüzleri olduğunu kavramamız, bu enerji merkezinin ana farkındalık özellikleridir. Taç çakradan gelen farkındalık niteliği, evrensel ve aşkındır. Ek olarak şu karakteristik özellikleri de ekleyebiliriz:

  • Bilinç, farkındalık
  • Kutsal olanın bilgeliği, yüksek bilinç farkındalığı
  • Sonsuz ve biçimsiz/şekilsiz/formsuz olanla bağlantımız
  • Farkına varma
  • Bizi kısıtlayan döngülerin/paternlerin farkına varmamız ve bunlardan özgürleşmemiz
  • Yüksek bilinç seviyeleriyle olan ‘bir’liğimiz
  • Döngülerden/paternlerden özgürleştikçe gelen coşku ve mutluluk
  • Saf var oluş hali
  • Evrenle/yaradanla olan ‘bir’lik hissiyatı

Bu çakranın açılmasıyla gelen farkındalık, bir’liği deneyimlemek ve her şeyin temel olarak birbiriyle olan bağlantısının egosuz şekilde farkına varılmasıdır. Bu enerji merkezi; herkesin ve her şeyin doğası gereği mistik bir şekilde var olan birliğini deneyimlememize izin verir.

Bu çakradaki deneyimleri, zihinsel ve/veya entellektüel şekilde bilmek ve öğrenmek mümkün değildir. Tüm bu yazılanlar, başkalarının yazdıkları ve araştıracağınız her şey, sizin deneyiminiz olmadığı sürece sadece fikir vermek ve bir şeyleri paylaşma ihtiyacından gelen iletişimden öteye gitmeyecektir.

Taç çakranın yolu, kendi ego limitlerinizin ötesine gitme yoludur yani ego’yu dönüştürmek ve bütün yaradılışın birbiriyle iç içe olduğunu öğrenmektir. Bu yolda ilerledikçe, hayatın derin bir anlamının olduğunu ve tüm yaratılışın derinliklerinde bir düzen olduğunu hissetmeye/bilmeye başlarsınız.

Tantrik felsefeye göre 7. çakra, enerji ve bilincin hem alıcı hem de verici olduğu yerdir. Bu enerji merkezi, hayatı devam ettirebilmek için enerji alır ve bu kişisel enerjiyi, kolektif bilinç havuzuyla birleşmek için geri gönderir. Bu çakra; sonu olan (beden ve ego) ile sonsuzun (evren ve ruh) eridiği, zaman ve zamansızlığın kesiştiği ve sonsuz yaşamla ölümün birleştiği yerdir.

Her şeyin iç içe/bir olduğunu ve bizim de bu büyük yaşam düzeninin bir parçası olduğumuzu anladığımızda, korku ve anksiyeteyle yaşamak yerine şükran, güven ve inançla yaşamaya başlarız. Titreşimimizi yükselttiğimizde, yüksek enerjiler/güçler tarafından rehberlik alırız ve içimizde ve dışımızda ilahiliği hissederiz.

Bu çakranın en büyük zorluğu, ruhu özgür bırakıp kendimizi ilahi olana açmak ve aynı zamanda da köklerimiz kuvvetli şekilde dünyaya tutunmayı başarmaktır.

Bu yüzden şu hatırlatmayı tekrar yapmak istiyorum: İlk 5 çakra üzerinde iyileştirme çalışmaları yapmadan ve bu çakralarda belirli bir dengeye gelmeden, alın (3. göz) ve taç çakra üzerinde şifa çalışmaları yapılmamalıdır. Çakra sistemi bütüncül bir mekanizmadır. Bütün takamülümüz kendimizi öğrenmek ve giderek yüksek bir farkındalık seviyesine gelmek üzerinedir. Her çakra üzerinde çalışmalar yaparken, adım adım son iki çakra üzerine alıştırmalar yapılmasında sıkıntı yoktur ama tek başına 3. göz ve taç çakra üzerine çalışıp diğerlerini göz ardı etmek, çok ciddi enerjisel dengesizlikler ve sorunlara yol açacaktır.

Taç çakra dengesizliğinde ne olur?

Taç çakra dengesizliğinde şu semptomlara rastlanabilir:

  • Ruhsal ve spiritüel olgulara karşı aşırı kuşkuculuk ya da spiritüellik takıntısı
  • Öğrenme güçlükleri ve tutucu şekilde belirli inanç kalıplarına bağlı kalmak
  • Aşırı egoist olmak, başkalarını kontrol etme isteği
  • Alt çakralarda aşırı faaliyet; materyalizm, hırs, cinsellik takıntısı vb.
  • Başkalarına karşı yabancılaşma duygusu, yalnızlık hissiyatı
  • Yaşam amacının olmaması ve/veya hangi yönde ilerleyeceğimizi bilememek
  • Zihinsel bulanıklık ve/veya karışıklık
  • Kronik yorgunluk, baş ağrıları, migren
  • Beden bağlılığının zayıflaması
  • Işığa ve sese karşı hassasiyet
  • Psikolojik, mental rahatsızlıklar
  • Nörolojik ve endokrin sistemi problemleri

Dengeli taç çakranın özellikleri

Taç çakramız dengeli olduğunda kendimizi yüksek benliğimizle bağlantılı hissederiz, içsel bilgeliğimize kolaylıkla erişim sağlarız, diğerleriyle ve hayatla bağlantılı oluruz, büyük resmi görürüz ve çevremizde ne olursa olsun huzur ve bütünlük hissederiz.

Taç çakrası açılmış bir kişi kendini ve her şeyi sorgular, sürekli olarak kişisel farkındalık seviyesini ve kendi yanılsamasını genişletir ve ayrıca bu kişiler hayata ve ilahi olanın sevgisine kendilerini bırakmışlardır ve kendileriyle barış halindedirler.

Dengeli bir taç çakrasının özelliklerine şunları ekleyebiliriz:

  • Algılama, analiz etme ve bilgileri özümseyebilme kabiliyeti
  • Bireyin zeki, düşünceli ve farkında olması
  • Açık fikirli olmak ve sorgulamak
  • Ruhsal olarak bağlantılı olmak
  • Bilgelik, ustalık ve geniş bir kavrama gücü

Burada hatırlatmam gereken bir olgu vardır. Taç çakrasının açılması, kademeli olarak (yavaş yavaş) diğer çakralardaki blokajların dengelenmesini sağlamaktadır. Dengeli taç çakranın özelliklerinde belirtilen nitelikler, taç çakra açıldıktan sonra gerçekleşen iyileşme süreci, belirli bir seviyeye geldikten ve diğer çakralarla olan bağlantı hizalandıktan sonra gerçekleşen niteliklerdir. Taç çakra açılmadan önce ve açıldıktan sonra belirli semptomlar yaşanmaktadır ve her ne kadar taç çakra kendi dengesinde olmuş olsa da, diğer çakralardaki blokajların ve enerjisel dengesizliklerin çözümlenmemiş olması, yukarıda yazan dengeli çakra niteliklerinin hemen ortaya çıkmasını engellemektedir.

Taç çakrasını açmak

Taç çakrasını açmak başlığından öte taç çakrasının açılması başlığı daha doğru olacaktır. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi ilk 5 çakra ile diğer 2 çakraya olan yaklaşımlarımız farklı olmalıdır. Kundalini enerjisinin taç çakrasından çıktığı an, metafiziksel ve ruhsal olarak bireyin hayatının başka bir farkındalık seviyesine geçmeye başladığı zamandır. Bu yüzden tekrar uyarmam gerekirse, ileri seviye enerji çalışmaları yapan ve bu konularda belirli bir farkındalık seviyesine gelmiş kişilerin 3. göz ve taç çakra çalışmaları yapmalarında bir problem yoktur ama bu konulara yeni başlamış ya da bu konularda orta seviyede olan kişilerin alttaki çakraları sağlam temellere dayanmadan yukarıdaki çakralar üzerinde çalışmalar yapmaları çok ciddi enerjisel dengesizliklere ve problemlere yol açabilmektedir. Hayatımızdaki her şeyde olduğu gibi bu konularda da adım adım ilerlenilmesi ve bu enerji merkezlerinin açılması için gerekli yöntemleri yavaş yavaş uygulamaya başlayıp daha sonra kendimizi gözlemledikten sonra bu uygulamaları daha çok arttırıp rutine bağlamamız çok daha faydalı olacaktır. Taç çakrayla alakalı detaylı yöntemlere geçmeden önce bu enerji merkezinin açılmasına yardımı olacak yöntemlerden bazılarını sıralayalım:

  • Spiritüel/ruhsal bilgiler öğrenmek ve bunlar üzerinde çalışmalar yapmak
  • Düzenli meditasyon
  • Olumlamaların kullanılması
  • Dua
  • Çakra dengeleme aktiviteleri
  • Enerji çalışmaları
  • Zihinsel, duygusal, düşüncesel, entellektüel, ruhsal ve kalpsel olarak bireyin sürekli olarak kendini geliştirmesi
  • Bilgilerin ve deneyimlerin sindirilmesi ve bilgeliğin geliştirilmesi
  • İnanç sistemlerini gözden geçirmek ve yüksek güçlerle çalışmak
  • Ses terapisi, yoga ve şifalı taşlarla iyileştirme çalışmaları yapmak

B) Aşırı Aktivite

Aşırı aktif taç çakrası

Alt çakraları maddesel ve dünyasal, üst çakraları ise metafiziksel ve ilahi olarak değerlendirecek olursak, sadece dünyevi yaşamanın ne kadar eksik olacağını söylersek sadece ilahi ve spiritüel yaşamanın da eksik olacağını söylememiz gerekir. Dünyevi ile manevi olanı dengelememiz gerekmektedir. Üst çakralardaki aşırı aktivite, alt çakralarda dengesizliğe ve ayaklarımızın yerden kesilmesine sebep olur. Bu durum bedensel ve dünyevi bağlantımızın kopmasına, aşırı spiritüel bağımlılığa ve idrak edilmemiş bir güç hissiyatına neden olur. Aşırı aktivitede birey, gelen aşırı bilgi yağmurundan ne yapacağını bilemeyebilir ve bu durum psikotik, psikolojik ve mental rahatsızlıklara sebep olabilir.

Minik bir hatırlatma da yapmak istiyorum. Kişinin belirli bir süre inzivaya çekilmesinde ve kendi blokajlarını çözmesinde, bilinçli şekilde kendi kristalizasyonunu sağlaması için kendini alışılagelmiş dünyevi yaşamdan ‘belirli bir süre’ çekmesinde sıkıntı yoktur. Kişi kendini gözlemlemeli ve dengeyi iyi sağlamalıdır. İçinde bulunduğumuz zaman süreci hem evrensel hem de kişisel olarak çok özel zamanlar olduğu için bu denge çok iyi sağlanmalıdır.

Aşırı aktif taç çakrası belirtileri

Taç çakranın dengesinin bozulması çevremizle olan ilişkimizi ve yaşam fonksiyonumuzu etkiler. Yukarıda verilen bilgilere ek olarak, aşırı aktif bir taç çakrası kişinin üstünlük kompleksine girmesine, başkalarına karşı yargılayıcı bir tutum sergilemesine, başkalarına karşı güvensizliğe, kaybolmuşluk hissiyatına ve bireyin yaşamdaki yönünü kaybetmiş gibi hissetmesine neden olur. Ek olarak şu fiziksel ve psikolojik belirtileri ekleyebiliriz:

  • Dünyayla olan bağların kopması
  • Kafa/zihin karışıklığı
  • Beden bağlılığının zayıflaması
  • Depresyon
  • Empati eksikliği
  • Sersemlik
  • Işığa ve sese karşı aşırı hassasiyet

Aşırı aktif taç çakrasını dengelemek

Taç çakranın açılmasından önce ve açıldıktan sonraki deneyimleri burada paylaşmamaktayım. Bu yüzden tekrar hatırlatmam gerekirse, ilk 5 çakra ve biraz yüzeysel de olsa 6. çakra için bir şeyler yazılabilir ve deneyimler (deneyimi yaşayan kişinin farkındalık ve takamül seviyesine göre) paylaşılabilir ama 7. çakra ile ilgili aktarılacak her şey, hafif bir farkındalık ve bilgi aktarımından öteye gitmeyecektir. Buradaki bilgilerin daha önce hiç çakra bilgisi olmayan kişiler için başlangıç seviyesinde yazıldığı unutulmamalıdır.

Daha önce de söylediğim gibi alt çakraları dünyevi, üst çakraları metafiziksel ve ilahi olarak yorumlamıştım. Yukarı çakralarda aşırı bir faaliyet varsa, ayaklarımızı sertçe yere basmamız ve dünyevi olana yani alttaki çakralara tutunmamız ve bu çakralardaki enerji blokajlarını çözmek için adımlar atmamız, dengeye gelmemize yardımcı olacaktır. Beslenme düzenimizi değiştirmek, rutin egzersizler ve enerji dengeleme çalışmaları yapmak, çıplak ayakla toprak ve çime basmak, kendimizi anda ve bedende hissettirecek herhangi bir sağlıklı aktivite içine girmek, yukarıdaki aşırı aktiviteyi ve/veya enerji fazlalığını aşağıya çekecektir ve yavaş yavaş çakraların dengeye gelmesine yardımcı olacaktır. Enerji şifasının ve taç çakra açıldıktan sonra yaşanan semptomların iyileşmesinin zaman alacağını lütfen unutmayın. Bu sayfaları okuyan ve bu semptomları ve deneyimleri yaşayan dostlarımız varsa şunu söylemek istiyorum. Yuvanıza hoşgeldiniz ve lütfen sabredin!!

C) Blokaj

Bloke olmuş (düşük enerjiyle çalışan) taç çakra

Taç çakranın bloke olması genellikle stresli bir çevrede yetişmekten, hızlı yaşam tarzından, çözümlenmemiş travmalardan (geçmiş yaşamlar da dahil) ve çocukluktan başlayıp bütün hayat boyu dikte ettirilen derinlerimize işlemiş inanç kalıplarından kaynaklanmaktadır. Daha derinlemesine yazacak olursak bloke olmuş bir taç çakra, kendimizi ego ile özdeşleştirmemizin ve varoluştan ayrı ve yalıtılmış varlıklar olduğumuza şartlandırılmış şekilde inanmamızın bir sonucudur.

Bloke olmuş bir taç çakra, ruhsal gelişmemizi sınırlar. Keza cümleyi tersten yazacak olursak, ruhsal gelişmemize devam etmezsek ve ilerlemezsek, taç çakramız bloke olur da diyebiliriz. Bloke bir durumda, bilinçaltımız tarafından yönlendiriliz ve hayatımızdaki döngüler, bu döngüleri bilinçli şekilde dönüştürene kadar tekrar tekrar karşımıza çıkar.

Bloke olmuş taç çakra belirtileri

Bloke olmuş bir taç çakra, ruhsal ilerlememizi engeller ve mental/duygusal ve ruhsal olarak stres altında olmamıza neden olur. Diğer semptomları listeleyecek olursak:

  • Spiritüel olgulara karşı alaycı ve kuşkucu yaklaşmak
  • Başkalarına karşı yabancılaşma duygusu, yalnızlık hissiyatı
  • Farklı düşünme yollarına kapalı olmak
  • Karar(lar) almakta ve hedef koymakta zorluk yaşamak
  • Bilinçaltı tarafından yönlendirilmek
  • Öğrenme güçlükleri
  • Katı şekilde belirli inanç sistemlerine tutunmak
  • Ruhsal olarak bağlantısız hissetmek
  • Diğer çakralarda aşırı faaliyet (materyalizm, hırs, açgözlülük, aşırı duygusallık, cinsellik takıntısı vb.)

Fiziksel semptomlardan bahsedersek:

  • Nörolojik problemler
  • Sinir ağrıları
  • Tiroid, hipofiz ve epifiz bezleri kaynaklı hastalıklar
  • Alzheimer
  • Sürekli baş ağrıları, migren
  • Şizofreni
  • Uykusuzluk
  • Depresyon

Bloke olmuş taç çakrasını dengelemek

Taç çakrası, evrensel enerjilerin enerji bedenimize girdiği yerdir. Taç çakrasının açık olması, diğer çakraları da etkiler ve diğer çakraların da dengeye gelmesine yardımcı olur. Bu çakranın açılma süreci ve semptomları gerçekten zorlayıcıdır fakat bağlılıklarımızın farkına varıp bunları salıverdikçe, bizi kısıtlayan inanç ve düşünce kalıplarını dönüştürdükçe ve karmik problemlerimizi hallettikçe gelen rahatlama ve özgürlük hissiyatının ödülü muazzamdır.

Taç çakrasını açmak başlıklı yazımdaki uyarılar ve yöntemler, burası için de geçerlidir o yüzden tekrardan aynı şeyleri yazmayacağım ama uyarımı tekrarlayacağım. Alttaki çakralarda belirli bir hizalanma ve dengeye gelinmeden 6. ve 7. çakra üzerinde çalışmalar yapılması, ciddi dengesizliklere yol açacaktır.

İnsanın çakralar hakkında bilgi sahibi olması değil, çakraları hissetmesi gerekir. Hissetmek zorundasın; içinde dokunaçlar, antenler görmek zorundasın. Sadece çakralarını ve kundalinini ve onun geçişini hissettiğin zaman faydalıdır; aksi taktirde fayda sağlamaz. Hatta bilgi, içsel dünya söz konusu olduğunda çok yıkıcıdır. Ne kadar fazla bilgi edinirsen gerçek, özgün şeyleri hissetme olasılığın o kadar azdır.

OSHO

D) Ek Bilgiler

Taç çakrasıyla ilişkilendirilen hastalıklar

Alzheimer, hafıza kaybı, kemik bozuklukları/hastalıkları, kanser, depresyon, baş dönmesi/sersemlik, epilepsi, korku, baş ağrıları, bağışıklık sistemi sorunları, uykusuzluk sorunları, migren, çoklu doku sertleşmeleri, çoklu kişilik sendromu, sinir sistemi hastalıkları, nevroz/sinir hastalığı, felç, parkinson, psikoz, şizofreni, bunaklık, tükenmişlik/aşırı yorgunluk, titreme..

Uyarı belirtileri

Bedenimiz devamlı olarak bizimle iletişim halindedir ama genellikle biz bu sinyalleri görmezden geliriz. Bedenimiz dengesizleştiğinde ve yaşam amacımızdan uzaklaştığımızda, beden daha da sıkıntıya girer.

Vücudumuz ilk başta ufak sinyaller gönderir. Örn: Boğaz enfeksiyonu, ateş, ağrılar, vb. Genellikle bu semptomlar görmezden gelinir ve ilaçlarla iyileştirilmeye çalışılır. Beden daha sonra daha güçlü sinyaller gönderir. Örn: Astım, ciddi psikolojik sorunlar, kalp çarpıntıları ve ciddi olarak geliyorum diyen hastalıklar vb. Bu sorunlar görmezden gelinmeye devam edildikçe bu sefer en büyük mesajı gönderir. Örn: Kanser, depresyon, nörolojik hastalıklar vb. Bu nokta, istesek de istemesek de bir şeylerin iyi gitmediğini anladığımız noktadır.

Vücudun en büyük uyarıyı gönderdikten sonraki ruhsal, zihinsel ve bedensel iyileşme süresi, ufak mesajları gönderdiği zamana göre çok daha uzun sürer. Bu yüzden büyük mesajı beklemeden, farkındalığı ele almamız çok önemlidir.

Enerjisel ve içsel farkındalık, kişinin sadece fiziksel, mental ve ruhsal hastalıklarını iyileştirmekle kalmaz ayrıca bireyin yaşam amacının farkına varmasını ve yaratıcı potansiyelini keşfetmesini de sağlar.

Peki dengede olmadığımızı nasıl anlarız? Taç çakrası için konuşacak olursak, aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplar taç çakrasındaki enerjisel dengesizlikler hakkında size ipuçları verecektir:

  • Çoşku, neşe ve şevk, hayatınızdan kayboldu mu?
  • Hayat size amaçsız mı görünüyor?
  • Yoldan çıktığınızı ve belki de cehennemi/ruhun kara gecesini yaşadığınızı mı düşünüyorsunuz?
  • Duygularınızdan yoksun ve genellikle zihninizle yaşayan biri misiniz?
  • Aşırı hayalperest ve bazen fantezi dünyasında yaşayan biri misiniz?
  • Beden bağlılığınızın azaldı mı?
  • Ruhsallığa ya da dine aşırı bağımlı mısınız?
  • Genellikle kafanız karışık, zihinde yaşayan ve yaşamı entellektüel şekilde açıklamaya çalışan biri misiniz?
  • Ruhunuzla olan bağlantınız kopuk mu?
  • İnsanlara, eşyalara ve inanç sistemlerine bağımlı mısınız?
  • Ruhsal olgulara karşı aşırı kuşkucu musunuz?
  • Öğrenme güçlükleri yaşayan ve inanç sistemlerine sıkıca bağlı biri misiniz?

Bu sorunlardan birçoğunu yaşıyorsanız, çakranızda dengesizlik var demektir.

Taç çakrasını iyileştirirken karşılaşılan genel belirtiler

1-) Diğer çakralardaki dengesizlikler: 3. göz ve taç çakra yazılarımda sık sık bu sorundan bahsettim. Yapılmaması ya da abartılmaması gereken ne varsa çoğunu kendi hayatımda deneyimlemiş birisi olarak, dediğimi yapın yaptığımı yapmayıncılardanımdır. Kendi kundalini deneyimimde ve taç çakramın açılması sürecinde, alt çakralardaki yetersiz enerjinin ve blokajların çok sıkıntısını çektim. Bunu şu şekilde anlatabilirim: Alt çakralardaki blokajların ve çözümlenmemiş enerjilerin ortalama olarak 100 voltluk enerji kapasitesine sahip olduğunu düşünün. Normalde bunların çoğu bilinçaltındadır ve bazılarının farkındayızdır, bazılarının farkında değilizdir. Üst enerji merkezleri açıldığında (özellikle de taç çakra), tüm bu bilinçaltındaki şeylerin de farkına varmaya başlıyoruz (pandoranın kutusunun açılması gibi) ve 100 voltluk bir enerjisel dengesizliği, eğer alt çakralar aşırı dengesizse 1000 voltmuş gibi hissetmeye başlıyoruz. Eğer araştırırsanız, kundalini enerjisinin bazen yaşanılan bazı durumlardan sonra, bazen de kendiliğinden yükseldiği örneklerini görebilirsiniz. Daha pek çok şey söylenebilir ama sağlam temeller oluşturup, diğer çakralardaki blokajları maksimum derecede temizleyip, okumaya öğrenmeye ve ruhsal tekamülümüze devam ettikçe, işler daha kolay olacaktır ve semptomlar daha hafif yaşanacaktır.

2-) Bağlılıklar: Taç çakranın en büyük zehri, bağlılıktır. Herhangi bir şeye olan bağlılığımız, evrensel ve sonsuz olanı algılamamıza en büyük engeldir. Bağlılıklar, zihnimizi devamlı meşgul eder ve sınırlı inanç kalıplarını ve blokajları salıvermemizi engeller. Kendimizi, bağlılıklardan salıverdikçe enerjinin yukarı doğru akışına izin veririz ve yukarı çıkan enerji ise bizim farkındalık seviyemizi genişletir ve nihai deneyime yaklaşmamızı sağlar.

Yarın ölecekmiş gibi yaşa, hiç ölmeyecekmiş gibi çalış..

Eylem/sorumluluk ve bağlılık arasında şu fark vardır. Bağlılık, yapılan eylemin ya da durumun sizin kontrolünüz altında olması ve sizin istediğiniz sonuçla sonuçlanması temellidir. Eylem/sorumluluk ise sonuç temelli değil, niyet temellidir. Yapılan bir işe, bir ilişkiye ve hatta hayata karşı olan bağlılığımız er ya da geç sonlanacaktır. İstediğimiz gibi olabilir, istemediğimiz gibi olabilir ve nihayetinde ölüm gelir. Bağlılıklar doğası gereği titreşimseldir ve tüm bağlılıklar, çakralarda belirli izler bırakır. Bağlanmadan yaşamakla, sorumsuzluk arasındaki farkı da anlamamız gerekir. Bağlanmamak demek, işlere ve ilişkilere ciddiyetsiz yaklaşmak anlamına gelmez. Niyetimiz iyi olduğu sürece, sonuçları evrene bırakmakta hiçbir sorun yoktur. Alt çakralarla olan yaşam deneyimlerimiz sorumluluk, istikrar ve bazen mücadeleyi/boğuşmayı gerektirir. İşimiz, ilişkilerimiz, aktivitelerimiz, iletişimlerimiz ve duygusal durumlarımız, belirli bir sonucu arzulamaktan özgür kaldığımızda bizi daha güçlü ve sorumluluklarımızı yerine getirirken daha özgür kılar (bağlılığı bırakmak ne kadar zor ve meydan okuyucu olursa olsun).

3-) İnanç ve düşünce kalıpları: Bağlandığımız düşünceler ve inançlar, inanç kalıplarımızı ve inanç kalıplarımız ise programlanmış zihnimizi oluşturur. Taç çakranın açılma prensiplerinden biri, bizi kısıtlayan inanç ve düşünce kalıplarını sorgulayıp bunları dönüştürmektir. Ruhsal olarak ilerleyebilmemiz için çocukluktan, aileden, toplumdan ve sistemden gelen inanç kalıplarını sorgulayıp, bu programlanmış kalıpları yeniden ele almamız gerekir. Taç çakranın hedefi, insan potansiyelimizdeki her seviyeyi uyandırmaktır. Bu uyandırma ise sorgulamaktan geçer. Bizler genellikle bize öğretilen ve aktarılanı sorgulamadan kabul etmişizdir. Farklı bir geştalta, farklı bir bakış açısına gelebilmek için olaylara, durumlara ve oluşa, farklı şekilde yaklaşmamız gerekmektedir. İnanç ve düşünce kalıplarına sıkı sıkı bağlı olmak ve bunların ötesine gitme iradesi göstermemek ise ruhsal ilerleme yolundaki en belirgin negatif karakteristik özelliklerden birisidir.

4-) Gün doğumundan önceki alacakaranlık – Ruhun Kara Gecesi-: Bu deneyim inanılmaz zorlayıcı bir testtir. Birkaç yıl önce başlayan ve yeni yeni dengemi sağladığım bu deneyim hakkında bir şeyler yazmadan önce (genellikle İngilizce kaynakları okumaktayım ve bu deneyim Hristiyan Mistiklerin adlandırdığı Dark Night of The Soul olarak geçer) bunla alakalı Türkçe bir kaynak var mı diye bakmak istedim. İlk karşıma gelen yazı ise muazzam şekilde kaleme dökülmüş, bu yüzden bu yazıyı paylaşmayı uygun gördüm:

Kundalini Uyanışı ve Ruhun Karanlık Gecesi

Aydınlanma kulağa hoş gelen, maneviyat yolcularını kendisine ateş misali çeken bir sözcük; fakat her şey gibi onun da bir bedeli var: Kendiniz bir aleve dönüşene dek bu ateşte diri diri yanmak.  İşte Kundalini tam da bunu yapar; ruhunuzda birikmiş tozu ve kiri ateşe vererek küllerinizden yeniden doğmanızı sağlar… Bu çok acı verici deneyim, bazılarımız için bir ameliyat kadar gerekli olabilir.

Kundalini uyanışı gerçekten de zorlu bir süreçtir ve ruhu, ışığa ulaştırmak için oldukça karanlık bir yoldan geçirir.  Bu güçlü enerjinin yarattığı sıkıntılar,  “Ruhun Karanlık Gecesi” olarak da bilinir ve sıklıkla depresyonla karıştırılır.  Bu soyut mistik ve psikolojik terimler, durumun ne kadar korkutucu olabileceği konusunda yeterince fikir vermez.  Bu deneyimin içerdiği “karanlığı”,  anlamak için işsiz, eşsiz, hayatta bağlanabileceğiniz tek bir şey bile olmadan kaldığınızı, delirecekmiş gibi hissettiğinizi bir de üstüne saldırıya uğradığınızı, içinde para olmayan cüzdanınızın dahi çalındığını ve ölümle yüz yüze geldiğinizi düşünmeniz yeterlidir (Kundalini deneyimi süresince bunların hepsi gerçekten de olabilir ya da bunların ardından bir Kundalini uyanışı yaşanabilir, fakat bu travmaların hepsi aydınlanma yolculuğunuzla bir şekilde ilgilidir). Hem maddi hem de manevi dünyada yoklukla terbiye edilirsiniz. İşte ruhun karanlık gecesi budur; hiçbir şeysiz, tek başına, ateşten denizleri mumdan bir kayık bile olmadan geçmek.

İşin tuhafı, aradığınız fakat aradığınızı bile bilmediğiniz şey, tam da bu hiçbir şeysizliğin ortasındaki teslimiyette yatar. Dibin dibine indiğinizde her şey, bütün bu hayat mücadelesi anlamsızlaşır; artık savaşmaktan yorgun düşüp bir anda kendinizi hayat denilen bu anlamsız boşluğa bırakırsınız. İşte mücadeleyi bıraktığınız o an, daha önce hiç hissetmediğiniz bir rahatlama duyarsınız. O başınızın etini sürekli yiyen ses, ilk kez yok olmuştur; çünkü egonuz da ilk defa gitmiştir. Mücadelenin bitmesi ve egonun gitmesiyle birlikte en derininizde bir ışık sezersiniz, içinizde olduğunu dahi bilmediğiniz bir ışık. Bütün bu belirsizliğin, kaosun ortasında size güvende olduğunuzu hissettiren su gibi rahatlatıcı bir ışık…

Bu ilk kıvılcım, sadece bir başlangıçtır. Ruhun Karanlık Gecesi asıl bundan sonra başlar. Dış koşullardan dolayı zayıf düşmüş ego, geçici olarak kontrolü bırakmıştır; ama ilk fırsatta kontrolü tekrar eline almaya çalışır. Bundan sonra içinizde bir savaş başlar. Egonuz, ruhunuz üzerindeki egemenliğini tekrar ele geçirmek için zihinle işbirliği içinde akla hayale gelmedik kurnazlıklar yapar, hatta manevi bir kılığa bile bürünür. Yaşam enerjinizin artmasını engellemek için elinden geleni ardına koymaz.  Fakat Kundalini ateşi, içinize düşmüştür bir kere. O sizi yakıp iyileştirdikçe egonun direnci ve tutunma mücadelesi de artar. Egonuz, kontrolü yeni doğmakta olan ruhsal enerjinize bırakmamak için kıyasıya bir savaş verirken siz de parçalanıp yorgun düşersiniz.

Egonuz yerine Kundalini’ye teslim olabilirseniz süreç nispeten rahattır; fakat her halükarda ruhsal yükselişlerin ardından en az onun kadar şiddetli düşüşler yaşanır. Henüz kanatları çıkmadan uçmaya çalışan ruh, öğrenme sürecinde sık sık yere çakılır. Bu iniş ve çıkışlar, hem ruhsal hem de bedensel olarak yorucudur. Özellikle de iniş dönemleri depresyonla karıştırılır. Hissedilen karanlık düzeyi ve hayatın anlamsızlığına ilişkin düşünceler bakımından depresyona benzese de bu süreçte hissetmeye izin verilen her acının ardından bir rahatlama, iyileşme ve yükselme gelir. Acı bir ilaç gibidir. Kundalini, bilinçdışınızın derinliklerindeki en ufak travmaları bile gün yüzüne çıkarır. Tam biri bitti artık rahatladım derken ardından bir tane daha gelir. Bu korku tüneli, insana, özellikle de geçmişte travması çok olanlara, hiç bitmeyecek gibi gelir. Zamanla bunlar seyrekleşir ve siz Kundalini’nin bunları acıtmak için değil, iyileştirmek için yaptığını anlarsınız (İyileştirici yılan zehri gibidir). Bu süreçte acıya ne kadar izin verebilirseniz o kadar iyileşirsiniz. Depresyonda sadece yutucu bir karanlık varken Kundalini’de bu karanlığın ortasında iyileştirici bir ateş yanmaktadır.

Dışarıdan bakanlar Kundalini uyanışını anlamayabilirler, ortaya çıkarttığı sendromlar ve yaydığı dumandan dolayı kişiye depresif ya da manik depresif gibi tanılar koyabilirler. Fakat farkı hissedebilecek olan sizsiniz; anlamsızlık ve acıyla birlikte bir iyileşme ve rahatlama da geliyorsa bu depresyon değil, ruhsal yaşam enerjinizin bahar temizliğidir.

Kundalini enerjisi titiz bir ev hanımı gibi ruhunuzda kaldırılmadık eşya bırakmazken bu ruhsal temizlik sırasında bodrumda ya da tavan arasından unutulmuş tuhaf şeyleri de ortaya çıkarabilir. Halüsinasyonlar görebilir, içinizde sesler duyabilirsiniz. Tanrıyla, ruhlarla ya da meleklerle konuştuğunuzu ya da onların size mesajlar verdiğini düşünebilirsiniz (Bazıları bunları psişik yetenekler kazanmak olarak nitelendiriyor, ama ben bundan pek emin değilim, bu sesler epey yanıltıcı olabiliyor). Ciddi bir rahatsızlık duymadığınız ya da bir şeyden şüphelenmediğiniz sürece bu tip deneyimlerinizi başkalarıyla paylaşmanızı  önermem, zira işleri daha da karıştırabilir. Bu, tek başına gidilmesi gereken bir yoldur. Zaten çoğu zaman içinizdeki savaştan bitkin düştüğünüz için insanlarla iletişimi minimumda tutarsınız.  Bu noktada neyi ne kadar paylaşacağınızla ilgili sezgilerinizi ve bedeninizi dinlemenizde fayda var. 

Bedeniyle barışık olmayanlar için Kundalini uyanışı, ruhsal sıkıntıların yanı sıra fiziksel rahatsızlıklar da getirebilir. Nereden geldiği anlaşılmayan doğum sancısı gibi sancılar hissedebilirsiniz.  Bu acıları kabullenebilirseniz sizin için her şey daha kolay olur. Bunlar çoğu zaman Kundali’nin iyileştirici gücünün işaretidir. Gerekli durumlarda mutlaka en az bir doktora gidin, ama bir şey çıkmazsa da endişelenecek bir şey yok. Bedeni aşağılayan, ona ikinci sınıf muamele yapanlar da bedeni üzerine aşırı titizlenenler de fazladan fiziksel sıkıntılar yaşayabilirler. Onların dersi, kontrolü bedene bırakmaktır.  Benzer şekilde cinselliğini bastıranlar da bu süreçte aşırı cinsel duygulanımlar hissedebilirler. Hepsi için de en etkili çözüm yolu, İzin Verme Meditasyonu’dur.

Bedeniyle barışık insanlarda Kundalini’nin fiziksel etkisi daha yumuşak olacak,  fakat kesinlikle hissedilecektir. Eğer bedeninizin çeşitli yerlerinde hareket eden bir enerji duyumsamıyorsanız yaşadığınız bir Kundalini uyanışı değildir. Kundalini, rahatsız edici olmasa bile varlığını mutlaka belli eder.  Hatta benim gibi birçok insan, ancak bedenindeki bu tuhaf duyumlarla karşılaştıktan sonra Kundalini diye bir şeyin varlığından haberdar olmuştur.  Kuyruk sokumunda kalp gibi atan bir enerji, omurgada titreşimler, kalbin etrafında ve boyunda bir enerji dalgası, üçüncü göze karşılık gelen yerde ve kafatasında karıncalanma ve kaşıntılar, erojen bölgelerde kendiliğinden orgazmik kasılmalar gibi fiziksel belirtileri olabilir.  Ruhsal yaşam enerjisi, duyularınızı da keskinleştirir. Bu bazen keyifli bazen de rahatsız edicidir (Mis gibi kokularıyla başınızı döndüren sümbüller birkaç gün sonra çürüyünce kusmanıza neden olabilirler). Prenses ve bezelye masalındaki prenses gibi en ufacık şeylerden etkilenebilirsiniz. Sesler, kokular, renkler ve tatlar belirginleşir; algılarınız uyuşturucu almışsınız gibi açılır. 


Kundalini enerjisi genelde kuyruk sokumunda başlayıp yukarı doğru hareket etmekle birlikte, herkeste farklı yerlerde başlayabilir. Baş bölgesine çıktığında ise enerji dalgalanmaları genelde biter. Bu aşamada Kundalini durdu gibi hissedilebilse de yukarı çıktığında kafaya bir ağırlık olarak yerleşir  (bazen baş ağrısı olur).  Artan ve genişleyen bilinç, baş bölgesinde fiziksel bir ağırlık gibi duyumsanır. Kişinin ihtiyaçlarına ve durumuna göre bu belirtiler farklılık gösterebilir, ama Kundalini mutlaka alışılmadık bir bedensel his yaratacaktır. Kilosu bu süreçte aynı kalsa bile kişi, genelde bedenini daha hafif hissedecektir.  Bu hafifleme ve rahatlama, yapılan ruhsal temizlik işleminden kaynaklanır.

Bedeninizde ve benliğinizde bu kadar çok dönüşüm ve savaş yaşanırken yapabileceğiniz en iyi şey, iyi veya kötü demeden olup biten her şeye izin vermektir.  Bu evrede, mutsuzluğu yaratanın ne olduğunu çok net görürsünüz ve onu yok etmek  istersiniz, fakat en doğrusu onu da kabullenmektir. Mutsuzluğu yaratan, hiçbir zaman tatmin olmayan “negatif ego”dur . Arzusu bir gerçekleşse mutlu olacağı vaadiyle sizi kandıran ama hangi arzusunu yerine getirir getirseniz hiçbir zaman memnun olmayan ego. Araba alsanız ev isteyen, ev alsanız eş isteyen, evlenseniz çocuk isteyen, çocuk yapsanız ona okul isteyen, sürekli bir şey isteyen ama hiçbir zaman hiçbir şeyle tatmin olmayan ego.  Bu ego şimdiye kadar sizi istediği gibi yönetmiştir; fakat ruhunuzda özgürlük ateşi artık yanmaya başlamış, onu köşeye sıkıştırmıştır. Köşeye sıkıştıkça deliren ego daha da fazla sorun yarattığı için Ruhun Karanlık Gecesi’nde bütün sorunlarınızın kaynağını net bir biçimde görürsünüz. Fakat öldürmeye çalışmak bile “manevi bir ego” yaratarak onu daha da kuvvetlendirir. Ayrıca birçoğunun düşündüğünün aksine ego ölmez (bu yüzden “egonun ölümü”nü salık veren birçok Guru’nun çok şişkin  “manevi ego”ları vardır), ancak son testi geçtikten sonra ego aşılabilir.  

Bu süreçte direniş ve mücadele boşunadır. İçinizde süregiden bu savaşa dâhil olmadan, bir savaş “alanı” olarak kalabilirseniz daha rahat edersiniz. Ateşin yakıcılığı arttıkça mutsuzluğunuz da artacaktır; fakat bu iyiye işarettir, derinleşen mutsuzluğunuz aslında can çekişen egonuzun imdat çığlığıdır. Egonun bu çığlıklarını içinizde yükselen coşkun mutluluk dalgaları ve esrimeler takip edecek; her ikisi de dengede durmanızı epey zorlaştıracaktır.  Bir süre sonra son testinizi de atlattıktan sonra bu iç savaş bitecek, gökyüzünde güneş açacaktır.

En son test, en zor testtir. Çünkü ona bütün dünyevi bağlarınızı ateşe atmanız, egonun oyunlarına kanmamayı öğrenmeniz yetmez. Ona mutsuzluklarınızı, yalnızlıklarınızı ve yaralarınızı bırakmanız da yetmez (Evet, çaresiz insan bunlara bile bir can simidi gibi tutunur). Hayır,  denge noktasına,  hiçbir derdinizin olmadığı, hiçbir şeye tutunmadığınız, o güzel ve boş sıfıra varmanız da yetmez ona (Birçok ermiş ve mistik,  dünyaya sırtını dönüp sıfırın bu büyüleyici boşluğunda, hiçlikte yitmiştir). Bu son testi geçebilmek için en büyük korkunuzu yenmeniz ve sıfırın içini varlığın ışığıyla doldurmanız gerekir.  Marianne Williamson’ın dediği gibi  “En derin korkumuz yetersiz olmak değildir. En büyük korkumuz ölçülemeyecek kadar güçlü olmamızdır. Bizi asıl korkutan karanlığımız değil, ışığımızdır”.  En zor ve en son ders, varlığımızı doldurması için  Işık’a izin vermektir, çünkü o hiçbir yere izinsiz girmez.

http://ebediyyat.blogspot.com/2013/03/kundalini-uyans-ve-ruhun-karanlk-gecesi.html

Taç çakrasını açmak ve iyileştirmek için yöntemler

Öğrenmek, çalışmak ve kişisel farkındalık

Taç çakranın gelişimi bilişsel yapımızı, inanç sistemlerini algılayışımızı, dünyayı anlamamızı ve soru sorma/sorgulama ve kendi adımıza düşünme yeteneğimizi oluşturur. Gelişme dönemimizi hayatımızın belirli bir dönemiyle sınırlandıramayız ve bu gelişim, doğumumuzdan ölümümüze kadar devam eder. Bilişsel yapımızı geliştirmemizin en önemli yolu ise öğrenmek ve kişisel farkındalıktır. Öğrenme yoluyla ufkumuzu genişletiriz, ilişkilerimizde ustalaşırız ve anlayış ve bilgelik yolunda büyümemizi sağlarız. Öğrenmek, bulunduğumuz noktayı sürekli olarak yeniden düzenler ve bilişsel yapımızı yükseltir (bir nevi bilinçsel olarak bizi daha yukarılara terfi ettirir). Varoluşsal doğamızda, bilinçli olarak derinlemesine öğrenme ve hayatla derin bir bağ kurma arzusu vardır. Öğrendikçe ve öğrendiklerimizi yaşamda uyguladıkça, zekamız da gelişir.

Yaşam deneyimlerimizden ders çıkarmak, kitap okumak, videolar izlemek, kişisel gelişimimizle alakalı herhangi bir konu hakkında kendimizi geliştirmek taç çakramıza faydalı olacaktır. Bilgisiz ve önyargılı olduğumuz alanları belirlemek ve bu alanların üzerine gitmek, gelişimimizi derinleştirecektir. Bu alanlar fiziksel, mental, duygusal, düşüncesel, kalpsel, entellektüel, enerjisel ve ruhsal olarak çeşitlendirilebilir.

Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.

Aristo

Öğrendikçe hiçbir şey bilmediğimi farkettim.

Sokrates
Düşüncelerinizi gözlemleyin ve tanık benliğin farkına varın

3. gözü açma ve iyileştirme yöntemlerinde geçen, ‘düşünceleri gözlemleme tekniği’nin taç çakrayla gelen farkındalık seviyelerini algılayabilmemize büyük faydası vardır.

Düşüncelerime inandığımda acı çektiğimi, onlara inanmadığımda ise acı çekmediğimi keşfettim ve bu durum, bütün insanlar için bir gerçekliktir. Özgürlük, bu kadar basittir.

Byron Katie

Sessizce oturun ve dikkatinizi içinize yönlendirin. Zihninizden gelen tüm düşüncelere farkındalığınızı verin ve onlarla özdeşleşmeyin. Bu düşünceler nereden geliyor? Bu düşünceleri siz mi oluşturuyorsunuz? Bu düşünceleri siz ‘bilinçli şekilde’ mi yaratıyorsunuz? 5 duyu organımızla hissettiğimiz şeylerle kendimizi özdeşleştirmiyorken, düşüncelerimizle (örnek olarak 6. duyu diyelim) neden kendimizi özdeşleştiriyoruz ve onları aşırı ciddiye alıyoruz? Burada bir tık öteye daha gidebiliriz. Bizler düşüncelerimiz değiliz. Düşünceler, zihnin kendi doğasının bir yansımasıdır ve milyonlarca yıllık evrimle gelişen insan beyni ve zihninin bir fonksiyonudur. Bu düşünceleri gözlemleyen ‘tanık benlik’ ise bizim temel özümüzdür. Bizler saf bilinç varlıklarıyız. İçimizdeki hiç değişmeyenin farkına vardığımızda, yaşamımızı ve düşüncelerimizi bir dağın tepesinden gözlemler gibi gözlemleme yeteneğine ilk adımı atmış olacağızdır.

Her düşünce, zaman/uzay çerçevesinde (madde ötesi alemde) görülen bir nesnenin sembolü veya şeklidir.

Ra

Zihin maddeyi etkiler; zihin maddeyi yaratır ve biçimlendirir.

Seth
Meditasyon

Tüm yöntemler içinde taç çakrası için kullanılabilecek en önemli yöntem, meditasyondur. Meditasyon, tüm çakraları iyileştirmek ve dengelemek için kullanılabilecek ortak yöntemlerden biridir. Kendi araştırmalarımda, Şiva’nın binlerce yıl önceki ‘Vigyan Bhairav Tantra’ (bilinci aşmak için yöntemler) yöntemlerinin, en kapsamlı ve faydalı meditasyon teknikleri olduklarını gördüm. Sitede ‘meditasyon’ klasöründe bunlarla ilgili detaylı açıklamaları görebilirsiniz. Osho, tüm bu teknikleri uzun uzun detaylı şekilde açıklamış. Şiva’nın yöntemleri, hayatımda en çok ilgimi çeken ve aşkla okuduğum, araştırdığım öğretilerin başında gelmektedir. Ayrıca Tao öğretisi de ilk göz ağrılarımdan biridir. Meditasyonla ilgili çok çeşitli kaynaklara ve videolara denk gelmeniz muhtemeldir. Kalbinize ve size en uygun yöntemi bulacağınızdan en ufak bir şüphem yoktur.

Evrensel kimliğinizi keşfedin

Taç çakrayla gelen farkındalıkla birlikte, evren içindeki yerimizi daha iyi anlamaya başlarız. Farkındalığımız genişledikçe, evrensel farkındalığımız da genişler. Evrenin sihrinin farkına vardıkça, daha sınırlı dünya görüşlerimizi dönüştürme şansını yakalarız ve evrenle ‘bir’ olduğumuzun farkına varırız. Tüm mistik deneyimlerin ortak noktası, ego kimliğimizin tüm yaşam ve yaratılışla olan ortak bağımıza teslim olmasıdır. İçimizdeki ilahiliğin farkına varmamız, kendimizi bilmemizin gerçek temelini oluşturur.

İlk 5 çakra ve kısmen de olsa 6. çakra bireysel kimliğe ve farkındalığa sahipken, tüm bunlar 7. çakra ile evrensel bir ortaklıkta birleşirler. Taç çakranın, taç çakra meditasyonlarının ve çoğu ruhsal disiplinin özü, alt çakralar vasıtasıyla oluşturmuş olduğumuz kimliklerden kendimizi özgür bırakmak ve evrensel kimliğimizin farkına varmaya ulaşmaktır. Bu durum, daha küçük kimliklerle oluşturmuş olduğumuz gerçekliğimizi göz ardı etmek ve reddetmek değildir, aksine bütün yaşam deneyimlerimizin ve alt benliklerimizin, kendi bütünlüğümüzü oluşturmak için önemli birer rolleri olan araçlar olduğunun farkına varmamızdır. Daha yüksek kimliklerle/kişiliklerle ve enerjilerle varoluşumuzu sürdürebilmemiz için daha düşük seviyelerdeki kimliklerimizi sağlam temellere oturtup, pekiştirme zorunluluğumuz vardır.

4. ve 5. boyut farkındalığına ve tekamülüne geçebilmemiz için 3. boyutta kavramamız gereken derslerimizde ve farkındalık durumlarında ustalaşmamız gerekmektedir.

M.D.
Dua

Dua etmeniz için herhangi bir dine inanmanız gerekmemektedir. İçinizde her neye inanıyorsanız (Tanrı/tanrıça, koruyucu melekler, evren, yaşam, atalarınız, ruh vb.) dua edebilirsiniz. İçten gelerek yapılan bir duanın (şükran ve minnet hissederek yapılan), bilimsel olarak kanıtlanmış çeşitli faydaları vardır. Dua, ayrıca taç çakranız ve sizin aranızda enerjik bir bağ oluşturur.

Enerji ve çakra dengeleme çalışmaları

Taç çakranın ve tüm çakra sisteminin dengesini düzenleyecek/iyileştirecek her türlü enerji şifası faydalıdır. Örn: Qigong, reiki, yoga, akapunktur, masaj, eft vb..

Kundalini enerjisinin yukarılara sıçramasını sağlamak için alt çakralarda yapmamız gereken çalışmalar çok önemlidir. Alt çakraların dengelenmesi, hem sağlam temeller oluşturmamıza neden olur hem de üst çakralarla alakalı yapılacak çalışmaların önünü açar.

Rehberliğe açık olun

Ruhunuzdan gelen çağrılara, evrenden gelen işaretlere ve senkronistik durumlara (eşzamanlılık) dikkatinizi verin. Rehberlik ve yardım her zaman çevremizde gerçekleşmektedir, tek yapmamız gereken bu sinyallere açık olmaktır. Bu durumlara karşı olan bilinçsizliğimiz, önyargımız ve şüpheci olmamız (her şeye körü körüne atlamamak için belirli seviyede şüphe duymak iyidir) zihin/beden/ruh ve çevremizle olan bağlantımızı azaltmaktadır.

Rehberlik ve yardım; rüyalar, tuhaf rastlantılar, hayaller, tekrarlanan rakamlar ya da semboller ve içgüdüsel hisler yoluyla gerçekleşebilir. Bilinçli farkındalığınızı güçlendirmenize yardım etmenin bir yolu olarak gelen yardımlar incelikli şekillerde, zekice ve ufak ayrıntılar yoluyla gelir. Bu konuyla alakalı farkındalığınızı genişlettiğinizde ve deneyimlere aşina olmaya başladığınızda, daha incelikli farkındalık seviyelerinin kapısını açmışsınız demektir.

Taç çakra için olumlamaların kullanılması

Bilinçaltımızdaki negatif düşünce yapılarını, pozitif düşünce yapılarıyla değiştirmeye olumlama denir. Her düşüncenin belirli bir frekansı vardır ve bu düşünce frekansları ise bilinçli ve/veya bilinçsiz olarak çakraları etkilemektedir. Olumlamalarla alakalı biraz daha bilgi vermeden önce şunu unutmamamız çok önemlidir. Olumlamalar, hayatımızda çözmemiz gereken zorlukları ve negatif düşünce kalıplarının ana nedenlerini es geçmemiz/görmezden gelmemiz anlamına gelmemektedir. Ortada çözümlenmesi gereken mental, duygusal, enerjisel ve ruhsal sorunlar varken, bunların kök nedenlerine inmeden ‘her şey çok güzel’ dememiz, bu sorunların üzerini örtmekten öteye gitmeyecektir fakat sorunlarımızın ya da çözümlenmesi gereken şeylerimizin olması ise pozitif düşünmemizi ve bilinçaltımızı olumlamalarla programlamamıza engel değildir. Lütfen ikisi arasındaki farkı iyi anlayın.

Tavrınızı, enerjinizi değiştirmek, çakra blokajlarınızı açmak ve kendinize ilham yaratmak için olumlamaları kullanabilirsiniz. Kendinizi rahatlatıp, sakinleştirdikten sonra sesli olarak ya da gözlerinizi kapatıp meditatif bir durumda sessiz şekilde bu olumlamaları bilinçaltınıza aşılayabilirsiniz. Buradaki püf noktalardan biri, söylediğiniz olumlamayı kalpten ve hissederek söylemenizdir. Ek olarak, her olumlamayı kalpten ve hissederek söylerken, o olumlamayla alakalı çakra bölgesine odaklanıp, çakranın genişlemesini ve/veya çakradaki blokajların sakince çözümlendiğini de hayal ederseniz, çift dikiş fayda sağlamış olursunuz. Şimdi taç çakra için kullanabileceğiniz (kendi olumlamalarınızı bulmaktan ve kullanmaktan çekinmeyin) olumlamalara örnek verelim:

  • Hayatımı yönlendiren içsel bilgeliğime güveniyorum
  • Hayatımdaki her şey ve her kişi büyümem ve kendimi öğrenmem için varlar
  • Her şey belirli bir sebepten ötürü gerçekleşiyor ve benim yaptıklarım farklılık yaratıyor
  • İlahi ve dünyevi olarak dengedeyim ve hayatımın her alanında dengeye ulaşıyorum
  • Diğer varlıklarla, dünyayla, ilahi olanla ve evrenle bağlantılıyım
  • İlahi olanla ‘bir’im
  • Her şeyin içindeki ilahiliği görüyorum ve kabul ediyorum

TAÇ ÇAKRASI İÇİN EK İYİLEŞTİRME YÖNTEMLERİ

Ek iyileştirme yöntemlerine girmeden önce bazı ufak açıklamalarım ve uyarılarım olacak. Buraya kadarki yazdığım ve paylaştığım şeyler kendi uzmanlık alanıma giren ve devamlı araştırdığım, deneyimlediğim şeylerin ortalama özetini oluşturmaktadır. Meditasyon, ezoterik öğretiler, enerji bilimi, çakra bilgileri ve metafizik unsurlar hakkında yazdığım bilgiler; kendi bilgilerim-yorumlarım-deneyimlerim, okuduğum kitaplar ve internetteki yararlı kaynakların derlenip toparlanmasından oluşmuştur.

Ek iyileştirme yöntemlerinde paylaşacağım bilgilerde, dışsal unsurlar devreye girecektir. Mesela şifalı taşlar, aromaterapik yağlar ve yoga hareketleri gibi. Bütün bu yöntemlerin çakralar ve ruh-zihin-beden için iyi geldiğini ne kadar biliyor olsam da, bazı yöntemlerin satın alınacak olması ve uygulanacak olmasından dolayı, uygulamaya karar verdiğiniz bir yöntem hakkında detaylı şekilde araştırma yapmanızı ve bu işi profesyonel olarak bilen kişilerden satın alıp uygulamanızı veya kendi başınıza uygulayacaksınız da sağlam bir temeliniz olduktan sonra uygulamanız çok önemlidir. Satın alacağınız herhangi bir yağı alacağınız kişi/yer veya siteyi iyi araştırın ve burada yol gösterici olarak aktarılacak bilgilerden çok daha fazlasını elde edeceğinizi unutmayın. Keza şifalı taşlar için de aynı şey geçerlidir. Yoga hareketleri ise yine uzmanlık gerektiren bir konudur ve her ne kadar kendi başımıza öğrenip uygulayabileceğimiz bir şey gibi görünse de, yanlış yapılacak ya da fiziksel durumumuzu tehlikeye sokacak bir hareketin bizi sıkıntıya sokacağını unutmayalım. Bende spor yapan birisi olarak ters bir hareketin nelere yol açacağını iyi biliyorum. Lütfen önce kendi fiziksel sağlığımızın ve durumumuzun farkında olalım ve sonrasında uygulamaya geçelim.

Taç çakra için Ses Terapisi

Asırlar boyunca müzik ve ses, insanlık için çok önemli bir yer edinmiştir. Müzik ve sesin, bizi dönüştürme gücüne sahip olduğu bilinmektedir. Batı dünyası ve bilim, eski uygarlıkların binlerce yıldır bildiği ‘sesin iyileştirici gücü’nü yeni yeni keşfetmiştir. Çakralarımız ruhsal ve duygusal bilginin deposu ve hafızasıdır ve her çakra, belirli ses frekansı ve tonu yaymaktadır ve bu ses frekansı ve tonuyla uyumlu haldedir. Bu yüzden, çakraları dengelemek için sesleri kullanmak, ruhsal ve duygusal negatif (uyumsuz) enerjilerin salıverilmesine yardımcı olur.

Bilim, antik mistiklerin binlerce yıldır bildiği şu bilgiyi yeni yeni farketmiştir: Zihnimiz ve bedenimiz de dahil her şey, sürekli bir titreşim durumundadır. Enerji kanalları olarak işlev gören çakralar, kişisel titreşimimizi derinlemesine etkilemektedir. İki ana titreşim elementi ise renk ve sestir. Her bir çakra belirli renklerle ve seslerle ilişkilidir. Bu yüzden, optimal titreşim aralıkları vardır ve bu aralıklar ‘rezonans’ olarak adlandırılır. Bunun sonucunda, uygun titreşimlerle rezone olmamız demek, dengede olmamız anlamına gelir. Ses, bedenimizdeki her hücrede hissedilebilen ve ruhumuzla rezone olabilen bir titreşimdir.

Her kutsal beden, hatta her atom, kendi hareketi, ritmi ve titreşimi yüzünden belirli bir ses üretir. Bütün bu sesler ve titreşimler, evrensel dengeyi oluşturur. Her bir elementin sahip olduğu kendi fonksiyon ve karakter, bütüne katkıda bulunur.

Pythagoras

Bedenin rezonansını seslerle etkilemenin en etkili ve direk yolu, çakra dengeleme yoludur. Bedeni, zihni ve ruhu iyileştirmek ve çakraları dengelemek için ses terapisini kullanmak çok etkilidir. Bedenimizdeki her bir hücre, belirli bir ses frekansına ait sesi emer ve yayar. Bu yüzden, iyileştirici müziklerle kişisel rezonansımızı etkilemenin ve çakralarımızı dengelemenin yöntemi, çakra müzik meditasyonlarıdır.

Bedenimizdeki enerji merkezlerinin ya da çakraların kendine özgü titreşimi vardır ve belirli seslerin bu çakra frekanslarının içine titreşimsel olarak girebilme gücü vardır. Bu güç, çakraların dengelenmesine ve uyumlu olmasına yardımcı olur.

Taç çakra için Mantra

Hint metafizikçilerine göre evrendeki her şey sesten oluşmaktadır. Her şeyin içinde, ses tohumu (bija mantra) olarak bilinen ve bu ses tohumlarından oluşan enerji kalıplarının sembolik işaretleri/ifadeleri vardır. Mantralar bu mantraları söyleyen kişiyi, sesin çekirdeğinin nesnesiyle yankılanması/rezone olması/titreşmesi için tasarlanmıştır. Mantra bilgisi yoluyla bir kişi, nesnenin özü üzerinde kontrol elde eder ve bu yolla o nesneyi yaratabilir, yok edebilir ya da değiştirebilir.

Seslerin gizemini bilen bir kişi, tüm evrenin sırrını bilir.

Hazrat Inayat Khan

Her bir çakranın, o çakrayla özdeşleştirilen bir ses özü/tohumu ve bir elementi vardır. Bu ses çekirdeklerinin, o elementin özelliklerine erişim sağladığına inanılmaktadır.

Mantraları, dua olarak düşünebilirsiniz. Kendi başınıza bir mantrayı tekrar ettiğinizde bedeninizle, zihninizle, düşüncelerinizle ve dilinizle/konuşmanızla bağlantı kurarsınız ve bu durum, duygusal durumunuzu değiştirir. Biraz pratikle, derinlemesine bir konsantrasyona erişirsiniz.

Mantralar, fiziksel bir eylemden çok daha ötedirler. Mantralar bilinçaltınıza işlerler ve içsel duygusal durumunuzu dönüştürürler.

Burada hatırlatılması gereken birkaç şey vardır. Bir mantrayı mırıldanırken/söylerken/dinlerken, sadece tek bir çakraya odaklanmalısınız. İkinci olarak, sabırlı olmalısınız. Her seferinde bir mucize beklememelisiniz ve birkaç denemeden sonra hemen iyileşmeyi ya da birkaç ay boyunca mantralar üzerinde çalışırsanız, aydınlanacağınızı düşünmeyin. Her şeyde olduğu gibi sıkı bir konsantrasyon ve iyileşme, zaman alacaktır.

Taç çakrasının mantrası AUM ‘dır (Om diye okunur). Ayrıca ‘AH‘ da taç çakra için kullanılmaktadır.

Taç çakrası için Aromaterapi

Aromaterapi; papatya, zencefil, lavanta, adaçayı vb. kokulu (aromatik) bitkilerin kabuklarının, çiçeklerinin, yapraklarının, dallarının veya meyvelerinin çeşitli yöntemlerle damıtılmasıyla elde edilen güzel kokulu yağların beden-zihin-ruh sağlığını dengelemek için kullanılmasıdır.

Buradaki mantık, doğanın bize hediyesi olan bitkilerin ve onların şifa güçlerinin (eterik esanslarının) enerji bedenimizi, çakralarımızı ve dolayısıyla bedenimizi, zihnimizi ve bilinçaltımızı uyararak denge sağlamamıza yardımcı olmasıdır. Taç çakrası için uygun olan aromaterapik yağlardan bir kaçı şunlardır:

  • Ylang ylang
  • Gül
  • Portakal çiçeği
  • Günlük ağacı sakızı

Taç çakrası için Şifalı Taşlar

Her çakranın kendine özgü bir titreşimsel frekansı vardır. Aynı şekilde her şifalı taşın da kendine özgü bir titreşimsel enerjisi ve anlamı vardır. Her bir çakrayı radyodaki belirli bir frekansa ve müzik kanalına benzetecek olursak: Kök çakra-hard rock, sakral çakra- soft rock, kalp-soft müzik, .. taç-caz gibi (salladım hepsini); herhangi bir çakrada blokaj ya da aşırı aktiviteden dolayı dengesizlik olduğunda, radyo kanalında belirli hışırtılar ya da o kanala uygun olmayan başka türde şarkıların çalındığını hayal edin. Bu titreşimi bozulan radyo kanalına, o kanalın frekansına uygun benzer bir mini frekans düzenleyicisi (şifalı taş) yaklaştırdığımızı ve radyo frekansını yeniden düzenlediğimizi düşünün. Şifalı taşların çalışma prensibini bu basit örnekle aklınızda tutabilirsiniz.

Buradaki ana prensip, şifalı taşların nasıl kullanıldığını öğrenmek ve hangi taşın hangi çakraya uyumlu olduğunu bilmektir.

Temizlenmiş, negatif enerjilerden arındırılmış bir taş, çakra bölgesine yakın bulunduğunda etkilidir ve ayrıca şifalı taşlar çeşitli şekillerde kullanılabilirler. Örn: Takı, kolye vb. bir şekilde, ev veya iş ortamınızda bulundurarak, üzerinizde taşıyarak ya da çakra bölgesine yaklaştırıp şifa çalışması yaparak kullanabilirsiniz.

Taç çakrasını dengelemek ve iyileştirmek için kullanılabilecek şifalı taşlara örnek verecek olursak:

  • Ametist (*)
  • Kristal kuvars
  • Florit
  • Lapis
  • Mavi safir
  • Çeroit
  • Selenit

Taç çakrası için Yoga hareketleri

Yoga duruşları ‘Sanskrit’ kökenli ‘asana’lar olarak da adlandırılır ve oturmuş/oturaklı duruş anlamına gelir. Yoga’yı günlük rutininize eklemek, çakraları açmak ve dengelemek için harika bir yöntemdir. Her bir çakra için belirli Yoga hareketleri olsa da, bu hareketlerin bütün vücuda faydası olmaktadır ve bedenin gücünü, dayanıklılığını ve esnekliğini artırmaktadır.

Düzenli Yoga yapmak kişinin genel fiziksel, ruhsal, duygusal durumunu dengeler ve tüm çakra sisteminin çalışma kapasitesini artırır. Enerji sistemini holistik (bütünsel) şekilde düşünecek olursak, tek bir enerji merkezindeki pozitif bir gelişmenin tüm sistemi etkilediğini unutmamalıyız.

Taç çakrasının dengelenmesi için uygun Yoga hareketlerine örnek verecek olursak:

PADMASANA

HALASANA
SALAMBA SARVANGASANA
PASCHİMOTTANASANA
VRİKSASANA
SALAMBA SİRSASANA
SUPTA BADDHA KONASANA
SAVASANA

Kaynaklar:

  1. Master Tony (2012), Yükseliş Çalışma Rehberi ve Kişisel Yükseliş Programı
  2. https://www.chakras.info/
  3. http://healingyou.eu/
  4. http://www.chioshealing.com/
  5. https://www.homemadearomaterapi.com/cakralar-ve-aromaterapi/
  6. https://livetobloom.com/cakralarinizi-dengeleyecek-yiyecekler/
  7. https://www.uplifers.com/cakralar-renk-aromaterapi-ve-yoga-pozlari-ile-aktivasyon/
  8. https://enerjicemberi.com/2016/08/09/cakralar-ve-dogal-taslari/
  9. https://www.aynaastroloji.com/cakra-cwfp
  10. https://theyogawarrior.co/
  11. https://www.whats-your-sign.com/chakra-animal-symbols.html
  12. https://www.7chakracolors.com/chakra/symbols/
  13. https://7wisdoms.org/chakras/chakra-symbols/
  14. https://reikirays.com/18039/diseases-and-associated-chakras/
  15. http://www.ladyscorpioblog.com/
  16. https://lonerwolf.com/
  17. https://www.chakra-anatomy.com/
  18. https://relaxlikeaboss.com/chakra-mantras/
  19. https://fractalenlightenment.com/39016/spirituality/healing-chakras-music-vibrations
  20. https://balance.chakrahealingsounds.com/the-7-chakras/

You may also like

Leave a Comment