Vigyan Bhairav Tantra

by admin

Giriş

Vigyan Bhairav Tantra, 5000 yıl önce meditasyon üzerine yazılmış eski bir Hint metnidir.

Vigyan = Bilim

Bhairav = Hinduizmde eski mitolojik bir Tanrı

Tantra = Mistik spiritüel yol

Bu metin, 112 adet meditasyon tekniğini içerir. Meditasyon teknikleri, Lord Şiva ve eşi Parvati (metinde Parvati yerine Devi olarak geçmektedir) arasındaki diyaloglardan oluşmaktadır. Osho’nun detaylı olarak açıkladığı bu 112 meditasyon tekniği, gerçek özümüzün farkına varabilmemiz için kullanılabilecek yöntemlerdir.

Kitap; Devi’nin, gerçekliğin doğası hakkındaki sorularıyla başlamaktadır. Devi, Şiva’ya evren, bu dünyanın temel doğası ve kişinin gerçekliği kavrayabilmesi için uzay/zaman’ı nasıl aşabileceği hakkında sorular sorar.

Metnin kalanı, Şiva’nın Devi’nin sorularına verdiği cevapları içerir.

Şiva, cevapları söylemez.

Şiva Devi’ye yöntemleri söyler.. Ardından bir yöntem daha.. Sonra bir yöntem daha.. ve böylece devam eder.

Şiva, ne olduğunu değil NASIL olduğunu aktarır.

Şiva, kişinin bu gerçekliği ‘Nasıl’ kavrayabileceğini anlatır (112 meditasyon tekniği vasıtasıyla).

Tüm teknikler en ufak bir açıklama yapılmadan tohum/çekirdek/öz halinde verilmiştir. Tüm bu meditasyon tekniklerini teker teker geniş bir perspektifte incelediğimizde ise Şiva’nın verdiği tüm tekniklerin çok güçlü birer meditasyon tekniği olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu yöntemler çok basittir ve bir o kadar da etkilidir.

Vigyan Bhairav Tantra’nın içerisindeki 112 meditasyon tekniğinin, tüm meditasyon tekniklerini içerdiği ve bu metin dahilinde olmayan hiçbir meditasyon tekniğinin olmadığı söylenmektedir. Bu meditasyon teknikleri tüm zamanlar dahilinde her yaş kategorisindeki insanlar için geçerli yöntemlerdir.

Bu meditasyon teknikleri geçmiş, şimdi ve gelecekteki tüm insanlar için uygun yöntemlerdir. Osho’nun ifadesine göre bir kişinin ruhsal gelişmesine uygun olacak bir meditasyon tekniğinin bu metinde bulunmaması imkansızdır.

Şiva’nın Vigyan Bhairav Tantra meditasyon tekniklerinin tüm detaylı açıklamaları Osho’ya aittir. Osho, kendi döneminin meditasyon konusundaki en önemli ve en güvenilir ustalarından biridir.

Vigyan Bhairav Tantra’da geçen tüm açıklamalar Osho tarafından 1972-1973 yılında yapılmıştır ve daha sonra ‘The Book of Secrets’ olarak yayınlanmıştır. Bu kitap, pekçok kişiye göre Osho’nun en önemli eserlerinin başında gelmektedir. Meditasyonla ilgiliyseniz ve meditasyon konusunda belirli bir farkındalığa sahipseniz, bu kitabın meditasyon üzerine yazılmış en önemli eserlerden biri olduğunu görebilirsiniz.

Her bir meditasyon tekniğinin detaylı olarak kavranması ve okuyucuların faydalanması için her meditasyon tekniğiyle alakalı Osho’nun tüm açıklamalarını internet sitesine koydum. Eğer kitabın tamamını ve Osho’nun ek olarak açıklamış olduğu diğer tüm yorumları da okumak isterseniz, kitabı satın almanızı şiddetle tavsiye ederim:

https://www.dr.com.tr/Kitap/Sirlar-Kitabi/Osho/Egitim-Basvuru/Kisisel-Gelisim/urunno=0000000662199


Vigyan Bhairav Tantra

Devi sorar:

Ah Şiva, senin gerçekliğin nedir?

Bu harikalarla dolu evren nedir?

Tohumu ne oluşturur?

Evrensel çarkın merkezinde kim vardır?

Biçimleri istila eden biçim ötesi bu yaşam nedir?

Zamanın ve mekanın, isimlerin ve tanımların ötesinde olana nasıl tamamen girebiliriz?

Kuşkularımı gider!

Osho:

Gerçek her zaman şimdi buradadır. Her zaman böyle olmuştur. Durum budur. Gerçek, gelecekte bir yerde ulaşılması gereken bir şey değildir. Siz şimdi ve buradaki gerçeksiniz bu yüzden gerçeklik, yaratılması ya da icat edilmesi veya aranması gereken bir şey değildir. Bunu açık şekilde anlayın. Ondan sonra bu teknikleri anlamanız daha kolay olacaktır.

Zihin, bir arzulama mekanizmasıdır. Zihin sürekli olarak arzular, sürekli bir şeyler arar ve sorar/ister. Nesne/amaç her zaman gelecektedir ve zihin şimdiki anla pek ilgilenmez. Şimdiki anda, zihin hareket edemez -onun hareket etmesine yer yoktur. Zihnin hareket edebilmesi için geleceğe ihtiyacı vardır. O, ya geçmişe ya da geleceğe doğru hareket edebilir. Zihin, şimdiki zamanda hareket edemez.

Gerçeklik, şimdinin içindedir ve zihin sürekli olarak ya geçmiştedir ya da gelecektedir bu yüzden gerçeklik ve zihin arasında bir buluşma yoktur. Zihin dünyevi nesneleri/hedefleri aradığında, bu çok zor değildir, problem saçma değildir; bu çözülebilir. Fakat zihin, gerçeği aramaya başlarsa, arayışın kendisi saçmalığa dönüşür çünkü gerçeklik şimdi ve buradadır; zihin ise ya geçmiştedir ya da gelecektedir. Orta nokta bulunamaz.

Anlamanız gereken ilk şey: Gerçeği arayamazsınız. Onu bulabilirsiniz fakat arayamazsınız. Arayışın kendisi bir engeldir. Gerçekliği aramaya başladığınız an, kendinizden ve şimdiki andan uzaklaşırsınız çünkü siz daima şimdinin içindesiniz. Arayan daima şimdinin içindedir ve arayış gelecektedir. Her ne arıyorsanız onunla buluşamayacaksınız. Lao Tsu şöyle demiş: ‘Aramayın, aksi taktirde onu kaçırırsınız. Arama ve bul. Aramayın ve bulun.’

Şiva’nın tüm bu teknikleri basitçe zihni, geçmişten ya da gelecekten, şimdiye döndürür. Aradığınız şey zaten burada, durum budur. Zihin, arayıştan aramayışa doğru döndürülmelidir. Bu zordur. Bunu entellektüel/zihinsel olarak düşünürseniz, gerçekten zordur. Peki zihni, arayıştan aramayışa nasıl döndürebiliriz? Bunun zor olmasının nedeni şudur: Bu sefer de zihin, ‘aramayışın’ kendisini bir nesneye dönüştürür! Sonra zihin der ki: ‘Arama!’

Ardından zihin şöyle der: ‘Aramamalıyım.’ Daha sonra: ‘Şimdi, aramamak benim nesnem. Şimdi, arzusuzluğu arzuluyorum.’ Arayış tekrar geri geldi, arzu bu sefer arka kapıdan geri gelmiş oldu. İşte bu yüzden dünyevi amaçları olan insanlar ve dünyevi olmayan amaçları olduğunu düşünen insanlar vardır.

Bütün nesneler/amaçlar dünyevidir çünkü ‘arayış’ dünyadır. Bu yüzden, dünyevi olmayan herhangi bir şeyi arayamazsınız. Aradığınız an, o dünyevi/dünya olacaktır. Eğer Tanrı’yı arıyorsanız, Tanrı’nız dünyanın bir parçası olacaktır. Eğer mokşayı, özgürlüğü, nirvanayı arıyorsanız, özgürlüğünüz dünyanın bir parçası olacaktır; özgürlüğünüz dünyayı dönüştüren bir şey olmayacaktır çünkü arayış dünyadır, arzulama dünyadır.

Bu yüzden nirvanayı arzulayamazsınız, arzulamamayı da arzulayamazsınız. Eğer bunu entellektüel olarak anlamaya çalışırsanız, bu bir bulmacaya dönüşür. Şiva bununla ilgili hiçbir şey söylemez. O, anında teknikleri vermeye başlar. Bu teknikler zihinsel değildir. Onları yapın ve sonra zihin döner. Zihnin dönüşü sadece bir sonuçtur, bir yan üründür – bir obje değildir. Zihnin dönüşü sadece bir yan üründür.

Eğer bir tekniği uygularsanız, zihniniz geçmiş ya da gelecek yolculuğundan dönecektir. Anında kendinizi şimdiki an’da bulacaksınız. İşte bu yüzden Buda, Lu Tsu ve Krishna, teknikler vermişlerdir. Fakat onların hepsi kendi tekniklerini entellektüel kavramlarla açıklamıştır.

Sadece Şiva farklıdır.

O hemen teknikleri verir, entellektüel şekilde bir giriş yapmaz ve teknikleri açıklamaz çünkü Şiva, zihnin kurnaz ve aldatıcı olduğunu bilir. Zihin, herhangi bir şeyi bir probleme dönüştürebilir. Aramayış bile bir probleme dönüşebilir. Bazı insanlar bana gelip, nasıl arzulayamayacaklarını sorarlar. Onlar arzulamamayı arzuluyorlar.

Birileri onlara bir şeyler anlatmış ya da bir yerlerde okumuşlar. ‘Eğer arzulamazsanız kutsanmaya ulaşacaksınız, eğer arzulamazsanız özgür olacaksınız, eğer arzulamazsanız hiçbir acı olmayacak’ gibi ruhsal bir dedikoduyu duymuşlar. Şimdi de zihinleri, hiçbir acının olmadığı bu durumu elde etmeyi arzulamaktadır. Onların zihinleri, onlara oyun oynamaktadır.

Onlar hala arzulamaktadırlar, şimdi sadece nesne değişmiş bulunmaktadır. Önceden parayı arzuluyorlardı, ünlü olmayı arzuluyorlardı, prestij arzuluyorlardı, güç arzuluyorlardı. Şimdi arzusuzluğu arzuluyorlar. Sadece nesne değişti, onlar aynı kaldılar ve arzulamaları aynı kaldı fakat şimdi arzuları daha aldatıcı bir hale geldi.

Tantra için bir değişime ihtiyacın olacak, daha doğrusu, bir dönüşüme. Sen farklı olmadığın sürece Tantra anlaşılamaz çünkü Tantra düşünsel bir girişim değil, bir deneyimdir. Yeni görüşlere açık ve hazır değilsen, deneyime karşı savunmasız değilsen sana gelmeyecektir.

Tantra felsefi olmayandır, o varoluşsaldır. Bu yüzden Devi, felsefi görünen sorular sorar elbette ama Şiva onları o şekilde yanıtlamaz. Bu yüzden başlangıçta anlamak daha iyidir; aksi halde şaşırırsın çünkü Şiva tek bir soruyu bile yanıtlamaz. Devi’nin sorduğu onca soruyu Şiva yanıtlamaz hiç. Ama yine de yanıt verir! Ve gerçekten, bu soruları yalnızca o yanıtlamıştır, başkası değil… Ama başka bir düzlemde.

Bu yüzden, Şiva hiçbir açıklama yapmadan hemen konuya giriyor. Şiva, direkt olarak teknikler hakkında konuşmaya başlıyor. Eğer bu teknikler takip edilirse, zihnin anında şimdiki an’a gelir. Zihin şimdiki an’a gelince durur, dahası olmaz. Şimdiki an’da zihin olamazsın, bu imkansızdır. Hemen şu an, eğer şimdi ve buradaysan, nasıl zihin olabilirsin ki? Düşünceler durur çünkü hareket edemezler.

Şimdiki an’da düşüncelerin hareket etmesi için yer yoktur; düşünemezsiniz. Eğer tam anlamıyla şu an’ın içindeyseniz, düşünceler nasıl hareket edebilir ki? Zihin durur, zihinsizliğe girersiniz. Asıl önemli olan nasıl burada ve şu anda olacağındır. Deneyebilirsin fakat çabanın kendisi, boşuna olacağını kanıtlayacaktır çünkü eğer şimdiki zamanda olmayı bir konu haline getirirsen, bu konu gelecekte bir yere gidecektir. Eğer nasıl burada ve şu anda olacağını sorarsan, gelecek hakkında bir soru sormuş olursun.

Nasıl burada ve şu anda olunur? Bu soruyla beraber şimdiki an, bir soruşturmanın içine girer ve zihnin dalgalanmaya ve gelecek içinde hayaller yaratmaya başlar: Bir gün, hiçbir hareketin hiçbir dürtünün hiçbir arayışın olmadığı bir zihin durumunda olacaksın ve işte orada kutsanma olacak! Bu yüzden nasıl burada ve şu anda olunur?

Şiva hiçbir şey söylemez, sadece bir teknik verir. O tekniği yaparsın ve aniden kendini şimdi ve burada bulursun. Varlığının şimdi ve burada olması ise hakikattir, varlığının şimdi ve burada olması özgürlüktür, varlığının şimdi ve burada olması nirvanadır.

Şiva’nın bu sutraları en eski, en kadim tekniklerdir. Ama onlara en son teknikler de diyebilirsiniz çünkü onlara eklenebilecek bir şey yoktur. Zihni arındırmanın ve zihni aşmanın bütün yollarını ve bütün imkanlarını içermektedir. Şiva’nın 112 yöntemine tek bir yöntem bile eklenemez. En eski yöntemler olmalarına rağmen en son, hatta en yenidirler. Yaşlı tepeler kadar eski -yöntemler ebedi gibidir- güneşte bir çiğ damlası gibi yenidirler çünkü hala çok tazedirler. Bu 112 meditasyon yöntemi zihni dönüştürme bilimini oluşturur.

Bu 112 meditasyon yöntemi, zihni aşma biliminin tamamını oluşturur. Onları teker teker ele alacağız. İlk önce düşünsel olarak kavramaya çalışacağız. Ama zekanı yalnızca bir araç olarak kullan, bir efendi olarak değil. Onu bir şey anlamak için bir araç olarak kullan ama onunla engeller yaratma. Bu teknikler hakkında konuşurken, geçmiş bilgini, bilişini, topladığın her tür bilgiyi bir kenara bırak. Onları kenara bırak. Onlar yalnızca yolda birikmiş tozlar.

Şiva 112 yöntem önerir. Olası bütün yöntemler bunlardır. Eğer hiçbir şey yerine oturmuyorsa, hiçbir şey bunun senin için olduğu hissini vermiyorsa, o zaman senin için yöntem kalmamış demektir. Bunu hatırla. O zaman tinselliği unut ve mutlu ol. O zaman o senin için değildir.

Vigyan Bhairav Tantra’da her tür zihin hesaba katılmıştır. Tantra’da olası her tür zihin için bir teknik verilmiştir. Onca zaman içinde, ‘Bu 112 yöntem benim için faydasız,’ diyen tek bir kişi çıkmamıştır, tek bir kişi çıkmayacaktır. İmkansız! Bu imkansızdır!

Kendine uygun bir teknik seç, bütün enerjini ona ada; göreceksin ki bir daha asla eskisi gibi olmayacaksın.

Eğer bir teknik sana uygunsa, olduğun her şeyin farkına varmanı sağlayacak. Anarşin, zihnin, deliliğin, her şey aydınlığa çıkacak. Sen karanlık bir yığından başka bir şey değilsin. Teknik uygunsa, sanki aniden ortalık aydınlanmış ve tüm yığın görünmüş gibi olur. İlk defa kendinle, olduğun halinle karşılaşacaksın. Işığı kapatıp yeniden uykuya dalmak isteyebilirsin. Bu korkutucudur. İşte bu noktada ustanın faydası olur. Der ki: ‘Korkma. Bu yalnızca başlangıç. Ve ondan kaçma.’

Başta bu ışık sana ne olduğunu gösterir ve eğer devam edebilirsen, seni ne olabileceğine dönüştürür.


İlk 9 teknik nefes ile ilgilidir.

Nefes hakkında bir şeyleri anlamalısın ondan sonra tekniklerde ilerleyebiliriz. Doğum anımızdan ölüm anına kadar sürekli olarak nefes almaktayız. Bu iki nokta arasında her şey değişir. Her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz, yaşam ve ölüm arasındaki değişmeyen tek şey nefes almaktır. Çocuk genç birine dönüşür, genç ise yaşlanır. Kişi hastalanır, bedeni çirkinleşir, her şey değişir. Mutlu olabilir, mutsuz olabilir, acı içinde olabilir, her şey değişmeye devam eder. Doğum ve ölüm arasında her ne gerçekleşirse gerçekleşsin, kişi nefes almak zorundadır.

Mutlu ya da mutsuz, genç ya da yaşlı, başarılı ya da başarısız ol – her ne olursan ol- bu önemsizdir. Tek şey kesindir: Doğum ve ölümün iki noktasının arasında nefes almak zorundasın. Nefes almak süregelen bir akıştır, hiçbir aralık mümkün değildir. Eğer tek bir an nefes almayı unutmuş olsan, artık olamazdın. İşte bu yüzden senden nefes alman talep edilmez çünkü bu çok zor olurdu. Birisi tek bir an için bile nefes almayı unutmuş olsaydı, o zaman hiçbir şey yapılamazdı.

Yani, gerçekten sen nefes almıyorsun, çünkü nefes alman için sana ihtiyaç yok. Hızlıca uykuya dalıyorsun ve soluma devam ediyor; bilinçsizsin ve soluma devam ediyor; derin bir komadasın ve soluma devam ediyor. Sana gerek bile yok; nefes alıp vermek sana rağmen devam eden bir şey.

Nefes olmazsa canlı olamazsın bu yüzden yaşam ve nefes eş anlamlı sözcüklere dönüşür. Nefes alıp vermek, yaşamın mekanizmasıdır ve yaşam, nefes alıp verme ile derinden ilişkilidir. Bu yüzden Hindistanda biz ona Prana ismini verdik. Prana, yaşam gücü ve canlılık anlamına gelir. Nefesiniz yaşamınızdır. Nefesiniz sizinle bedeniniz arasındaki bir köprüdür.

Nefes, sürekli olarak sizinle bedeniniz arasında köprü kurar, sizi bedeninize bağlar. Nefes sadece sizinle bedeniniz arasında bir köprü değildir ayrıca sizinle evren arasında da bir köprüdür. Bedeniniz, size gelen ve sizin en yakınınızdaki evrendir. Bedeniniz evrenin bir parçasıdır. Bedenin içindeki her şey evrenin bir parçasıdır – her bir parçacık, her bir hücre.

Nefes köprüdür. Eğer köprü yıkılırsa, artık bedeninizde bulunmazsınız. Eğer köprü yıkılırsa, evrende bulunmazsınız. Bu durumda, bilinmeyen bir boyuta doğru ilerlersiniz ve artık uzay/zamanda bulunamazsınız. Bu yüzden, nefes ayrıca sizinle uzay/zaman arasında da bir köprüdür. Tüm bu sebeplerden ötürü, nefes çok önemli hale gelir – en önemli şeydir. Bu yüzden ilk 9 teknik nefesle ilgilidir. Eğer nefesinizle bir şeyler yapabilirseniz, aniden şimdiki an’a dönersiniz.

Eğer nefesinizle bir şeyler yaparsanız, yaşamın kaynağına ulaşırsınız. Eğer nefesle bir şeyler yaparsanız, zaman ve uzayı aşabilirsiniz. Eğer nefesle bir şeyler yaparsanız, hem dünyada hem de onun ötesinde olursunuz. Nefes iki noktaya sahiptir. İlki, bedeninize ve evrene dokunduğu yerdir, ikincisi ise size dokunan ve evreni aşan yerdir. Biz nefesin sadece tek bir bölümünü biliyoruz. Nefes evrene ve bedene taşındığında, bunu biliriz. Fakat nefes ayrıca bedenden bedensiz olana ve bedensiz olandan bedene de ilerler.

Diğer noktayı ise bilmiyoruz. Diğer noktanın farkına vardığında, köprünün diğer parçasının diğer kutbunun farkına vardığında, anında dönüştürüleceksin, farklı bir boyuta doğru ilerleyeceksin. Fakat şunu hatırla, Şiva’nın söyledikleri Yoga değildir, Tantra’dır. Yoga da nefes üzerine çalışır fakat yoga ve tantranın çalışmaları temelde farklıdır.

Yoga, nefesi sistematik hale getirmeye çalışır. Eğer nefesinizi sistematik hale getirirseniz daha sağlıklı olursunuz. Eğer nefesinizi sistematik hale getirirseniz, nefesin sırlarını öğrenirseniz daha uzun ömürlü olursunuz, daha sağlıklı olursunuz ve daha uzun yaşarsınız, daha güçlü olursunuz, daha çok enerjiyle dolarsınız, daha canlı ve daha genç olursunuz. Tantra bunlarla ilgilenmez. Tantra, nefesin herhangi bir şekilde sistematik bir hale getirilmesiyle ilgilenmez fakat nefesi, içe dönmek için bir teknik olarak kullanır.

Kişi, belirli bir nefes tarzını (nefesin belirli bir sistemi ya da nefesin belirli bir ritmi) uygulamak zorunda değildir- hayır! Kişi, olduğu gibi nefes almalıdır. Kişi sadece nefesin belirli noktalarının farkında olmalıdır. Belirli noktalar vardır fakat biz onların farkında değiliz. Nefes almaktayız ve nefes almaya devam edeceğiz – nefes alarak doğarız ve nefes vererek ölürüz- fakat belirli noktaların farkında değiliz. Bu çok tuhaftır.

İnsan, uzayın derinliklerini inceliyor ve araştırıyor. İnsan, Ay’a gidebiliyor ve Ay’ın da ötesine gitmeye çalışıyor fakat kendi yaşamının en yakın parçasını henüz öğrenebilmiş değil. Nefesin içerisinde henüz gözlemlemediğiniz belirli noktalar vardır ve bu noktalar kapılardır -farklı bir dünyaya, farklı bir oluşa, farklı bir bilince girebileceğiniz size en yakın kapılardır fakat onlar çok inceliklidir.

Ay’ı gözlemlemek çok zor değildir. Hatta Ay’a ulaşmak da çok zor değildir; bütüncül bir yolculuk gerektirir. Makinelere, teknolojiye ve birikmiş bir bilgiye ihtiyacınız vardır ve ardından Ay’a ulaşırsınız. Nefes alıp verme size en yakın şeydir, bir şey ne kadar yakınsa onu algılamak daha çok zorlaşır. O, size o kadar yakındır ki sizinle nefesiniz arasında bir boşluk yoktur. Ya da öylesine küçük bir boşluk var ki çok titiz bir incelemeye ihtiyaç var, ancak o zaman belirli noktaların farkına varırsın.


VİGYAN BHAİRAV TANTRA MEDİTASYON TEKNİKLERİ

A) BAKMA ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

B) BOŞLUK ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

C) CİNSELLİK ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

D) DURMA ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

E) FARKINDALIK ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

F) HAYAL ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

G) HİSSETME ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

H) IŞIK ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

I) KARANLIK ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

J) KENDİNİ HATIRLAMA ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

K) NEFES ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

L) ÖZ BENLİK (BİLİNÇ) ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

M) RAHATLAMA VE İÇSEL MERKEZ ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

N) SES ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

O) TANIK OLMA ÜZERİNE MEDİTASYON TEKNİKLERİ

Leave a Comment